Salı, Kas 21st

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Eylemleri En İleri Noktaya Götürmek

Devrimci durumun ya da devrimci krizin derinleşmesi, işçi sınıfının ve emekçi halk kitlelerinin kapitalizme karşı verdikleri mücadelenin yararınadır. Sürecin derinleşmesi, anti-kapitalist mücadelenin gelişmesi ve emekçilerin iktidara gelmesi için uygun politik koşullar yaratır. Bu durumdan yararlanmak ve krizi derinleştirmek için devrimci mücadeleyi yükseltmek emekçilerin temel bir görevidir.

Hedefli ve bilinçli eylemlerin temposu ne kadar sık, harekete geçirdiği insanların sayısı ne kadar fazla ve ne kadar etkinse, amaç o denli yakınlaşmış olur. Türkiye ve Kürdistan’da kitlelerin devrimci eylemleri sürdürmede gösterdikleri azim ve kararlılık nasıl bir bilinç düzeyine ve enerjiye sahip olduklarını gösteriyor.

Bu topraklarda, ekonomik mücadelenin uzun bir tarihi olmakla birlikte, politik mücadele öne çıkan ve baskın gelen bir mücadele olmuştur. Politik mücadele, ekonomik mücadeleye göre, tarihe daha büyük bir itiş verir; dolayısıyla hedefi daha kısa sürede gerçekleştirir.

Marx, bir keresinde İngiltere ve Fransa’yı bu açıdan karşılaştırır. İngiltere’nin ekonomik gelişmeyle uzun bir tarihi dönem de sağladığı değişimi, Fransa politik yolla, devrimle çok kısa sürede gerçekleştirir. Aynı karşılaştırmayı “Frankfurt okulu’ndan Jurgen Habermas da yapıyor. Ama daha sınırlı ve dar olarak. Habermas, İngiliz devriminin uzun süre de -yüzyıllarca süren bir zamanda- gerçekleştirdiği kamusallığı, Fransız devriminin nasıl çok kısa süre de gerçekleştirdiğini anlatır.

Devrimci durum ortamında, sınıf savaşımında, politik araçların rolü, diğer dönemlere göre, belirgin olarak ön plana çıkar. Biz de, kitlelerin politik devrimci etkinliği, esas olarak, politik temelde gelişti. Devrimci politik mücadele doğrudan doğruya burjuvazinin sınıf egemenliğini yıkmaya yöneliktir. Bu yüzden politik mücadele yarım yüzyıldır çok şiddetli geçiyor. Ne kadar şiddetli geçerse geçsin, emekçi kitleler, düşman karşısında avantajlı duruma geçmek için, iktidarı ele geçirmelidir.

Kuşkusuz, insan, yurttaş olmaktan, politik insan olmaktan daha fazlasıdır. Fakat geleceğin özgür insanına ya da insani özgürlüğe varmak için politik araçlara başvurmak işçi sınıfı için bir zorunluluktur. Devrimci sınıf, devrimci hedefine varmak için, politik araçlara başvururken, bu araçların insanlığın geleceğin de olmayacağının bilincindedir. Zaferden sonra, onları terketmek üzere politik araçlara başvurur.

Devrimci politik araçları etkin biçimde kullanarak, proletaryanın kurtuluşunu hedefleyen devrimci programı gerçekleştirebiliriz. Daha geniş olarak devrimci dönemler, programın teorik alandan, pratik alana aktarıldığı dönemlerdir. Şunun da bilincindeyiz; programın bütünlüğü, devrimden önce başlayan ve devrimle birlikte devam eden bir dönemin tümü boyunca hayata geçer.

Bu, büyük tarihsel olayların gerçekleştiği, yeni bir topluma geçiş dönemidir. Her şeyde olduğu gibi, devrimci sürece de sıradan bir bakış açısıyla bakanlar, tam da böylesine bir dönemde eylemleri yükseltmek ve en yüksek biçimlerine çıkarmak gerektiğini anlayamazlar. Dolayısıyla, kitle eylemlerinin en üst biçimine çıktığı, yeni bir toplumsal devrimler çağını da kavrayamazlar. Bu topraklarda koşullar büyük tarihsel dönüşüme gebe. Bize düşen, devrimle bu süreci hızlandırmak ve önderlik etmektir.

İşçi kitlelerinin toplumsal mücadelesinin ilk hedefi politik özgürlük olsa da, nihai (sanal) hedefi kesinlikle bu değildir. Nihai hedef, insani özgürlüktür yani toplumsal kurtuluştur. Gerçek özgürlük ya da nihai özgürlük devlete göre değil, ekonomiye göre, emekçilerin ekonomik ilişkilerine göre açıklanmalıdır. İnsani özgürlük için esas sorun, toplumun sermayeden özgürleşmesidir. İnsani özgürlük için esas sorun, toplumun sermayeden özgürleşmesidir. İnsanların ekonominin baskısından kurtarılmasıdır. İnsanın nesneleri yöneteceğine, nesnelerin insanı yönettiği bu toplumda insani bir özgürlükten sözedilebilir mi? O halde özgürlük, ekonomik zorunluluğun ötesinde ve ilerisinde başlar.

Bir olgu oluşum halindeyse, henüz son şeklini almamışsa; bununla ilgili görüşlerin son biçimini aldığı, bilimin son taşının da döşendiği anlamına gelmez. Fakat gelişmelerin genel yönünü, genel eğilimini ortaya koyabiliriz.

Devrimci durumun doğması, devrimi de güncelleştirdi. Gelişmenin yönü ya da eğilimi devrime doğrudur. Buna ilişkin saptamalarımız doğru çıkmıştır; çünkü olaylar önlenemez biçimde devrim yönünde ilerliyor, sınıf savaşımı bu yönde gelişiyor.

Bu Marksist yöntemi sadece yerel gelişmelere uygulamadık; küresel gelişmelere de uyguluyoruz. Buna dayanarak, 90 başlarında başlayan yüzyılın toplumsal ayaklanmalar ve toplumsal devrimler yüzyılı olacağını belirttik. Çağdaş gelişmenin tartışmasız yönü budur. 21. yüzyılın ilk devrimleri, çağın ana yönü hakkında güçlü veriler sunuyor bize.

Devrim dönemlerinde, sınıfların ve toplumsal, siyasal grupların güncel olaylar karşısındaki konumlanışı, diğer dönemlere göre daha berraktır. Başka zamanlar suyu istediği kadar bulandıranlar, bu dönemlerde aynı rahatlığı bulamazlar. Görüş, politika, taktik, mücadele anlayışı vs. hepsi ve bütünlüklü olarak da siyasi grubun kendisi dönemin pratik sınamasından geçer. Dolayısıyla muğlaklık, belirsizlik ve ikircilik içinde olan küçük burjuva sosyalist çevreler, hiç olmadıkları kadar teşhir olurlar ve etkilerini yitirirler. Bir süredir yaşanan budur.

Dönemin bir özelliği de ani büyük olayların oluşmasıdır. 31 Mayıs 2013’te patlak veren Haziran Halk Ayaklanması böyle aniden oldu. Ama böyle bir ayaklanmanın bütün koşulları önceden oluşmuştu. Sadece hangi olayın bir ayaklanmaya yolaçacağı bilinmiyordu. Aynı koşullar bugün de var. Bütün mesele, işçi sınıfı ve siyasi devrimci güçlerin buna hazır olmasıdır. Öncü, böyle bir süreçte etkin bir rol oynayabilir ve yönlendirici olabilir.

Eğer, devrimci bir bakış açısına sahip değilsen ve devrimin güncelliğinden hareket etmiyorsan, patlak veren eylemlere enerjik biçimde yaklaşamazsın; yığınların devrimci mücadelesine en büyük ateşlilikle destek veremezsin. Oysa yapılması gereken, devrimci kitle eylemlerine en büyük desteği vermektir. Çünkü, devrim, devrimci eylemlerin en ileri noktaya dek götürülmesiyle gerçekleşir.

C.DAĞLI

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1