Küçük burjuvazi, özel mülkiyete dayandığı için, toplumsal doğası gereği, burjuvaziye, büyük mülkiyete karşı bağımsız bir tavır geliştiremez. Küçük burjuva siyaset, küçük burjuva muhalefet de, küçük mülk sahiplerinin sınıfsal yapısından hareket ettiği içindir ki, burjuva güçler karşısında bağımsız bir politik çizgi izleyemiyor. Küçük burjuva muhalefet, küçük burjuva sosyalistlerinde de oluşsa, izlenen siyasetin küçük burjuva karakteri değişmiyor. İzlenen siyaset uzlaşma siyasetidir.

Küçük mülk sahipleri çıkarlarının kapitalist özel mülkiyet düzeninde olduğunu söylese de, işler yolunda gittiği zaman, bu düzeni övse de, sermaye büyüdükçe, sefalete sürüklenmekten kurtulamaz. Böyle zamanlarda kapitalizme karşı tavrı, eleştirel, tepkisel, dengesiz, keskin vb. özelliklere bürünür. Küçük burjuva devrimciliğini besleyen bir kaynak haline gelir.

Küçük burjuva devrimciliği Türkiye ve Kürdistan’da, son elli yılın ilk on yılını kapsar esas olarak. Diğer zamanlardaysa politik çizgisi özsel olarak uzlaşmadır. Devrimci mücadeleyi uzun süreli olarak götüremediği için, burjuvazinin kabul edebileceği çerçevede siyaset yapmayı esas çizgi durumuna getirdi. Seçimlerde ve diğer zamanlarda burjuva muhalefetin ardına takılmak, onların ilerde yaratacağı ortamda daha rahat siyaset yapma hayallerinden ileri geliyor.

Tamamen uzlaşmacı, reformist bir çizgi izleyen bu çevreler, devrimci kitleleri, burjuva partilerinin destekçisi durumuna getirmek için son derece iğrenç yöntemlere başvuruyorlar. Somutlamak gerekirse, burjuva muhalefetin, burjuva niteliğini emekçilerin gözünde gizlemek için, onu burjuva muhalefet değil, yalnızca “Muhalefet Bloku” olarak tanımlıyorlar. Siz burjuva muhalefetin adını değiştirdiniz diye, onun burjuva niteliği değişmiyor ki. Bu, sizin gerçeği saklamak için ne kadar alçaldığınızı gösteriyor o kadar.

Kitleleri aldatmak, dolandırmak ve oyalamak için söyledikleri bununla sınırlı değil. Burjuva cumhuriyetini ve onun arkasında duran burjuva çıkarlarını emekçilere kabul ettirmek için, ne cambazlıklara, demagojilere, kurnazlıklara başvuruyorlar. Burjuva cumhuriyetin burjuva içeriğini gözlerden saklayarak, ona sadece “cumhuriyet” demeyi tercih ediyorlar. Hem de tüm niteliği sonuna kadar açığa çıkmış, neredeyse yüz yıllık bir tarihi geçirdikten sonra. Burjuva Cumhuriyet, burjuva toplumun politik biçimidir. Biçimi belirleyen onun burjuva içeriğidir. Reformist çevreler, tam da bu burjuva, sömürücü, baskıcı içeriğin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Böylece işçilerin, emekçilerin toplumsal kurtuluş kavgasına karşı, burjuvazinin yanında saf tutmuş oluyorlar. Bu tam bir burjuva uşaklığı politikasıdır.

Reformistler ve oportünistler, cumhuriyetin gerici-burjuva niteliğini gözlerden kaçırmakla kalmıyorlar, CHP’nin de gerici burjuva karakterinin üstünden atlıyorlar. Geçmişi bir yana, bugün bütün burjuva partilerin, sınıfsal özü burjuvadır, tekelci sermayenin partisi olmaktır. İktidardaki partinin sınıf özüyle, muhalefetteki partilerin sınıf özü arasında bir fark yoktur. Hepsi de, gerici ve zamanını doldurmuş bir sınıfın politik hareketidir. Hepsi de sırayla iktidara geldi. Ve hepsi de burjuva iç savaş hükümeti (iktidarıdır). 12 Mart’tan bu yana tüm iktidara gelen partiler-koalisyonlar faşist devlete, faşist yasalara dayandı. Hepsi de baskı ve sömürü toplumunu sürdürmek için uğraştı. İşçi sınıfına karşı, komünist harekete karşı, hepsi tek bir düzen partisidir; birleşik karşı devrimdir. Bir kimse, her şeyiyle burjuvazinin yanına geçmedikçe, bu gerçeklere gözünü kapayamaz.

Küçük burjuva muhalefet hareketleri, burjuva muhalefeti, CHP’yi destekledikleri için yıpranmaktan, teşhir olmaktan kurtulamazlar. Burjuva muhalefetin kazandığı belediyeler, yöneticilerinin aileleri için bir gelir kaynağı haline gelince, reformistler yaygara koparmaya başladı; “Bu, bize ihanettir.” Kendilerini o kadar, burjuva güçlerle yakın görüyorlar ki, onların kendilerine bu kötülüğü yaptığını söylüyorlar. Tabi asıl niyetleri burjuva muhalefeti iktidara taşımak olduğu için, o zamana kadar bir kazanım olmasını istemiyorlar. Bunun için de burjuva partisine akıl vermekten geri kalmıyorlar. Fakat, sizin akıl vermenize gerek yok. CHP lideri, uyulması gereken “7 kuralı” açıkladı zaten. Bunların hepsi göstermelik. Günlük ilişkilerde kapitalist toplumun ilkeleri işler. Özel çıkar elde etmek, kapitalist toplumun ilkesidir. Dolayısıyla, herkes elde ettiği konumu, özel çıkar elde etmek için kullanır. Siz ne kadar öfkelenirseniz öfkelenin, bu toplum, kendi yaşam ilkesine göre davranır. Ama siz, öylesine burjuvazinin etkisine girmişsiniz ki, içinde yaşadığımız toplumun temel anlayışını bile unutmuşsunuz.

Reformistlerin ve oportünistlerin bazıları geçmişte devrimciyken, bugün burjuva güçlerin basit birer siyasi eklentisi, birer oyuncağı oldular. Bu iş, proletaryanın devrimci ilkelerinden ödün vermekle başlar. Ödünler, yeni ödünlere kapı açar. Burjuva partilerin her attığı adım sert olarak eleştirileceğine, onların peşinde giden kitlelerin bu tavrı eleştirileceğine doğru karşılandı, destek verildi. Yani onlarla, geri kitlelerle uzlaşmaya gidildi. Zorunlu olarak, her uzlaşma yeni uzlaşmaları getirdi. Sonunda burjuvaziyle sınıf işbirliği noktasına gelindi.

Burjuva muhalefet güçlerine verilen hararetli desteğin amacı, ezilen ve sömürülen kitleleri, burjuvaziye, onun sınıf egemenliğine karşı doğrudan eylemden alıkoymak ve böylelikle burjuvazinin sınıf egemenliğini güvenceye almaktır. Çünkü burjuva egemenliği, burjuva muhalefeti de kapsar. Kaldı ki bugünkü muhalefet, her dönem, muhalefet değildir. Zaman zaman iktidar olmuştur. Dolayısıyla doğru bir tavır almak için, burjuvazinin sınıf egemenliğini ve bu egemenliğin tüm kurum ve araçlarını yıkmayı hedeflemeliyiz. Bunun için de, proletaryanın devrimci sınıf konumundan hareket etmemiz ve proletaryanın bağımsız sınıf politikasını izlememiz gerekiyor.

İşçi sınıfının bağımsız politik çizgisi burjuvaziye karşı ideolojik, siyasi, örgütsel, pratik eylem bütünlüğünü kapsar. Bu kapsamlı yaklaşımı sınıf savaşının canlı pratiğine uygulamamız gerekiyor. Devrim günün sorunu ve dolayısıyla günün görevi durumundaysa -ki öyledir-, işçi sınıfının bağımsız politik hattı, devrimi pratik olarak örgütleme görevi temelinde yürütülür.

Bağımsız sınıf politikası burjuvazinin bütünlüğüne, mülk sahiplerine karşı izlenmelidir. Bir çok çevrenin yaptığı gibi, yalnızca egemen sınıfın bir kesimine karşı olmakla sınırlandırılmaz. Proletaryanın bağımsız çizgisi, sadece siyasi iktidara karşı değil, burjuva muhalefete karşı da izlenmelidir. Hatta bugünün somutunda esas mesele, burjuva muhalefet karşısında proleter devrimci bağımsız bir hat izlemektir. Çünkü işçileri, emekçi halkı düzende tutmak, burjuvazinin peşine takmak isteyen bu güçlerdir. Muhalefette olmak, onlara aldatıcı “demokrat” görünümü kazandırıyor. Kitleleri devrimci kavgadan uzaklaştırmak isteyen burjuva muhalefettir ve küçük burjuva muhalefettir. Siyasi iktidar, faşist politik karakteri, kitlelere karşı saldırgan, katliamcı politikasıyla kendini yeterince teşhir etti. Kitlelerin iktidara karşı savaşmasında bir sorun yok ve savaşıyor. Ama burjuva muhalefet, kitlelerin karşısında aldatıcı bir konumda. Burjuva muhalefetin gerici aldatıcı konumu teşhir edilmelidir.

Toplumsal sınıf konumu gereği, burjuvazinin bütününe karşı, proleter sınıf, bağımsız sınıf politikası izleyebilir. Devrimci sınıf her koşulda kendi görüşleri, kendi programı doğrultusunda davranmalıdır. Her yerde, her zaman kendi hedeflerini hayata geçirmek için savaşmalıdır.

C. DAĞLI