Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Umut Çakır HER AÇIDAN KRİTİK DÖNEM

HER AÇIDAN KRİTİK DÖNEM

 

Devrim rüzgârı fırtınaya dönüştü. Bunu en iyi kitleler sezinliyor ve Newroz’dan 1 Mayıs’a, alanları milyonlarla doldurarak artık bir devrimin olanaklı ve yakın olduğuna dair o genel atmosferi yaratıyorlar. Ölüleri bile canlandıran bu fırtınanın ortasında Türk tekelci sermayesi, uluslararası emperyalist güçleri de arkasına alarak, oluşan bu atmosferi dağıtabilmek için son derece riskli maceralara atılmaya hazırlanıyor. Asıl hedef zaferin mümkün olduğuna dair genel kanıyı dağıtmaktır.

 

Sermayenin Resti…

Bütün kartlar masaya açılıyor, sinek ikilinin bile önem kazandığı bir “son rest” oyunudur bu. Bu yüzden, Barzani’nin Mayıs ayı sonunda Türkiye’yi ziyaret edeceği söyleniyor. Bugüne dek Barzani’yi bir “aşiret reisi” ya da “postal yalayıcısı” gibi apaçık kaba küfürlerle dolu nice sıfatlarla anmayı alışkanlık haline getirmiş dışişleri zevatı, bu kez onu havaalanında resmi törenler, zoraki gülücüklerle karşılayacak. Önceki ziyaretlerinde ya polisevinde ya da Jandarma konutlarında “misafir” edilen Barzani, şimdi VİP salonlarında görünecek, karşısında bel bükülecek, gerdanlar kırılacak.

Barzani’yi Kürt halkının “üç baba”sından biri olarak göstermeye gayret ettikleri halde bugünlerde tümüyle köşelerine çekilmiş bir takım zevat dışında, Kürt halkı bu gelişmeleri sevinçle karşılıyor mu? Kesinlikle hayır; halkın bu soğuk duruşunun iki temeli var.

İlki, bu ziyaretin ardında yatan nedene dairdir. Uzunca bir süredir hazırlığı yapılan Güney operasyonuna son noktanın bu ziyarette konulacağı biliniyor. İkincisi çok daha derin bir nedendir. Barzani ve onun temsil ettiği burjuva sınıfla emekçi Kürt halkının çıkarları her noktada ayrışmıştır. Barzani’nin her sevinci bundan böyle emekçi Kürt halkı için endişe kaynağıdır.

Barzani ziyaretiyle düğmesine basılacak operasyon, kimse için sır değil. Aylarca gece-gündüz sürdürülen bir sevkiyatla Güney sınır boyunda benzeri görülmemiş yoğunlukta bir yığınak oluşturan TSK -2008 başında sınırın beş km ötesinden geri dönmek zorunda kaldığı operasyonun kötü anılarından olsa gerek- Talabani ve Barzani’nin Peşmerge güçlerini bu harekâta ortak etmek için yoğun bir çaba içinde. Türk sermayesi ve onun silahlı aygıtı ikinci bir Zap fiyaskosunu kaldıramayacak denli hassas bir denge üzerindedir. Bunun stratejik bir yenilgi haline gelebileceğini bilen ABD, tüm operasyonun başındaki asıl yönetici güçtür.

ABD, Afganistan’da pek çok kez denediği -fakat bir türlü sonuç alamadığı- türden bir askeri taktikle, UKH’ne mümkün olan en büyük zayiatı verdirmeyi hedefliyor. Belki tarihinin en yoğun askeri yığınağını yapak TSK da, insansız hava araçlarının, nokta hedeflere suikast ve ağır bombardımanlar eşliğinde, bölgeyi bilen Peşmergenin yardımıyla, en azından Zap fiyaskosunun üstünü örtebilecek bir sonuç peşinde.

Reste karşı rest. UKH, hazırlığı son aşamada olan bu ölüm kapanında gedikler açmak için, Cumhurbaşkanı Gül’ün deyimiyle “cüretli eylemler”e girişiyor. Kapsamlı bir cephe saldırısına hazırlanan orduyu, uzak uç kanatlarından vurarak savunma pozisyonuna sokmaya çalışıyor. UKH, bu adımları atmak için, kendi yönünden açılıma son vermek, yasal parti aracılığıyla yürütülen tüm o barış çabalarını bir hamlede çöpe atmak zorunda kaldı. İç savaş ve devrim, sonunda kendi kurallarını kabul ettirdi. Burjuvaziyle uzlaşma çizgisi izleyen UKH’nin arzu hilafına rağmen, sonunda onlarda reste karşı rest konumunu seçtiler.

 

Tam Bir Bıçak Sırtı

Hemen söyleyelim, Güney’e karşı bu denli kapsamlı bir operasyonun sonucu, önümüzdeki dönemin gelişmelerini belirleyecek önemdedir. Bu önemin hem TC, hem de UKH farkında.

TSK açısından alınacak bir yenilgi, Zap fiyaskosunu basit bir kır gezisine çevirecek denli ağır ve derin sorunlar yaratır. TSK, bu operasyonda geçmiş fiyaskoların üzerine örtebilecek denli başarı elde ederse, Kürt halkında zaferin yakın olduğuna dair o ateşli duygu bir süreliğine de olsa geri çekilecektir. Başarı kazanmış bir TSK, sonunda kendini sermaye sınıfına affettirmiş olacaktır; sermaye kampları arasındaki kavga geçici bir uzlaşmayla bir süre gündemden düşebilecektir. En önemlisi, artık milyonlar halinde Newroz ve 1 Mayıs alanlarına akan birleşik devrimin en canlı, en dinamik ayağı, bir süre için kötürümleşebilecektir.

Güney’e operasyonun bu olası sonuçları ciddi bir kopma anına işaret ediyor. Kuşkusuz, devrimin şu ya da bu mevzisinde yaşanan kayıplar, devrimin tümünü yenilgiye uğratmaz. 19 Aralık bu duruma bir örnektir. Türkiye ve K. Kürdistan birleşik devriminin kökleri öylesine derin, ortaya çıkardığı çelişkiler öyle keskin ve özellikle Kürt halkının sergilediği bilinçli-örgütlü davranış alışkanlığı öylesine etkindir ki, Güney operasyonunda olası bir TSK başarısı en çok geçici bir etki yaratır.

Öte yandan, Zap benzeri bir fiyaskonun tekrarında ortaya çıkacak devrimci etkiyi tahmin etmek bile zor. İki yıl önce çok daha küçük bir yığınakla yapılan Zap operasyonunun sonuçları, günümüze kadar süren burjuva iç kavgayı zincirlerinden boşaltmış, Kürt halkında ciddi bir zafer havası yaratmıştı. Newroz ve 1 Mayıs alanlarını milyonlar halinde dolduran emekçilerin, böylesi geniş çaplı bir operasyonun fiyaskoyla sonuçlanmasından çıkaracağı zafer duygusunu bir düşünün.

Devrimin uzun soluklu kavgasında, milyonların zafer havasını koklamaya başladıkları böylesi anlar çok değildir. Fakat bir kez bu hava solunmaya görsün, pek çok kişiye “mucize” gibi görünen olaylar yaşanır. Taksim’e milyonların akacağını söyleseydik, budalaca gülüşlerle karşılaşırdık. Fakat Newroz’a ve Taksim’e akan sonu görünmez kortejler, devrimin zaferinin mümkün ve yakın olduğunu sezinleyen emekçilerle doluydu.

Öyleyse, tekelci sermayenin, büyük riskleri göze alarak, olgunlaşmaya başlayan bu “zafer hava”sını dağıtabilmek için, sonu onarılmaz bir fiyaskoyla sonuçlanabilecek bir operasyona girişmesine şaşmamak gerekiyor.

Kendisine devrimci diyen hiç kimse, bu kader anını kollarını kavuşturup izlemekle yetinemez. Devrimin önemli kritik dönemeçlerinde etkisiz kalmak, devrimin öncülüğüne soyunmuş her siyasi partiyi politik iflasa sürükler. Bu nedenle, her alanda, her tür araçla, Kürt halkıyla mücadele birliğini yükseltmek için hazır olmalıyız.