Ortadoğu'da ve aslında bütün dünyada tarih, büyük ve her gün artan bir hızla akıyor. Dün artık bitti, tamam, denilen gelişmeler bir gün bile geçmeden, saatler içinde değişiyor, hükümsüz hale geliyor ya da bir kenara atılıyor.
Suriye’de emperyalistler ve Türkiye marifetiyle Şam’a yerleşen dinci faşist güruh, Alevilere (ve Hristiyanlara) yönelik acımasız katliamlarına hız verdi. Kadın ve çocukların da aralarında olduğu katledilen Alevi yurttaş sayısı kimi kaynaklara göre şimdiden 3000’e (6000 bin diyen de var) yaklaştı.
UKH, kurucusu ve önderi Öcalan, kurucusu olduğu PKK'nin ömrünü tamamladığını ve kendini fesh etmesi gerektiğini ilan eden bir çağrı yaptı. Çağrıya göre, PKK'nin silah bırakması, Kongre toplaması ve fesih kararını alması gerekiyor. PKK Kongresi, bu çağrıya uyacak mı, sonuç ne olur bilmiyoruz.
Rusya'nın, Donbass'ın iki Halk Cumhuriyeti'ni (Luhanks ve Donetsk Halk Cumhuriyetleri) faşist Ukrayna rejiminden, onun içinde iyice yuvalanıp kurumlaşmış “neo-nazi”lerden ve emperyalist saldırılardan korumak amacıyla başlattığı “Özel Askeri Operasyon”, dünyadaki tüm dengeleri bozdu ve yeni dengelerin kurulmasının yolunu açtı.
“Bir halk ki tekme-tokattan başka bir şey görmez, gerçekten toplumsal devrimi yapacak halk işte o halktır...”
Engels, egemen sınıfın emekçi sınıflar üzerindeki baskı ve terör politikasının nasıl sonuçlar doğuracağını işte bu mükemmel ifadeyle özetlemişti.