Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Taylan Işık Neden Geçici Devrim Hükümeti?

Neden Geçici Devrim Hükümeti?

Bir ülkede emekçi sınıflar, ezilen, sömürülen kitleler sürekli eylem halinde, tekelci burjuva sınıfın egemenlik sınırları dışında hareket ediyorlarsa ve egemen sınıf onları bir türlü kendi sınırları içine çekemiyorsa, egemenlik altına alamıyorsa orada merkezi, birleşik, genel ayaklanmanın koşulları oluşmuş demektir.

Çünkü böyle bir durum mevcut ise, bu ancak söz konusu ülkede kitleleri harekete geçirecek güçlü maddi temellerin, objektif koşulların varlığı ile açıklanabilir. Böylesi koşullar, yani kitleleri sokaklara, meydanlara itecek maddi koşullar olmadan hiçbir güç bu denli yaygın bir kitle hareketini yaratamaz.

Kürdistan ve Türkiye halklarından; ama özellikle ve öncelikle de Kürt halkından sözediyoruz. Kürt halkının son otuz yıllık savaşını bir yana bırakalım, Uludere katliamına karşı düzenlediği kitle gösterileri, öfkeli ruh hali, eylemlere katılım düzeyi bu halkın nasıl bir ayaklanma durumunda olduğunu anlatmaya fazlasıyla yeter.

Ne var ki, ayaklanma başlı başına bir amaç değildir, olamaz da. Bir halk salt ayaklanmış olmak için ayaklanmaz. Bir halk ayaklanma haline gelmiş ise bu onun artık yaşamsal sorunlarının çözümünü istediği içindir. Başka bir ifadeyle, bir halk yaşamsal sorunlarının kesin ve nihai çözümü için ayaklanmaya başvurur ve dahası ayaklanan bir halk her şeyden önce “zafer” ister.

Bunun dışında bir halk ayaklanmaz; yaşamın katlanılmaz hale getirilmesinden dolayı ayaklanmışsa bile zaferden emin olmadıkça ayaklanma durumunu uzun süre devam ettirmez. Genel ayaklanmanın ya da devrimin zaferle taçlanması demek öncelikle politik iktidarın ele geçirilmesi demektir. Bir halk ancak önüne böyle bir hedef konduğunda ve bu hedefe ulaşacağına inandığında sonuna kadar gitme iradesini gösterir.

Demek ki, bir halk, ölümüne bir savaşa gireceği zaman ne için savaştığını, hedefinin ne olduğunu, kendisini kesin kurtuluşa götürecek şeyin ne olduğunu bilmek ister. Kürdistan ve Türkiye halklarının önündeki temel sorun budur. Kürt halkı ve Türkiye emekçi sınıfları ne için savaştıklarını, zafere nasıl ulaşacaklarını, politik hedeflerinin ne olduğunu büyük bir açıklıkla bilmek isterler.

Böyle bir bilinç açıklığı gerçekleştiğinde iki ülke halklarının egemen sınıfa, devlete ve düzene karşı mücadelede büyük bir atılıma girişeceklerinden şüphe yok. Çünkü Türkiye işçi sınıfı ve diğer emekçi güçlerin, devrimci güçlerin devrimci düzene ve egemen sınıfa karşı mücadelesi belli bir ivmeyi yakalamışken Kürt halkının ayaklanması da belli bir olgunluğa erişmiştir.

Bu olgunluk düzeyi, mevcut bilinç ve politik hedef durumu itibarıyla gelinebilecek en ileri noktadır. Bu noktadan daha ileri gitmek ancak daha somut, net, kesin kurtuluşa götürecek hedefin Kürt halkının ve Türkiye emekçi sınıflarının önüne konmasıyla mümkün.

Bu hedef politik iktidarın ele geçirilmesinden başkası olamaz. Çünkü bu hedefin gerçekleştirilmesinden başka hiçbir mücadele Kürt halkını ve Türkiye emekçi sınıflarını kesin kurtuluşa götüremez, yaşamsal sorunlarını çözemez, elde ettikleri kazanımları dahi kalıcı hale getiremez.

Tekelci sermaye sınıfı ve onun politik zor aygıtı olarak devlet, tehlikeye düşen sınıf egemenliğini korumak ve ayakta tutmak için iki ülkenin emekçi halklarına karşı büyük bir saldırı içindeler. Bu nedenle, iktidarı hedeflemeyen hiçbir eylem devleti ve hükümeti amaçlarını gerçekleştirmekten alıkoymuyor. Bunun en bilinen ve hafızalarda canlılığını koruyan örneği Büyük Tekel Eylemi’dir.

Devlet ve hükümet, dünya çapında etki yaratan eyleme rağmen Tekel işçilerine yönelik planı gerçekleştirmekten vazgeçmedi. Bu konuda örnekler sayılmayacak kadar çoktur. Ama hepsinin ortak çizgisi şu ki, devlet ve hükümet ayakta kaldığı sürece sermaye sınıfı saldırı planlarını yaşama geçirmekten vazgeçmiyor; vazgeçmeyecektir de. Bu gerçeğin devrimci güçler tarafından iki ülkenin emekçi halklarına büyük bir açıklıkla anlatılması gerekir.

Bütün bunlardan ve bugüne kadarki mücadele deneyiminden çıkarılacak sonuç, Kürt ve Türk halklarının, emekçi sınıfların önlerine birinci, temel hedef olarak politik iktidarın ele geçirilmesini koymaları gerektiğidir. Bu hedefi onların önüne koyması gerekenler örgütlü devrimci güçlerdir.

Politik iktidarın devrimle ele geçirilmesi hedefi, kendiliğinden ve doğrudan Geçici Devrim Hükümeti sorununu gündeme getirir. Belli bir olgunluğa erişen devrimci mücadele ve ayaklanma durumunu daha ileri sıçratacak, hamle yaptıracak hedef de budur.

Geçici Devrim Hükümeti sorununun ele alınması ayaklanma halindeki kitlelere uğruna dövüşecekleri somut bir hedef göstermiş olacak. Geçici Devrim Hükümeti sorunu ele geçirilecek politik iktidarın en önemli organıdır. Dolayısıyla bu konunun ele alınması kitlelere devrimci öncünün bu konudaki güvenirliği, kararlılığı, ciddiyeti, zafer elde etmedeki cesareti hakkında net bir fikir verecektir.

Kitleler ölümüne bir savaşa girdiklerinde ya da girmeye karar verdiklerinde birincisi ne için savaştıklarını bilmek; ikincisi zaferden emin olmak isterler. Yenilecekleri ya da boşa savaşmış olacakları baştan belli bir savaşa girmezler. Geçici Devrim Hükümeti sorununun devrimci öncü tarafından ele alınması, böyle bir hükümetin programının ilan edilmesi, zaferin ilk gününden itibaren ne tür önlemler alacağının ilan edilmesi ayaklanma halindeki kitlelerin kafalarındaki bu sorunu çözecek, onların çok daha kararlı, çok daha cesur bir savaşın içine girmelerine yol açacaktır.

Öncünün devrim istemesi yetmez, tarihsel görevini yerine getirebilmesi için devrimin getirip önüne koyduğu sorunları da görmesi ve çözmesi gerek. Bu görev bugün Geçici Devrim Hükümeti sorununun ele alınması görevidir.