Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Umut Çakır Şovenist Histeri

Şovenist Histeri

Ekim ayının son haftalarında yaşananlar, şovenizme karşı mücadelenin ne denli yaşamsal, acil, ertelenemez olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Askeri alanda yenilginin ölüm kokan nefesini ensesinde hisseden sermaye ve onun devleti, bütün gücünü kullanarak, azgın şovenist sokak gösterileri tertipledi. Bir yanıyla, uzun süredir moralsiz ve de dağınık olan karşı-devrimci tabanın harekete geçme kabiliyeti de ölçülmüş oldu. Sonuçtan, sermayenin memnun olduğunu söylemek mümkün değil.

İlkokuldan başlayarak en taze ve masum beyinlere işlenen, günlük basında, dizilerde ve filmlerde , spor kulüplerinde en iğrenç söylemleriyle canlı tutulan şovenizmin, halkların bünyesinde ancak bu kadar yer tutabildiğini görüyoruz ve belki de sevinmeliyiz. Ancak, sokakları bir kaç günlüğüne dahi olsa, bu şoven histeriye teslim etmek, birleşik devrimin onuruna, proletaryanın tertemiz gelecek ideallerine düşen bir gölgedir. Emekçi sınıfların ruhunu zehirleyen her damla şovenizmi kökünden söküp atmak için çalışmayan bir proleter, o tertemiz geleceğe hiç bir zaman ulaşamaz.

 

Şovenizmin Otlandığı Çayırlar

Sermayenin ve onun politik aygıtı devletin tüm imkanlarıyla, kurumsal araçlar ve propagandayla ayakta tuttuğu şovenizmin kuşkusuz toplumsal ve tarihsel bir zemini var. bu zemin yok olmadıkça, şoven histerisine kapılmış tosunların otlandığı çayırlar kurumadıkça, şoven zehrin etkisi hep olacaktır.

Bu zemin, her şeyden önce, iki ulus arasındaki ilişkiye dayanıyor. Ezen ve ezilen ulus ilişkisine. Bu statü devam ettiği sürece, ezen ulus şovenizmi için yeşerecek zemin hep varolacaktır. Öyleyse, şovenizmi bu topraklardan söküp atmanın birinci ve temel koşulu, ezilen ulus konumunu ortadan kaldıracak bir devrimdir. Leninist Parti, demokratik halk iktidarının atması gereken ilk adımlar arasında, ulusların kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını vurgulamaya devam edecektir.

Ancak, tek başına UKKTH ilkesini tanımak, şovenizme karşı güncel, ısrarcı, sağlam karakterli ve yürekli bir mücadele için her zaman yeterli olmuyor. Bunu biz, aynı ilkeyi sahiplendiğini her fırsatta söyleyen, fakat her kritik dönemde bu ilkenin gereklerini yerine getirmekten kaçınarak sosyal-şovenizme kapı aralayan oportünist sol hareketlerden biliyoruz.

Ezen ulus içindeki etkili sosyal-şovenizm damarını Kürt halkının yürüttüğü mücadeleye bağlamak, “Kürt milliyetçiliği” söylemleriyle, Türk şovenizmine bir bahane bulmaya çalışmak, ne yazık ki bazı devrimci grupların kaçınamadığı çok ciddi bir hatadır. Pratikte yanlışlığı görülüp düzeltilecek basit bir yol kazası değildir bu tutum. Kökünü, emekçi sınıfların üzerinde halen daha etkin olan küçük burjuva dünya görüşü ve ona uygun devrimciliğin içinde aramak gerek. Öyleyse, şovenizme karşı mücadelemiz, emekçi kitleler içinde küçük burjuva devrimciliğinin sırtladığı ya da en azından görmezden gelerek yaşattığı sosyal-şovenizme karşı mücadeleyi de içerir. Leninistler, bugüne kadar sosyal-şovenizmin teşhiri için büyük çaba sarf etti, çoğu zaman yalnız kalmayı, genel kitleden tecrit olmayı dahi göze alarak, sosyal-şoven parti ve grupların foyasını ortaya çıkarmayı sürdürdü.

 

Sınıf İçi Ayrımlar

Ezen ulus şovenizminin emekçi sınıflarda yarattığı politik ve kültürel iklimden, eğitim sisteminin ağır tortularından, etkisini sürdüren geleneksel düşüncelerden ve koca bir önyargılar yığınından beslenmekle kalmıyor, iki ulus arasında ekonomik ayrıcalıklar da aynı şekilde bu eğilime kan taşıyor.

Ekonomik ayrımcılığın proletarya saflarında nasıl acımasız bir çarka dönüştüğünü, kuşkusuz en iyi Kürt proletaryası biliyor. Ezici çoğunluğu mülksüz ve yoksul sınıflardan oluşan Kürt halkı, Türkiye'nin en az ücretle çalışan ve her zaman ilk kapının önüne konulan proletaryasını oluşturuyor. Öte yandan ezen ulus proleterler ise, ustabaşılık ve denetmenlik gibi kariyerlere çok daha kolay ulaşıyorlar. Stratejik düşünen Türk sermayesi, halkın özgürlük hareketinin hemen her bireyini etkilediği ezilen ulusun proletaryasını, büyük fabrikalardan uzak tutuyor.

İşçi sınıfı içinde çalışma yürüten pek çok çevre, şovenizm zehriyle birebir mücadele etmek yerine, salt işçi çıkarlarına odaklı bir propagandanın yeterli olacağını savunuyor. Onlara göre, sınıfın güncel çıkarlarına yönelik bu propaganda, şovenizmin etkisini “kendiliğinden” yok edecektir. Sadece kendi sınıf çıkarlarına ve güncel ekonomik mücadelesine odaklanan proletaryanın, ne kendisini, ne de diğer ezilen toplulukları kurtaracak gücü olur. Proletarya, tüm ezilenleri kurtarmadan kendi kölelik zincirlerinden de kurtulamaz. Komünist hareket, 150 yılı aşkın bir süredir bu temel gerçeği hiç unutmadı.

 

Gerçek Enternasyonalizm

Devrimci saflarda süregiden ama kendisini pek az açığa vuran bir başka hata, şovenizmle mücadeleyi Kürt halkından bekleme anlayışıdır. Böyleleri, Kürt halkından “Türklere güven verecek” adımlar bekler. Ortam uygun ise Kürt halkı ile yan yana görüntü vermek, o hareketin muazzam devrimci olanaklarından yararlanmaya çalışmaktan geri durmazlar. Fakat işler kızıştığında, şoven histerisi tavan yaptığında, sokakta böyle grupları ara ki bulasın. Yer yarılmış içine girmişlerdir.

Bu karakter yoksunu politika, elbette şovenizme cesaret veriyor. Çünkü şovenizm, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan ezen ulus kitleleri içinde yeterince at koşturabileceklerini görüyor. Oysa şovenizmle mücadele Kürt halkının değil, bizzat ezen ulustan devrimcilerin üzerinde bir görevdir ve sadece onlar bu görevi layıkıyla yerine getirerek gerçek enternasyonalistler olduklarını kanıtlayabilirler. Şovenizmin azgınlaştığı günlerde, doğru bir politik iç güdüyle Kürt halkı, savunma durumuna geçiyor, bir süre sokaklardan uzak duruyor. Çünkü şovenist histerinin karşısına ezilen ulus güçleri olarak çıkacak olurlarsa, bunun şovenizmi daha da azdıracağını biliyorlar. Böyle günlerde sokaklarda bizzat ve özellikle ezen ulustan devrimcilerin, gerçek enternasyonalistlerin olması gerekir.

Şovenizme karşı mücadele, cesaret, sağlamlılık, titiz ve ısrarcı bir mücadele gerektirir. Birleşik devrim, ancak bu yoldan zafere ulaşacaktır.