YARGI: 1986–2011
8 Haziran 2011
Saat: 20.30
Barış Manço Kültür Merkezi
Yazan Barry Collins/ Çeviren Enver Özen/ Yöneten Zafer Diper/ Yönetmen Yardımcısı Nazan Diper/ Sahne Düzenlemesi Mustafa Sarıkaya/ Işık Ali Doğantimur/ Fotoğraf Yaşar Saraçoğlu / İlk Gösterim 16 Nisan 1986- Üsküdar Sunar Tiyatrosu/ Oynayan Yüzbaşı Andrei Vukhov Zafer Diper (Avni Dilligil Tiyatro Ödülü - OYÇED Sürekli Başarı Ödülü)
İkinci Dünya Savaşı’nda, bir hücreye yiyeceksiz-susuz ve çırılçıplak bırakılan-tutsak yedi Sovyet askerin yaşam savaşımı... Onbirinci günde kura çekerek (diğer yoldaşlarının yaşayabilmeleri adına) içlerinden birini “yeme” yargısı… Kurtarıldıkları altmışıncı günde geriye sağ kalan yalnızca iki kişi.. Bilincini yitirmiş binbaşı Rubin ve yüzbaşı Vukhov... Vukhov’un başlarından geçenleri askeri heyete (izleyiciye) rapor etmesi ve hakkında verilecek yargıyı beklemesi...
İnsan “Sakin ol, bütün bunlar bir oyun. Sonuçta şu karşındaki dehşetle izlediğin adam selam verecek, perde kapanacak” dese de, kendini dışına koyamıyor oyunun. Kaçış yok; siz yargıçsınız, karşınızdaki adam da suçlu...Sonunda “Bana ne yapacaksanız yapın” diyor, kendini “akıllı vahşi” diye tanımlayan Vukhov, “ya ceza verin,ya tedavi edin..Ama benim suçumun niteliğini söyleyin!” Yanıtı size kalmış... Şu soru oyundan çıkınca beyninizi kemirmeye devam ediyor: gerçek suçlu kim?!
Asu Maro/ Radikal
Savaşın acımasızlığını en uç noktalarda anlatan öyküyü dinlemek, tek kelime ile “karabasan”.. Zafer Diper’in, yaşamak için yamyamlığın, işlenen cinayetlerin, bireysel suç değil, ortak sorumluluk ürünü olduğunu insanlığa anlatma çabası ile yargılanmak istemesini, yargıçlar rölündeki seyircilere anlatımı, rolü ile özdeşleşmesi şüphesiz sanatçı olarak onu yüceltiyor, ama o ölçüde de seyirciyi rahatsız ediyor..”Yaşamak” çabasından başka suçu olmayan Vukhov’un yargılanması adına kendi yargıç rolüne konulmuş seyirciler olarak kendi yargılanmanızın, savaşa karşı yeterince karşı koymamış olmanın, ortak suçluluğun baskısı altında eziliyorsunuz.
Şükran Soner / Cumhuriyet
“Savaşın acımasız yüzü” deyip duruyoruz, savaş gerçeğinin acımasız olmayan yüzü var mıdır?...İlk kez Dünya Barış Yılı’nda sahnelenen Yargı, savaş karşıtı niteliği ile sahnelerimizde politik tiyatro izlemenin ayrıcalığını yaşatıyor. Bir buçuk saat soluksuz bir şekilde izlenen oyunda, tüyler ürpertici bir insanlık dramı, Zafer Diper’in olağanüstü oyunculuk performansıyla birleşince daha da etkili hale geliyor…Savaş başlı başına yeterli bir vahşet değil midir ki, yargı önüne çıkan savaş tutsaklarının hayatta kalabilmek için birbirlerini yemeleri savaştan daha büyük bir “vahşet” sayılıp, suç olarak yargılanıyor?.. Müthiş bir oyunculuk şöleni sergileyen Zafer Diper, bir enstrüman gibi kullandığı bedeni ve sesi ile Vukhov’un başından geçenleri seyirciye de birebir yaşatıyor. İnsan eti yemiş, insan kanı içmiş birinin aklını yitirme noktasına gelişini, şaşırtıcı bir oyunculuk üslubuyla yansıtıyor.. Asıl suç, savaşın ta kendisidir, aç-susuz tutsak bırakılan insanların vahşete zorlanması, savaştan daha dehşet verici olabilir mi? Burada asıl vahşet savaşı kabullenmektir belki de…Vukhov, kendileri gibi düşünmeyenleri acımasızca yargılayanlara seslenerek hukuki ve vicdani “yargı”nın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu vurguluyor..Zafer Diper’in etkileyici oyunculuk üslubu sayesinde yüzbaşı Vukhov ve diğer subayların hücredeki dehşet anlarını birebir hissederek yaşıyoruz…Oyuncu, vücut dili ve büyüleyici göz oyunculuğu ile, savaş ve tutsaklık psikolojisinin bir insanı ne hale getirebileceğini başarıyla yansıtıyor..Politik Tiyatro’nun önemli isimlerinden biri olan Zafer Diper’in bu müthiş oyunculuğunu izlemenizi ve kendi “yargı”nızı vermenizi öneriyorum.
Başak Sakızlıoğlu / Yeni Tiyatro Dergisi






