Yazmaya Devam Edeceğiz

 

Özgür basın emekçileri, meslektaşlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalara dikkat çekmek üzere İHD İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. “Özgür Basın Susturulamaz, Buradayız İşimizin Başındayız” pankartı asılan açıklamaya çok sayıda basın emekçisi katıldı.

Gazeteciler adına yapılan açıklamayı Emre Orman okudu ve gözaltı, tutuklama, baskı ve sansüre son verilmesi çağrısı yaptı.

İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da ESP’ye yönelik operasyonda ETHA muhabiri Pınar Gayıp’ın evinin basılarak gözaltına alınmasına, İsminaz Temel hakkında da yakalama kararı çıkarılmasına tepki gösterilen açıklamada, baskın sırasında polislerin ETHA’nın bürosunda hard diskler, kameralar, çok sayıda dijital materyaline ve 6 bin 600 lira paraya el konulduğu da söylendi.

“Yaşanan bu son operasyon bize gerçeğin sesini korkusuzca haykırmanın bu ülkede hangi bedellere sebebiyet verdiğini bir kez daha göstermiş oluyor. Biz gazeteciler olarak bu saldırıların ne ilk ne de son olmadığının farkındayız. Ülkede daha önce birçok kez yaşanan ve sümen altı edilmeye çalışılan olayları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeye çalışan bizler, iktidar ve onun güdümündeki yandaş basına karşı halkın doğru haber alma hakkını savunuyoruz. Ve bunu savunduğumuz ölçüde siyasi iktidarın saldırılarına ve hedef göstermelerine maruz kalıyoruz” denildi açıklamada.

Van’da helikopterden atılan iki kişinin haberini yaptıkları gerekçesi ile Mezopotamya Ajansı muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile Jinnews Muhabiri Şehriban Abi ve Gazeteci Nazan Sala’nın tutuklandığını öte yandan Mezopotamya Ajansı’nın Muhabiri Mehmet Aslan’ın da yaptığı haberler nedeniyle geçen hafta tutuklandığı hatırlatılan açıklamada Türkiye’nin adeta gazeteci hapishanesine dönüştüğü vurgulandı.

“Türkiye’de şu anda en az 90 gazeteci tutsak durumda. Dünya genelinde ise en çok gazetecinin tutuklandığı ikinci ülke, Türkiye’dir. Bu ülkede işçilerin, Kürt halkının, kadınların, LGBTİ+’lerin ve tüm ezilenlerin sesi olarak yola çıkmış biz özgür basın emekçileri için bu saldırılar artık ‘olağan bir’ hal almaya başladı. Ancak alışmıyoruz. AKP-MHP siyasi iktidarının tüm baskı, sansür, yasaklamalarına karşı ayakta ve işimizin başında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” denilen açıklama “Bizler onurlu bir tarihe sahip gazetecileriz. Baş eğmeyenlerin sesiyiz ve baş eğmeye de niyetimiz yok” denilerek sona erdi ve gözaltındaki ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

ETHA editörlerinden Nadiye Gürbüz de polisin bir hırsız gibi bürolarına girdiğini söyleyerek, birçok materyallerine el koyduklarını söyledi, “Biz sosyalist basın emekçileri olarak bugüne kadar çok kez gözaltına alındık, tutuklandık ve hemen hemen bütün tutuklanma gerekçeleri ise diğer basın emekçilerinde olduğu gibi yaptığımız haberler ve bunlardan duyulan rahatsızlıktır. Son dönemde yaşanan gözaltında özellikle Boğaziçi’ndeki öğrencilerin militan kararlı mücadelesinden ve diğer üniversitelere yayılan bu mücadeleyi bizim gençliğin sesini duyurma ve aynı zamanda sarayın darbeci zihniyetine karşı mücadelesinden bağımsız görmüyoruz” dedi.

Geçen hafta Mehmet Aslan’ın gözaltına alınıp, tutuklandığını dile getiren Mezopotamya Ajansı Muhabiri Naci Kaya da ev baskınında kendisinin de evde bulunduğunu, polislerin kitap ve haber notlarını “suç delili” saymalarının ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.

Kitap ve haber notlarının “Örgüt üyeliğine delil’ olarak kabul edilmesinin dahi suçlamayı en baştan çürüttüğünü söyleyen Kaya, “Yaptığımız haberler sürekli olarak gerekçe gösteriliyor. Birçok gazeteci arkadaşımız tutuklu. Baskı ve tutuklamalara karşı Musa Anter’in kök saldığı çınarın altında, hakikatin sesini her koşulda halka ulaştırmaya devam edeceğiz” dedi.