Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Söyleşi Taksim İlkyardım'da Bir Eylem

Taksim İlkyardım'da Bir Eylem

e-Posta Yazdır PDF

Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, taşeron firma Atlas Şirketler Grubu bünyesinde 8 yıldır tıbbi sekreter olarak çalışan Güllü Hanoğlu, 2 gün önce işten çıkarıldı. Sunulan gerekçeler ise; hastane çalışanlarının maaşlarını % 40'ını azaltmaya yönelik taahhütnameyi imzalamamış olması ve Dev-Sağlık İş Sendikası'na bağlı olması. Bu gerekçeler sebebiyle işine son verilen Hanoğlu, 2 gündür hastane bahçesinde çadır kurarak eylem yapıyor. Kendisini bugün ziyaret edip sorunlarını dinledik ve bir söyleşi yaptık:

Mücadele Birliği: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Güllü Hanoğlu: Tabi ki. Adım Güllü Hanoğlu.1973 Sivas Divriği Doğumluyum. Babam gazi, annem ev hanımı. Beş kız bir erkek olmak üzere altı kardeşiz. Zor bir çocukluktan geçip, mücadeleyle başlayan bir hayatla bugüne geldik ve bugün de bu mücadele hala devam ediyor. Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde sekiz yıldır çalışıyorum. 2003 yılının Aralık ayından beri görevimi başarılı bir şekilde devam ettirmekteydim. Gördüğünüz gibi az önce hastalarım geldi, internetten duyanlar, basından duyanlar. Bunlar benim tümörlü hastalarımdı, bacağı protez olanlar vardı ve bu halleriyle bana destek vermek için gelmişler. Bunu neden söylüyorum çünkü beni çıkarma bahanelerine geleceğim.

Mücadele Birliği: Oraya gelmeden, burada 8 yıl önce çalışmaya başladığınızı söylemiştiniz deği lmi?

Güllü Hanoğlu: Evet 8 yıl önce başladım.

Mücadele Birliği: Taşeron firma bünyesinde mi çalışıyordunuz?

Güllü Hanoğlu: Evet Atlas Şirket ile. Daha önce Merdan isimli bir firmayla başlamıştım. Sürekli aylık girişler çıkışlar yapılıyor ve firmalar değişiyor. 6 ayda 5 defa girdi çıktı yapılmış bir bakmışsınız Yol olmuş bir bakmışsınız YNR yani taşeronu anlamak çok zor. Ayda bir değişiyor, 3 ayda bir değişiyor, bunun altındaki sebepleri de anlamış değilim yani uzun süreli ihaleler yapılmış olsa mağdur olmayacağız.

Mücadele Birliği: Peki buradaki çalışma koşulları ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kendi alanınızda yada diğer alanlarda?

Güllü Hanoğlu: Burada bir temizlik işçisi bir sekreter veya diğer görevliler bir çok işi birden yapıyor. İş sirkülasyon çok yüksek özellikle ortopedi servisi sirkülasyonu en fazla olan bölümlerden biri. Adli vaka olarak, yatan hasta sayısı olarak, hasta başı malzeme alımı olarak. Biz sürekli yazılar yazdık 2. bir sekreter 3. bir sekreter derken maalesef ellerindeki sekreterden de oldular hocalarımız o da ayrı bir şey.(Gülüyor).

Mücadele Birliği: Maaşınız yeterli miydi ya da diğer çalışma şartlarınız nasıldı memnun muydunuz?

Güllü Hanoğlu: Güzel şeylere değindiniz .Bizler 2009 yılına kadar asgari ücretin % 40 fazlasıyla çalışan insanlardık.2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından bir genelge çıktı maaşların düşürülmesiyle ilgili. Yönetim de bizleri topladı, “kusura bakmayın çocuklar elimizden bir şey gelmiyor maaşlar düştü” denildi. Biz bunun üzerine Başbakanlığa, Sağlık Bakanlığına, Çalışma Müdürlüğüne birçok yere yazılar yazdık. Çalışma Müdürlüğü en son bir müfettiş gönderdi maaşlar zamanında yatmıyor diye. Yapılan teftişler sonucu haklı olduğumuz kararı çıktı ve biz hastaneyi mahkemeye verdik.

Mücadele Birliği: Ondan sonra devam eden bir gelişme oldu mu mücadele ile ilgili?

Güllü Hanoğlu: Mücadele ile ilgili gelişme şöyle, sendikalaşma oldu bir örgütlülüğümüz var şu an. Ben burada Dev-Sağlık İş'in temsilcisiyim. Bir yandan hastaneyi mahkemeye verdiğimiz için bir yandan sendikalı olduğum için bir yandan o taahhütnameyi imzalamadığım için yani haksızlığa gelemediğim için ekmeğime işime sahip çıktığım için bunlar yapıldı bana.

Mücadele Birliği: Kaç yıldır sendikalısınız?

Güllü Hanoğlu: 2009 yılından beri bu hastanede sendikalıyım ama ondan önce de sendika geçmişim vardı.

Mücadele Birliği: Peki sendikacı olarak karşılaştığınız zorluklar neydi?

Güllü Hanoğlu: Yani bir çok zorluğu vardı. Mesela başhekim bir defa beni odasına çağırdı. Başhekim, müdür, müdür yardımcıları, şirketin sahibi ve yardımcısı da odasındaydı. Başhekim bana kesinlikle elemanları olmadığımı söyledi gerekirse sözleşmeyi yani o taahhütnameyi imzalayarak dönebileceğimi söyledi. Ben de kendisine onların elemanı olduğumu çünkü bana gelen ihtar metninde çıkış sebebimde şunun yazdığını söyledim: “Sözleşmeyi imzalamamak, imzalayanlara engel olmak, iyi niyet ve ahlak kurallarına uymamak”. Eğer ben bu sözleşmeyi imzalarsam ahlak kurallarına uymuş mu oluyorum? Ben sizin elemanınız değilsem neden beni muhatap alıyorsunuz? gibi sorular yönelttim fakat bu sorularıma da bir cevap alamadım maalesef. Ben yine mağdur olan tarafım. Bir yandan başhekimlik elemanım değilsin diyor, bir yandan şirket elemanım değilsin diyor çok zorluklar çekiyoruz çok baskılar yaşıyoruz.

Mücadele Birliği: Sizi gerçekten bu gerekçelerden dolayı mı işten çıkarttıklarını düşünüyorsunuz, yoksa sizce altında yatan başka sebepler var mı?

Güllü Hanoğlu: Ben çalışmayı seven çalışkan bir insanım. Haksızlığa gelemediğimden dolayı, mücadelemden dolayı çıkarıldım başka bir sebebi yok. Ve sendikaya bağlı bir sürü eleman var burada. Temizlikten güvenliğe veri giriş elemanına kadar küçümsenmeyecek üye sayımız var. Böyle yerlerde onlar için sendikalaşma doğru değil. İllegal bir örgütmüş gibi görülüyor. Şu anda da bir çok hastanede gördüğüm şu; bu taahhütnameyle haklarımızı elimizden almak isteyen şirketler imzalamadığımız takdirde yada mahkemeye verdiğimiz takdirde aldığımız maaşın %35 faizini onlara geri ödememiz koşulunu dayatıyor

Mücadele Birliği: Siz de bu oyuna gelmediniz tabi ki?

Güllü Hanoğlu: Gelmedim. Arkadaşlarıma baskılar var. Bu akşam bir toplantı yapacaklar veri giriş elemanlarına ve orada da bu baskılar devam eder diye düşünüyorum.

Mücadele Birliği: Bu taahhütname ne zaman elinize ulaştı?

Güllü Hanoğlu: Nisanda geldi bu taahhütname ve haziran ayından beri de ciddi bir baskı var, imzalayacaksınız ya da imzalamayan herkesi çıkartırız diye tehdit ettiler bizi. Bu Atlas firması Samsunda da 5 tane elemanını çıkardı orada da taşeron bir firma olarak faaliyet sürdürüyor. Aldığımız zaten 730 tl ve böyle bir maaşa İstanbul koşullarında yaşamaya çalışıyoruz bir de yerimizde rahat bırakmıyorlar bizi. Verimli olmamız engelleniyor.

Mücadele Birliği: Sizin tam olarak işten çıkarılma tarihiniz nedir?

Güllü Hanoğlu: 08/07/2011 tarihinde çıkışım verilmiş ama yazılı kağıt bugün geldi bana noter yoluyla. Noterden hemen ulaşmadı bana. Cuma günü çıkışım yapılmış ama bana yazı falan gelmediği için ben pazartesi ve salı günü de işe gidip geldim salı akşamı imzam yoktu imzam kaldırılmıştı işine son verilmiştir sebebiyle.

Mücadele Birliği: Bir oturma eylemine başladınız ve bugün 2. gününüz. Bundan biraz bahseder misiniz?

Güllü Hanoğlu: Çadırımı bugün kurdum, dün yoktu o yüzden dün biraz zor oldu bankların üstünde. Gerçi hiç uyumadım arkadaşlar beni yalnız bırakmadı sağolsunlar sabaha kadar dost muhabbetleri ettik. Güzel bir dayanışma var, birlik beraberlik var tek başıma değilim. Doktorlarımızdan, hemşirelerimizden,teknisyenlerden,temizlik elemanından aklınıza gelecek sağlık çalışanlarının tümünden büyük bir destek var ama maalesef üç yerden destek yok; başhekim, hastane müdürü ve Atlas firması.

Mücadele Birliği: Peki bu eyleminiz ne kadar sürecek?

Güllü Hanoğlu: Bunu basın açıklamamda da bildirdim. Süresiz bir eylemdir. Bir kadın olarak mücadelenin nasıl olduğunu göstereceğim .Sırf ben de değilim bunun örnekleri var sanırım. Paşabahç'ede böyle bir kadın eylemci varmış Türkan Hanım galiba. İzmir'de de varmış Batıgül Hanım gibi birkaç örnek duydum böyle.Ne zaman geri adım atarlarsa, ne zaman arkadaşlarımın üstündeki baskıları kaldırırlarsa bu eylemi noktalarım. Sorun benim işsiz kalmış olmam değil çünkü bana iş teklifleri geliyor fakat şu an benim bir davam var bu arkadaşlarımın üzerindeki baskının kaldırılması için buradayım. Sözleşme sorunu çözülsün, baskılar kalksın ve insanlar aldıkları 730 tl maaşla huzurlu bir biçimde işlerine gidip gelsinler önemli olan bu benim için.

Mücadele Birliği: Bu 2 gün içinde fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kaldınız mı?

Güllü Hanoğlu: Hayır fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kalmadım ama psikolojik müdahale oluyor mesela basın açıklaması sırasında müdür bey hastane kapısında elini belini koymuş bir şekilde bizi izliyor ve kim var kim yok diye bakıyordu ve bunları belirleyip büyük ihtimalle toplantıda sizin çıkmanız yasak yapamazsınız edemezsiniz şeklinde bir baskı oluşturacaktır.

Mücadele Birliği: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Güllü Hanoğlu: Tekrar ediyorum benim amacım işe geri alınmak da değil,ben ne iş olsa yaparım ki çocukluğumdan beridir de çalışıyorum gocunmam fakat benim için problem arkadaşlarımın üzerindeki baskılar. Benim derdim benim arkamdan çıkışlar yapmasınlar, arkadaşlarım işlerinden olmasın, maaşları düşürülmesin, yönetim baskı yapmasın, kimse mağdur olmasın. Beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim.