
Devletin kapitalist düzenin çürümesinin daha da derinleşeceğini öngörüp, olası ayaklanmaları veya kitlesel hareketleri ve gençliğin mücadeleyle tanışmasını engellemek adına ortaya koyulmuş önceki baskı politikalarının daha kapsamlı bir versiyonu devrede.
Emperyalist savaşların dünyanın her yerine yayılması ile Türkiye dahil birçok ülkenin emperyalizme bağımlılığının açıkça ortaya çıkması sonucu, insanların politikleşmesi ve beraberinde, Mart Ayaklanmasından sonra, daha geniş ölçekli ikinci bir ayaklanma yaşanma olasılığı, sermayenin azılı kabusudur.
Mart Ayaklanması'nın bir sonucu olarak gençliğin politik bilinç alanında muazzam bir sıçrama yaşaması, burjuvazinin vaatlerine sırt çevirip sokağa dönmesiyle birlikte yeni bir aşamaya geçen devlet baskısı, artık çok daha geniş bir kitleyi çemberine alıyor. Ve son "Terörsüz Türkiye" genelgesi, kampüs sınırlarının ötesine geçerek öğrencilerin çevresindeki insanları "Huzur ve Güveni Artırma" adıyla, polis için istihbarat elemanı yapmaya çalışarak, öğrencilerin her alanını bir polis karargahına dönüştürmeyi hedefliyor.
MESEM'lerde işçi cinayetlerinde, yurtlarda asansör kazalarında katledilen ve maddi sorunlardan intihar eden öğrencilere gözünü kapatan, hatta üstünü örtmeye çalışan devlet, bu sorunlara sesini çıkaranları aktif takibe alıyor ve bu amaçla kullanabileceği her şeyi öne sürüyor.
DÖB’lü Bir Öğrenci