Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Söyleşi İZMİR MENEMEN GÜLSEVER DERİ FABRİKASI’NDA İŞTEN ÇIKARMA SALDIRISI

İZMİR MENEMEN GÜLSEVER DERİ FABRİKASI’NDA İŞTEN ÇIKARMA SALDIRISI

e-Posta Yazdır PDF

 

İzmir’de Menemen Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Gülsever Deri Fabrikası'nda çalışırken haksız yere işten çıkarılan işçi İrfan Gezgil arkadaşla yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Mücadele Birliği: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

İrfan arkadaş: İlk önce bu deri işinden başlayayım, bu hayatımın ilk evresinden. Yaklaşık olarak on yaşında başladım deri işine, 1981-82 dönemleriydi. Ufak tabakhanelerde başladık, tabakçılıkla derinin ilk aşamasıyla birlikte, deri finisaj, derinin alımı, satımı bu tür işlerde bulundum. Daha sonra kendimize finisaj üzerine tabakhane olarak bir işletme kurduk. Çok muvaffak olamadık, ileri bir tarihte bunu kapatmak zorunda kaldık. Tekrar işçilik yapmak durumunda kaldık, tabi hep deri sektöründe. Daha sonra ayakkabı işine girdik, tacirlikle beraber. Tacirlik bizi ayakkabıcılığın içine soktu, ayakkabıcılık yaptık, sonra imalatına başladık. Deriden kopamadım. 2004 gibi deri işine yeniden başladım. Çeşitli firmalarda çalıştım. En son Gülsever’de çalışıyordum.

Mücadele Birliği: Fabrikanızdaki çalışma koşulları nasıl, biraz anlatır mısınız?

İrfan arkadaş: Gülsever, konumu çok farklı olan bir fabrika. İşçiler orada tamamıyla bir köle muamelesi görüyor. Hiçbir şey istemeye hakları olmayan, sadece sabah zil sesiyle başlayıp bir dahaki zil sesine kadar çalışmak durumunda olan, su dahi kaynar akar, kazandan gelen sıcak suyla lavabo ihtiyaçlarını görürler. Yemekhane ona keza pislik yuvası. İnsanları psikolojik baskıyla yıldırmış bir yönetici var, çok profesyonel bir yönetici. İnsanlar bu yüzden seslerini çıkaramıyorlar. Benim ilk Gülsever Deri Fabrikasına girdiğim dönemde işçilerin yüzünde bir karamsarlık, üstlerinde bir karabulut, kafalarını kaldırsalar sanki kafaları kopacakmış gibi kafalarını öne eğmiş çalışırlarken, o şekilde onları izledim. Ve haklarını alamadıklarını gördüm. İşte bu ekonomik-sosyal haklar şunlardı: Ücretlere son 5 yıldır zam yapılmaması (ta ki 1 ay önce haftalıklara verilen 25 tl’lik sus payı zammı hariç), kömür parası, ikramiyedir, asgari geçim indirimidir, ayakkabı yardımı, kıyafet yardımı. Bu tür yardımların hiçbiri beş senedir verilmemiş işçilere.

Mücadele Birliği: Neden işten çıkarıldınız, işten çıkarılma olayınız nasıl oldu?

İrfan arkadaş: Ben oraya girdiğimde küçükten örgütlenmeye doğru bir çalışma oldu. Başarıya doğru giderken bizim içimizdeki birkaç kişinin kırılması, ustaya yakın olması, yani iş aleminde buna yalakalık derler, yalaka olması bizi bu duruma itti. Sendikal çalışmanın, haklarımızı isteyeceğiz sözlerinin ustanın kulağına gitmesi, benim nihayetim oldu orada. Çünkü bir sac ayağını düşünürsek bir tanesi kırıldığı zaman diğer tarafların hepsi yere çökecektir. Amaç beni kırarak arkadaşlarımı da kırmaktı. Ama ben şuna inanıyorum, arkadaşlarımın kırılacağına hiçbir şekilde inanmıyorum.

28 Ekim Perşembe günü saat 13.00’e çeyrek kala paydos edildi. Islanmış kıyafetlerimi kazan dairesine bırakmıştım, kıyafetlerimi almak için gittiğimde ustayı gördüm, beni odasına çağırdı, birlikte gidelim dedi.(ne olacağını daha önceden kestirebildiğimden dolayı hazırlıklıydım). Bu arada konuşmak istediğini söyledi. Deri işini bildiğim için bana dolaylı yollardan işimizin kötüye gittiğini ima ederken ben asıl sebebin bu olmadığını bildiğimi söyleyerek ağzından çıkmasını beklediğim kelimeleri gözlerinden anladım. Ve konuşmaya başladım “Benim burada verdiğim mücadeleden dolayı çıkartmak istediğinizden eminim. Fakat çıkışım burada olmamam anlamına gelmeyecek” dedim. Ve tekrar sordum, asıl amacı senden duymak istiyorum. Bana söylediği “bazı bilgiler fabrika yönetiminde kalır biz bunları kimseye söylemeyiz”di. Beni çıkartmak bu mücadelenin sonu olmayacak diye tekrarladım ve odasından çıktım. Bu arada birkaç aylık olamama ve sigortasız çalışmama rağmen bana birkaç haftalık vererek “seni mağdur etmek istemiyorum, sen iyi bir elemansın” yumuşatmalarına gitti. Ama asıl çıkış sebebinin işyerinde olan düzensizlikten dolayı verdiğim sendikal mücadele ve arkadaşlarım hakları ile alakalı olduğunu gayet iyi biliyorum. Sonrasında fabrikadan ayrılarak servise bindim. Serviste arkadaşlarıma konuşmak istediğimi söyleyerek onları sessizliğe davet ettim. İşten ayrıldığımı, bu sürecin bununla sınırlı kalmayacağını her ne olursa olsun sömürülen, hakları alınan emekçi dostlarımızın yanında olacağımı ve beni satanı üstü kapalı teyit ederek diğer arkadaşlarıma zarar vermemesini, herhangi bir zararda bunun kim olursa olsun Menemen’de servisten indirilip gereken neyse yapacağımı ve ezilen emekçinin yalnız olmadığını söyledim. Ve sonrasında emekçi arkadaşlarımdan biri beni savunarak bizim kırılmamızı sağlayacak olan ispiyoncuya hitaben “bu arkadaşın çocuğu vardı, bizim için mücadele veriyordu. Bu şerefsiz kimse gitsin beni de ustaya satsın” diyerek “bundan sonraki mücadeleyi ben devam ettireceğim” dedi. Ardından tek tek arkadaşlarımla vedalaşarak servisten indim. Ve bu mücadele kaldığı yerden devam edecek.

Mücadele Birliği: Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?

İrfan arkadaş: Bu süreçten sonra öncelikle şu var, bir hayat idamem var. Bir kızım var, bize annesine babasına ihtiyacı olan bir kızım var. Onun okul hayatını yürütebilmesi ve yaşamında daha iyi yerlere gelmesi için ayakta durmam gerekiyor. Halkımın yanında ne kadar varsam kızımın yanında da o kadar varım. Olmam gerekiyor. Bir şekilde en kısa sürede çalışmaya başlamam lazım. Çünkü eşime ve kızıma işten çıkarıldığımı söyleyemedim. En büyük acı da benim için bu zaten. Söylemiş olsam küçücük mutluluğum hakikaten de üzüntüyle ve hüzünle dolacak. Çocuğumun hastalığından dolayı işten çıktığımı söylemedim. Onları herhangi bir sıkıntıya sokmak istemediğimden dolayı şu an söylemedim. İleride ne olur bilmiyorum ama işsiz kalışımdan dolayı anlaşılacaktır bu.

Bir basın açıklaması yapmayı düşünüyorum. Sonuçta Gülsever Deri’nin çalışanlarının halen daha yanındayım her ne olursa olsun. Dışarıdan bütün desteğimi sunacağım onlara, yapmam gereken neyse, hangi mücadeleyse.

Mücadele Birliği: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

İrfan arkadaş: Son olarak ben doğdum, büyüdüm hep halkın yanında oldum, halkın içinde oldum. Hep onlarla varız, hep onlarla birlikte olacağız. Onların mücadelesi mücadelemiz olacak, her zaman işçinin yanındayım, emekçinin yanındayım, emeğin yanındayım. Siz Mücadele Birliği’ne de teşekkür ederim.

İzmir Mücadele Birliği