“Alternatif yapılanma vardı, buna izin vermeyeceğiz”! Hükümet, bir süre önce KCK operasyonlarını işte bu gerekçeyle açıklıyordu.
“Alternatif yapılanma” siyaset bilimi yani sınıflar savaşı açısından mevcut iktidarın yanında ortaya çıkan ikinci bir iktidara ya da iktidar odağına verilen ad’dır.
Devlet, “alternatif yapılanma”nın varlığını kabul etmekle, bu yapılanmanın yaygınlık ve derinlik ölçüsü ne olursa olsun, hemen yanı başında ikinci bir iktidar odağının varlığını kabul etmiştir.
KCK operasyonlarını naif ve anlamsız “hukuk, adalet” vb yönlerden değil de sınıf savaşı yasalarına uygun şekilde değerlendirecek isek, bu birinci ve en önemli noktadır. Demek ki, Leninistlerin öteden beri işaret ettikleri ikili iktidar durumu, devlet ve hükümetin “alternatif yapılanma var” sözleriyle kabul ve itiraf edilmiştir.
Güzel! Kürt halkı, özgürlük savaşını ikili iktidar yaratacak düzeye ulaştırdığı için bundan sadece sevinç ve gurur duymalıdır. Savaşta büyük bedeller ödenerek ulaşılan bu başarı düzeyini, KCK operasyonlarını soyut “adalet, hukuk” eleştirisi ve “meşruluk, suçsuzluk” savunması ile ne gölgelemeli ne de kendini savunma konumuna sokmalıdır.
Ne var ki, savaşan bir halk gurur ve sevinç duygularıyla yetinemez, bundan dersler çıkarmayı da bilmek zorunda. Çünkü aslolan zaferdir; savaşın zaferle taçlanmasıdır ve Kürt halkı henüz zafere ulaşabilmiş değildir. Zafere ulaşabilmek için savaşın her aşamasında ve hatta her adımında geriye dönüp dersler çıkarmayı bilmelidir.
Devlet ve hükümet, son KCK operasyonlarıyla bir noktada durmayacağını, Kürt halkıyla girdiği savaşı kazanmak için her yol ve yönteme başvuracağını, tutuklamalarda sınır tanımayacağını göstermiş bulunuyor. Yani, “alternatif yapılanma”yı tamamen dağıttığına ikna olana dek yoluna devam edecek. Bu hedefine ulaştıktan sonra da bir noktada duracağını söylemek yanılgı olur. Bu ikinci önemli noktadır.
Sınıf savaşı yasalarına uygun bir durumdur, buna AKP’yi, hükümeti ya da devleti “hukuksuzluk, adaletsizlik” vb yapmakla eleştirerek karşı durulmaz. Sınıf savaşının ciddi sorunları, soyut adalet eleştirileriyle değil, güce dayanarak çözülür.
Bu iki önemli noktadan çıkarılacak birinci ders şudur: Bir sınıfın egemenliği sürerken, bu egemenlik altında başka bir iktidar odağı uzun süre varlığını devam ettiremez, egemen sınıf buna izin veremez. Kürt halkı bu önemli dersi şimdi binlerce evladını zindanlara kaptırarak öğreniyor.
İkinci ders: egemen sınıfla savaşan bir halk ya da ezilen bir sınıf, kendi savaşını ikili iktidar yaratacak düzeye kadar getirebilmişse orada duramaz, daha ileriye gitmek, savaşının hızını azaltmadan, mevcut iktidarı bir devrimle yıkana kadar sürdürmek zorundadır. Sonuna kadar gitmek, her sınıf savaşının temel yasası ve kuralıdır.
Bir noktada durursa ya da mevcut iktidarın yıkılmasından başka sorunlarla, başka hedeflerle oyalanırsa ne olur? Bu sorunun yanıtını KCK operasyonlarıyla alıyoruz. Karşı tarafın dizginlenmemiş, imha, yok etme, dağıtma amaçlı saldırısı üzerimize gelir ve savunma konumuna düşeriz. İkili iktidar ya da “alternatif yapılanma” ayaklanma durumudur ve “savunma” ayaklanma haline geçmiş bir halkın ölümü demektir.
İkili iktidar, geçici bir durumu ifade eder. Taraflardan birinin diğeri üzerinde kesin üstünlük sağlayamadığı, sağlama gücünden yoksun olduğu bir durumu ifade eder. Ama sınıf savaşında güçler dengesi sürekli değişir. Taraflardan biri üstünlüğü ele geçirdiği anda karşı tarafın tüm güçlerini, savaşma gücünü dağıtana, savaşma iradesini kırana kadar yoluna aynı hızlılık ve kararlılıkla devam eder.
Kürt halkı, sınıf savaşının bu yasasını bilmek ve buna uygun hareket etmek zorundadır. Bunun anlamı şudur: “Alternatif yapılanma”nın önceliği merkezi bir organ yaratmak ve buna dayanarak ayaklanmayı mevcut devlet iktidarı dağıtılana kadar sürdürmek olmalıydı. Bu, Geçici Devrim Hükümeti sorununu en başa almayı gerektirir.
Kürt halkı açısından böyle bir adım mümkün müydü? Hem mümkün hem de zorunludur. Ayaklanmayı daha ileri taşımanın, zafere doğru yürümenin tek ve gerçek yolu budur.
Devrimci güçler, en azından Kürdistan’da Geçici Devrim Hükümetini ilan eder ve birinci hedeflerinin bir devrim yoluyla mevcut devlet iktidarını yıkmak olduğunu ilan ederlerse zaferin önünde hiçbir engel kalmaz. Kürdistan ve Türkiye devriminin bu potansiyel gücü vardır.
KCK operasyonları, ayaklanma durumuna geçen, ikili iktidar yaratacak kadar ileri giden bir halkın bir devrimle mevcut iktidarın yıkılması ve yerine devrimci bir iktidarın kurulması dışında sorunlarla uğraşmasının ölümcül bir hata olduğunu acı bedeller pahasına, öğretiyor.


















