2 Temmuz 93’te faşist devletin dinci faşistler eliyle çoğunluğu Alevi olan devrimci sanatçıları, Alevileri ve gençleri Madımak Oteli’nde yakarak katletmesinin üzerinden tam 30 yıl geçti.

Dinci-faşistleri örgütleyerek ve silahlandırarak, şenliğe katılan halkın üzerine salan faşizmin bu saldırısı sonucunda 33 devrimci, ilerici sanatçı ve aydın hayatını kaybetti, birçok insan yaralandı. Bu faşist katliam, tıpkı daha öncesinde gerçekleşen Maraş, Çorum katliamları ve 93’ten sonra da yaşanan Gazi, Roboski, Suruç, Ankara katliamları gibi tepeden tırnağa planlı bir devlet katliamıydı.

Sivas katliamının gerçekleştiği süreç işçilerin, Kürt halkının, Alevilerin mücadelesinin güçlendiği ve bu mücadeleden korkan faşizmin dizginsiz bir devlet terörü ve katliamlar ile ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemdi. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak isteyen devrimci, ilerici sanatçılar, aydınlar, gençler, kadınlar ve Alevilerin Madımak’ta katledilmesi bu katliam politikalarının bir sonucuydu. Ancak geçmişten bugüne faşizmin bu katliam politikaları halkları korkutmak, sindirmek bir yana dursun, ezilen halkların ve ezilen inanç topluluklarının öfkesini bilemektedir.

Bugün, bu katliamlar politikası ve saldırganlık tüm hızıyla sürmektedir. Dinci-faşizm ezilen inanç topluluklarının inançlarına saldırarak, Alevileri yok sayan, gerici-faşist anlayış ile baskı altına almaya çalışmaktadır. Bütün bir toplumu baskı ve şiddet ile yönetmeye çalışan dinci faşizm, her fırsatta ezilen halkları ve ezilen inanç topluluklarını tehdit ederek, dinci-gerici güçleri her yerde palazlandırmakta ve bu devlet destekli gerici güçler Alevilere, Kürt halkına, kadınlara, devrimci güçlere karşı birer tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. Çünkü sermayedarların, dinci-faşist iktidarın devrimden, ayaklanmadan duyduğu korku, bugün düne göre çok daha güçlüdür. Yıkılmaya karşı ayak diremelerinin tek yolu, her türlü saldırganlığın, gericiliğin önünü açmak olarak halkların karşısına çıkmaktadır. Ekonomik çöküşün derinleştiği, işsizlik, yoksulluk ve açlığın katlanılmaz hale geldiği, geleceksizliğin toplumu isyan noktasına getirdiği bugünlerde, seçim aldatmacısı ile hiçbir kurtuluşun gelmeyeceği, bir kez daha geniş kesimler tarafından açıkça görülmüştür.

Kurtuluş, gerçek özgürlüklerimizi kazanacağımız ve yeni katliamların tamamen engellenebileceği bir halk devrimiyle gelecek! Bunun için sokak sokak, ev ev örgütlenmekten, faşizme karşı sokağa çıkmak günün acil görevidir! Gün faşizme karşı örgütlenme, güçlerimizi birleştirme, yaşam alanlarımızda ve iş yerlerinde anti-faşist örgütlülükler kurma günüdür.

Yeni Sivaslar yaratmak isteyenlerin düzenine karşı örgütlü güçlerimizi büyütelim, öfkemizi bileyelim! Sivas Katliamının 30. yıldönümünde bulunduğumuz bütün alanlarda sokağa çıkalım, faşizme karşı mücadeleyi büyütelim!


DÜN MARAŞ’TA BUGÜN SİVAS’TA, ÇÖZÜM FAŞİZME KARŞI SAVAŞTA!

FAŞİZMİ DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞACAĞIZ!

SİVAS’IN IŞIĞI SÖNMEYECEK!

MÜCADELE BİRLİĞİ PLATFORMU