Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Taylan Işık BDP Mecliste Olsa Ne Olur? Olmazsa Ne Olur?

BDP Mecliste Olsa Ne Olur? Olmazsa Ne Olur?

İşin aslı, bu soru bize ait değil ve bizim sorduğumuz gibi iki soru biçiminde sorulmamıştı. Bu soruyu, soru biçiminde de değil, bir küçümseme, hakaret ifadesi olarak soran, ya da kullanan diyelim, Türk Hükümetinin Başbakanı, R.T.Erdoğan’dır.

“BDP Meclis’te olsa ne oluurrr, olmasa ne olur” diyerek, BDP’nin Meclisteki varlığının bir şey ifade etmediğini, bir kıymet-i harbiyesi olmadığını öne sürdü Erdoğan.

Biz R.T Erdoğan’ın bir omuzu düşük öteki omzu ileri duran mahalle kabadayılarına özgü küçümseme, hakaret etme amaçlı üslubunu kendi cebine koyup sorunun sınıflar mücadelesi ve Kürt halkının özgürlük savaşı açısından taşıdığı anlam üzerinde duralım.

Onun için R.T Erdoğan’ın sorusunu üslup ve söyleniş amacından soyutlayarak biz de iki soruya ayırıp soralım. Sorunun birinci kısmı: BDP Mecliste olsa ne olur? Yanıt: Kürt halkının özgürlük savaşı ve Türkiye emekçi sınıflarının toplumsal kurtuluş mücadelesi açısından hiçbir şey olmaz. Başka bir ifadeyle hiçbir yararı yok.

Soruyu biraz daha genişleterek de sorabiliriz. Şöyle: Mecliste CHP ve MHP’nin olmasının bir kıymet-i harbiyesi var mı? Yanıt: Hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bir adım daha ileri giderek şu soruyu soralım: AKP’li milletvekillerinin ezici çoğunluğunun parmak kaldırıp indirmekten başka bir rolleri, fonksiyonları ya da önemleri var mı? Yok!

Burjuva politik kurumları biraz yakından takip eden herkes bilir ki, yasalar Meclis tarafından değil, AKP’nin sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen azınlık yöneticileri tarafından kararlaştırılmaktadır. Hükümet bunun bile kendini sıktığını anlatmak ve göstermek için Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisini Meclise çıkarttırdı.

Yani Meclis, kendi yetkisini kendi rızası ve eliyle Hükümete devretmiş oldu. BDP ya da CHP ya da MHP buna engel olabildiler mi? Olmadıklarını ve olamadıklarını biliyoruz. Hükümet, bu yetkiyle sadece yürütme değil ama aynı zamanda yasama organı gibi de çalışmaya başladı.

Peki, Hükümet dediğimizde akla gelen nedir? Herhalde, ağlama sahnelerinin dekoratif elemanı diyebileceğimiz Turizm Bakanı değil ya da Su İşlerinden sorumlu Bakan değil. Hükümet dediğimizde akla gelecek isimlerin sayısı bir elin beş parmağı kadardır; ki bunların başında R.T Erdoğan geliyor.

Demek ki, Meclis hiçbir şeydir; hükümet –tümü de değil, birkaç Bakan- ve başbakan her şeydir. Bu anlamda R.T Erdoğan, başka maksatlarla söylediği sözlerle aslında bir gerçeğin üzerindeki saydam örtüyü çekip atmıştır. Faşizmin incir yaprağına ihtiyacı kalmamıştır.

Buraya kadar sorunun bir yönüne bakmış olduk. Şimdi de madalyonun öbür yüzüne bakalım. Onun için başta ikiye ayırdığımız sorunun ikinci kısmını sormanın zamanı. BDP Mecliste olmazsa ne olur? İşte bu sorunun yanıtı R.T Erdoğan’ın hiç de efelenebileceği bir içerikte değil.

BDP Mecliste olmazsa çok şey olurdu. Böyle bir durum, her şeyden önce Kürt halkının seçilmiş vekillerinin Meclisi tanımadığı, farklı bir irade ortaya koydukları; farklı bir iktidar odağı oluşturdukları anlamına gelirdi. Ve bunlardan çok daha önemlisi, özgürlük hakkı için savaş halinde bulunan Kürt halkının Türk yasama organından tümüyle yüz çevirmesine, daha devrimci bir ruh haline bürünmesine, uğruna savaştıkları sorunun çözümünün devrimci araçlarla, devrimci yöntemlerle gerçekleşeceğini daha iyi anlamasına yol açardı.

BDP, Meclise gitmeseydi şeklen de olsa Meclisin hiçbir temsil yeteneği ve görüntüsü olmayacaktı. Onun için biz bu adamların BDP’nin Meclise dönmesi için nasıl yalvar yakar olduklarını iyi hatırlıyoruz. BDP’nin Meclise gelmesine şiddetle ihtiyaçları vardı –ve halen var- çünkü Kürdistan’ın temsilcilerinin olmadığı bir Meclisin sadece içerik olarak değil, biçim olarak da daha baştan bir “hiç” olacağını biliyorlardı. Görüntüyü kurtarmak zorundaydılar ve görüntüyü kurtaracak olan da BDP’nin Meclise girmesiydi. İstedikleri oldu.

Egemen sınıf ve hükümet, hükümetin başındaki kişi olarak R.T Erdoğan aslında BDP’nin Meclise girmemesi gibi bir gelişmenin olmasından büyük bir korku duyuyorlardı. Onun için “Diyarbakır’da bir Meclise izin vermeyiz” sözleriyle savurdukları tehditlerin haddi hesabı yoktu.

Öyleyse bugün R.T Erdoğan’ı mahalle kabadayılarına özgü üslupla konuşturan nedir? BDP’nin Meclise dönmüş olmasıdır. O, “artık nasıl olsa BDP Meclise döndü ve korktuğumuz başımıza gelmedi” rahatlığıyla konuşmaktadır. Ama bu rahatlık gerçek durumu mu yansıtıyor? Kesinlikle değil. Sermaye sınıfı, hükümet ve emperyalistler Kürt halkının seçilmiş vekillerinin Meclisi terk ederek Meclisin arta kalan son “temsil” görüntüsünü de ortadan kaldırmalarından büyük korku duyuyorlar.

Korkularını gerçeğe, kabadayı söylemlerini yalvarmayla karışık miyavlamaya dönüştürmek Kürt halkının seçilmiş vekillerinin elinde.