27 Ağustos Cumartesi günü İzmir Mücadele Birliği Platformu olarak Savranoğlu işçilerinin Cumartesi eylemlerine destek vermek için fabrikanın önündeki eylem yerine “Savranoğlu İşçisi Yalnız Değildir”, “Yaşasın İşçilerin Mücadele Birliği”, “Zafer Savaşan İşçilerin Olacak” sloganlarıyla geldik ve işçilerin alkışları ve güler yüzüyle karşılandık.
Daha sonra eylemlerin vazgeçilmezi olan halaylar çekilip sohbetlere geçildi. Patron işçilerin eylemlerini kırmak için, işçilerin Cumartesi saat 13.00’e kadar çalıştıkları saatleri hafta içine yayarak Cumartesi günü iş çıkışı yaptıkları eyleme olan ilgiyi azaltacağını düşündü. Oysa işçiler, iş çıkışı olmamasına rağmen tam takım fabrika önündeydi. Devrimci İşçi Komiteleri işçileri selamlayan bir konuşma yaptıktan sonra işçilerle sohbetler devam etti. Saat 13.00’te yeniden buluşmak üzere eylem yerinden ayrılındı.
Savranoğlu Deri fabrikasının önünde 27 gündür eylemde olan 3 işçi ile bir röportaj yaptık.
Mücadele Birliği: Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?
Yusuf Nalban: Merhabalar ben Yusuf Nalban, 1993 yılından beri Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç çocuk babasıyım. Sendikaya üye olduğum için bahaneler bulunarak tazminatsız bir şekilde işten çıkartıldım.
Mücadele Birliği: Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?
Yusuf Nalban: Kötü koşullarda çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın çoğu bronşit ve astım hastası. Şu anda çoğu arkadaşımız raporlu zaten. Yaş bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız bel fıtığı, kaslarından ameliyat olan arkadaşlarımız var. İki arkadaşımızdan biri çalışamaz raporu aldı. Bir diğer arkadaşımız ise 15 gündür hastanede yatıyor. 15 arkadaşımız da nefes almakta zorlandıkları için şu an hepsi raporlu, içerdeki şartlar kötü. Sağlıklı koşullarda çalışılmıyor. Makinelerden yayılan kimyasallar havalandırma olmadığı için insanlara etkide bulunuyor. Bunun içinde hastalıklar ortaya çıkıyor.
Mücadele Birliği: Eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?
Yusuf Nalban: Direnişimizin 27. günündeyiz. Sendikayı kabul ettirinceye kadar buradayız, bu 6 ay olur 1 yıl olur... kazanıncaya kadar buradayız. Ya sendika girecek ya da fabrika kapanacak. Kamuoyuna buradan sesleniyoruz, bize destek olmasını istiyoruz. Kamuoyunun bizi burada yalnız bırakmamalarını istiyoruz. Her şey kamuoyunun elinde bize ne kadar destek olurlarsa o kadar başarılı oluruz. Direnişi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Mücadele Birliği: Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?
Serkan Şencan: Merhabalar ben Serkan Şencan. 1987 doğumluyum ailemle birlikte yaşıyorum. 1 yıl 3,5 aydır burada çalışıyorum.
Mücadele Birliği: Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?
Serkan Şencan: Ben zımpara bölümünde çalışıyorum. Zımparadan dolayı çıkan toz altında nefes alıyoruz havalandırmalar dıştan gözükse de yeterli çalışmıyor, içerisi toz içinde kalıyor. Kötü koşullarda çalıştığımız için bir çoğumuz rapor almak zorunda kalıyoruz.
Mücadele Birliği: İşten atılma sebebiniz neydi ve eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?
Serkan Şencan: Ben iki arkadaşımın direnişe başlamasından 12 gün sonra işten atıldım. 15 gündür ben de buradayım. Benim asıl bölümüm zımpara, işten çıkartılmadan üç gün önce el kadifesi bölümüne alındım. Geçici olduğunu düşünmüştüm, ama ertesi günde el kadifesi bölümüne verildim. Alışık olmadığım bir iş olmasına rağmen normal günlerde çıkartılandan fazla ürün çıkartıyorduk. Fazla ürüne rağmen ustadan baskı görüyordum. Bana çıkartacağım iş için dakika veriyordu. Ben de dakika tutmasının baskı uygulamasına girdiğini söyledim. Söylediklerimiz dikkate alınmadı. Baskı yapıldığını söylediğim için ertesi gününde muhasebeden çıkışımı almamı istediler. Çıkışımda ustayla tartıştığım ve işi yavaş yaptığım gerekçeleri vardı. Biz biliyoruz asıl gerekçenin sendika olduğunu. Eylemle ilgi söyleyeceklerim ise gün geçtikçe destekler artıyor. Umuyorum ki artan desteklerle kazanırız.
Mücadele Birliği: Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?
Aydın Gençaslan: Yaklaşık üç senedir Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç aya yakındır işten çıkartıldım.
Mücadele Birliği: Eylem süreciyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Aydın Gençaslan: Emek verdik ve direnişe başladık. Bütün arkadaşların desteğiyle de bugüne getirdik. Çalıştığımız yerde sıkıntılar çok büyük. Sabah 8:00’de başlıyoruz, gece 24.00’e, 01.00’e kadar çalışıyoruz. Çalışma koşullarımızla ilgili hiçbir hak iddia edemiyoruz; hak ettiğimiz zaman da ekmeğimizi kaybetme korkusu oluyor. İşverenin işten çıkarma tehdidi başlıyor. Buradaki bütün arkadaşlar yaşadı; daha önce birlik ve beraberliğimiz yoktu. İşveren, işçileri sen Alevisin sen Kürtsün diye birbirlerinden ayırıyordu. İşsizlik işsizlik dedik ve bugüne kadar geldik, direnmeyi hep erteledik. Ama şimdi direnişteyiz. Gerçekten gurur verici bir ortamdayız şimdi. İçerdeki arkadaşların da desteği tam. Deri-İş sendikası şube başkanımız Makum Alagöz elinden gelen çabayı sergiledi; gece 3-4’lere kadar hep beraber çalışma yürüttük. Tabi ki burada 3 taşeron şirketin olması işimizi zorlaştırdı. Sendikal hak için yetki başvurumuz gelince işverenin ayak oyunları başladı. Fabrikayı İzmir’den taşımaktan tutun; fabrikayı kapatmaya kadar bir sürü oyun deniyor. Ama biz birlikte mücadeleye devam ediyoruz. Kısacaca sürecimiz böyle. Teşekkürler.
Mücadele Birliği/İzmir






