< < İdeolojik Mücadele Ve Proleter Sınıf Karakteri

 

Son günlerde seçimler gündemin başına yerleşti. Yerleşti yerleşmesine de, burada öne çıkan tehlikeli bir yaklaşım var: “RTE gitsin de kim gelirse gelsin.” Bu havanın yaratılmasında, küçük burjuva sol hareketin, oportünist hareketin önemli etkisi ve payı var.

Biz konunun can alıcı noktasını açığa çıkarmak için şu soruyu sormak istiyoruz. Proletaryanın ve müttefiklerinin (ezilen ulus ve ulusal topluluklar, kır ve kent küçük burjuvazisi) mücadelesinin temeli ne olmalı? Tekelci sermayeye ve onun günümüzdeki egemenlik aygıtı faşist devlete karşı yükselttiği sınıf mücadelesi mi olmalı, yoksa daha çok insan kazanmak, daha çok “oy” almak için oportünist-pasifist bir yaklaşımla devrimci hedeflerden, devrimci mücadeleden ve devrimden vazgeçip yerine reformist bir tutum mu alınmalı? Çünkü yukarıdaki dikkat çektiğimiz yaklaşım, sorunun ikinci kısmını olumlar.

Aslında sorunun cevabı da açık: Sınıf mücadelesi. İşçi sınıfı ve emekçileri kurtuluşa götüren başka bir yol da yok.

Devrimci komünist parti proletarya ve halkların bütün genel hareketlerine sahip çıkmalı ve bu hareketler devrimci olduğu müddetçe desteklemeli, ama eleştiriden de asla vazgeçmemeli. Zira bu genel hareketlerin çıkış noktası ne olursa olsun, kitlelerin mücadelesinin gelişim sürecinde atılan her adımdan sonra çıkarılacak dersler, kitle hareketinin teorik düzeyini yükseltip bilincini güçlendireceği gibi, hedefi daha net görmelerini de sağlayacaktır. Aynı zamanda gerçek ve güvenilmez dostlarını anlamalarına, ayırdetmelerine de yardımcı olacaktır.

Bütün dünyada işçi sınıfı hareketi ve genel devrimci hareket, sadece burjuva sınıfa karşı verdiği ideolojik-politik mücadeleyle değil, kendi içindeki sağ ve sol her türlü sapma akıma karşı verdiği mücadeleyle de gelişmiş, güçlenmiştir. Her devrimci hareket, özellikle proletaryanın devrimci hareketi kendi içinde mücadelelerle birlikte ilerler. Bu mücadelenin sonucunda egemen sınıf burjuvazinin ideolojik saldırılarına karşı da donanımlı ve güçlü duruma gelir. Bu mücadele devrim öncesiyle de sınırlı değildir, devrimden sonra sosyalizm koşullarında da sürer, sürmelidir. Dünya egemenliği henüz yıkılmayan emperyalist kapitalist sistemin güçlü varlığı, devrimi her yönden kuşatma altına alır. Çeşitli yollardan süren burjuva saldırılar, ideolojik alanda da sürer. Bu koşullarda devrimin ve devrimci hareketin saflarına burjuva, küçük burjuva düşünceler, görüşler sızar, sızabilir. Hatta bu sızma komünist partinin saflarına kadar uzanabilir. Bu nedenle sadece devrim güçleri arasında değil, komünist partinin kendi içinde de ideolojik mücadele devam etmeli, proletaryanın sınıf karakteri ısrarla korunmalı, savunulmalıdır. Sovyetler Birliği ve sosyalist sistemin yaşadıkları unutulmamalı, dersler çıkarılmalıdır.

İster sağ, ister sol olsun her türden oportünizm, proleter sınıf karakterini kabul etmez, devrimci hareketi burjuva çerçeve içinde kalmaya zorlar. Komünist partisini devrimci yapan tam da proletaryanın sınıf karakteridir. Bu sınıf karakterine sahip olan bir komünist parti, kapitalizmi ve sermayenin egemenliğini yıkarak, burjuva ufukların ötesine yelken açan kitlelere önderlik yapabilir. Bu karakter sayesinde komünist hareket, işçi sınıfını, nihaî kurtuluş olan sınıfların kaldırılması hedefine taşıyabilir.

Kapitalizm koşulları altında küçük mülkiyet sürekli tasfiye olur. Üretim ve geçim araçlarını kaybeden küçük mülk sahipleri de sürekli olarak proletaryanın saflarına itilir. Bu durum, burjuva ve küçük burjuva düşünce biçiminin, ideolojinin proletaryanın saflarına sızması sonucunu yaratır. Bu koşullar küçük burjuva hareketin proletarya içinde kısmen de olsa etkili olmasının nedenlerinden biridir. Küçük burjuva hareketten koparak proleter hareketin saflarına geçenler de olur. Bu biçimde proleter harekete katılanlar ideolojik olarak da, düşünce biçimi olarak da küçük burjuva hareketi terketmeli, pratiğini de üzerinden atmayı başarmalıdır. Bunlar devrimci komünist hareketi hem teorik olarak hem de pratik olarak özümsemeli, içselleştirmelidir.

Küçük burjuva hareket içinde baskın olan ekonomizm ve sendikalizm, uzun yıllardan beri ücret artışı, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sendikal haklarla sınırlı dar bir çerçevede debelenip duruyor. Çünkü genel karakter olarak küçük burjuva hareket “mümkün olanı” hedefler. Buna da “gerçekçi olmak” derler, “reel politika” derler. Onlar “politikacıdır”, devrimci değil. Marksist leninistler anlık “mümkün olanı” değil, sınıfların kaldırılmasını hedefler, güncel olanın içinde de bunu gözetir. Che'nin dediği gibi, devrimci olmak “gerçekçi olup imkansızı istemektir.” Sınıfların ortadan kaldırılması, tarihin en devrimci eylemidir ve bu hedefe ancak sınıf mücadelesi yoluyla varılabilir. Marksist leninistleri devrimci yapan da budur.

Alman sosyal demokrasisi -ki o zaman işçi sınıfı hareketi- içindeki çeşitli akımlarla ilgili yazılarında Marx da, Engels de proletaryanın sınıfları ortadan kaldırma hedefi ve bu hedefe giderken politik iktidarın ele geçirilmesinin zorunluluğuna dikkat çeker. Hatta bu iktidarı ele geçirme hedefinin biçimsel olarak ele alınarak, “uzlaşma” ve “reform” hedefinin öne çıkarılmasının iktidar hedefini bilinemeyen bir geleceğe ötelediğini, bu durumun küçük burjuva ideolojinin bir ifadesi olduğunu, işçi sınıfını bir felakete sürükleyeceğini söylerler.

Yine Engels “Konut Sorunu”nda özel olarak konut sorunu üzerinde dursa da, çalışma koşullarının iyileştirilmesinden diğer sosyal haklara kadar pek çok sorunun tek yanlı olarak öne çıkarılmasının sömürüyü gizlediğine işaret eder, bunun reformizm olduğunu ve devrimci sınıf politikasını yerine bir reform politikasının konamayacağını açıklar.

Buraya kadar yazdıklarımızdan açıkça anlaşılacağı gibi, işçi sınıfı hareketinin ve proleter devrimlerin gelişimi her yerde, her platformda sermayeye karşı amansız mücadeleyle olduğu kadar, emek güçlerinin, devrim güçlerinin kendi içlerindeki ideolojik mücadelelerle birlikte gerçekleşir. Bizde de birleşik devrimi hedefleyen bir birlik var. İdeolojik mücadele, burjuvazinin ideolojik saldırılarına karşı olduğu kadar, cephesel bir karakter gösteren bu birlik içinde de sürebilir, sürmelidir. Zira birleşik devrim ve birleşik mücadele önemlidir ve bu birliğin amacı ve ilkeleri de birliğin kendisi kadar önemlidir. Bu tür birliklerin prensibi eylemde birlik, eleştiride serbestliktir.

İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin başarısı, programının ve politikalarının sınıfsal karakterine bağlıdır. Devrimci komünist partisinin sınıfsal karakteri, partinin programı ve sınıf karakteriyle başlar. Marksist-leninist ilkelere dayanmayan bir parti, adı ne olursa olsun proletaryanın devrimci sınıf partisi değildir. Proletaryayı zafere marksist-leninist programa sahip devimci komünist parti öncülüğünde vereceği sınıf mücadelesi taşıyacaktır.

Özgür Güven