Marx, 1847'de Komünist Manifesto'yu yazmaya başlarken “Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti” diye yazmıştı. ...

Artık savaş adımlarından, girişim ve kışkırtmalardan, fiili savaşlardan başımızı kaldıramaz olduk. Her gün bir cephede, bir bölgede ani patlamalar şeklinde gelişiyor olaylar. Ankara’nın dış ilişkileri neredeyse herkesle kesintisiz bir gerilim, kışkırtma ve savaş üzerine şekilleniyor. Kapitalist dünya topyekun bir savaşa doğru gider ve bir dizi bölgede savaşlar sürerken, dinci faşizm tüm bölgeyi ve hatta büyük güçleri savaşa sürükleyecek adımlar atmada başı çekiyor.

Karabağ (Artsakh) savaşında bir türlü ateş kesmeyen ateşkeslerin akamete uğramasında Türkiye’nin bariz parmağı var. Dün İlham Aliyev’in “Bizdeki Türk F-16’lar tatbikat için gelenler. Ancak bize dışardan müdahale olursa, Türk F-16’ları semada görecekseniz” sözü, aslında durumu kelimenin gerçek anlamında gözler önüne seriyor. Bunun üzerine söylenecek hiçbir söz yoktur.

Türkiye'nin, kuşkusuz ABD aktif desteğiyle, KDP üzerinden Başur Kürdistan’da savaşı tırmandıracak adımlarına dikkat çekmiştik. Dün KDP yığınaklarının yoğunlaştığı ve bunun “Kürtlere hizmet et”mediği Kandil tarafından vurgulandı. Zaten yoğun çatışmaların devam ettiği savaşın bu cephesi de alabildiğine genişleyecektir.

Aynı dönemde Suriye ve Rojava’da Ankara’nın gittikçe tonu yükselen bir savaş dili, buralarda savaşın kızışacağını göstermekteydi. Ayn İsa, dinci faşizm açısından bir denemeydi. Ve tabii Rusya ile Özerk Yönetim arasındaki açının gittikçe büyümesinin hem göstergesi, hem sonucuydu. Ankara’nın dinci çetelerinin buradaki saldırısından sonra bu açı daha da büyüdü.

Suriye’de savaşın asıl büyüğü, kuşkusuz İdlib’ten kopup geliyor. “İdlib Savaşına Hazırlıklar”a işaret etmiş ve “Türkiye’nin İdlib kuşatma altında kalan askeri gözlem noktalarından çekilmesini hem bu noktaların artık işlevsiz kalmasına ve hem de daha müstahkem mevziler kurarak dört başı mamur bir savaş hazırlığına yorumlamak lazım” demiştik üç gün önce. Dün Rus savaş uçakları İdlib’te Feylak el Şam eğitim kampını vurdu. Kimi kaynaklara göre yetmiş dinci çete öldü, yüzden fazlası yaralandı.

Vurulan grup, “Fetih Ordusu”nun (El Nusra’nın temelini oluşturduğu örgütlenme) parçasıydı. Ordan ayrılarak Türkiye'nin donatıp eğittiği “Suriye Milli Ordusu” denilen yapının içinde yer aldı. Yani Rusya, doğrudan doğruya Ankara’nın adamlarını vurdu.

Moskova-Ankara “partnerliği” kitaplara geçecek karmaşıklıkta bir ilişki doğrusu! Bir dizi coğrafyada karşı karşıya konumlanan bir “partnerlik”!..

Kuşkusuz bunların neredeyse tamamında Ankara’nın ardında Washington’ın silueti yükseliyor. Suriye (ve Rojava) konusunda Rusya'ya karşı Türkiye’nin (belirli oranlarda ABD’nin) adımı Transkafkas üzerinden Kafkasya’yı dinamitleme çabası olarak öne çıkmaya başlıyor. Rusya’nın belirli bir süredir beklemeye aldığı İdlib operasyonu ve özellikle “Ankara’nın adamlarına” düzenlediği esaslı hava saldırısı, karşı adım olarak okunacak nitelikler taşımakta. Savaşın ağırlığı kuzeyden güneye kayacak gibi görünüyor.

“Suriye’yi Rusya için bataklığa çevirme” (Jeffrey’nin sözü) stratejisi, salt Suriye (ve Rojava) ile sınırlı değil. Ve bu stratejide Türkiye’nin rolü her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Bölgede savaş kışkırtıcılığı ve yayıcılığı politikası, dinci faşist iktidarın “müstakil çıkarlarının” sonucu değil. Elbette bu türden istek, yönelim ve eğilim var. Ama tüm bu çabalar, özünde, bir yanda içerde devrimin baskısından kurtulma çabalarının, diğer yanda “BOP’un eş başkanı” olan (kişi değil) dinci faşist iktidarın üstlendiği görevin yansımalarıdır.

RTE bir süredir her konuşmasında “Türkiye’nin kaderi ile AKP’nin kaderi birleşmiştir” deyip duruyor. Bu gelişmelere baktığımızda, dinci faşist iktidarın geleceğinin tüm bölge gericiliğinin kaderiyle de belirli oranlarda birleştiği anlaşılıyor. Bu karşı-devrim üssü yıkıldığında ortaya ne muazzam bir boşluk çıkacağını tahayyül etmek bile zor.

  Tutuklu bulunan ETHA muhabiri Ahmet Polad için yapılan açıklamada derhal tam teşekküllü bir hastanede tedavi altına alınması gerektiği vurgulandı. ...

Sokaklar tutuştu. Devrimin yalımları tüm Avrupa başkentlerini bir bir dolaşıyor! İspanya, Fransa, İtalya, Arnavutluk, Belçika... Orada kalmıyor, Brezilya, Arjantin, Endonezya... kıtalar...

Madrid’deki öğretmenler ve öğrenciler, daha güçlü bir kamusal eğitim sistemi talebiyle ve sektörün ticarileştirilmesine yol açan bölgesel politikalara son verilmesi çağrısıyla sü...

  Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatında Yapı Yol-İş Sendikası üyesi 75 işçinin sendikalı olması nedeniyle hakları gasp edilerek işten atılması üzerine başlattığı eylem 17. gü...

  A101 Market İşçileri, ağır çalışma koşullarına, yetersiz yemek ücretine, dinlenme yasağına ve içtikleri suyun parasını ödemeye karşı bugün Kadıköy Halitağa Caddesi mağazas...

Devrimci tutsaklar, nerede olurlarsa olsunlar, hangi “tip”te, hangi hücrede, yaşamı sürdürmeye, üretmeye, okumaya, yazmaya devam ediyor... NATO öncesi “protesto eylemlerine katılabilec...

  SES Bitlis Şubesi üyeleri, basın açıklaması yaparak Tatvan Devlet Hastanesi'nde mali tasarruf adı altında yapılan uygulamaların sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını ağırl...

Biriktiriyoruz; sevinçleri, hayalleri, umutları, gerçekleştirebilirsek harika sonuçlar yaratacak bir sürü şeyi... Peki elimizde ne var? ...

Başta öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, uzun ve yorucu okul günleri ve yıkık dökük okul binaları gibi sebeplerle başlayan ayaklanmada binlerce genç gözaltına alınmış, yüzl...

NATO Tutsaklarından Yapı Yol-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Ergül Çiçekler'in bugün görülen ilk duruşmasında mahkeme tahliye kararı verdi. ...

Milli Savunma Bakanlığı duyurdu: Türkiye, Suudi Arabistan’a asker göndermek için gerekli hazırlıkları yapıyor. ...

Arama

 

LENİNİST TEORİ

ÖNSÖZ

           Onsoz

E-Kitap

Tüm E-Kitaplar için resme tıklayınız...

Lenin Yüzyılı

 

Buzdağının Altı-2

 

Zafere Kadar Genç Yoldaş

Ukrayna Kimin Savaşı

 

Buzdağının Altı - 1

 

Dergilerle Kısa Tarih