4 Kasım Perşembe günü Buca Belediyesi taşeron işçileri ilk eylemlerine başlamış bulunuyorlar. Bizler de taşeron işçilerine sözü verdik. Bizlerle paylaştıkları duygu ve düşüncelerini sizlerle paylaşıyoruz.
1.İşçi: Bugünden dolayı çok mutlu oldum. Böyle bu kalabalığı, arkadaşlarımızı bu kadar beklemiyordum. Bize destek vermelerinden dolayı çok mutlu oldum. Bu eylemimiz devam edecek. İşten atılmak olsa da olmasa da, bu belediyeden atılsak bile belediyenin önünde eylemimiz devam edecek. Yani işten atılmalar da olacak, işten çıkarmalar da olacak. Ama biz bu belediyenin önünde eylemimizi devam ettireceğiz. Pes etmeyeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz.
2.İşçi: Bizim eylemlilik sürecinin başlangıcında, örgütlenmemizin başlangıcında kararlıydık. Taşerona ve sendikasız çalışmaya karşı mücadele ediyorduk ve de bu sebepten ötürü örgütlenmeye başladık. Tabii örgütlenmenin en başından beri birçok tehditle karşı karşıya geldik. İşçilerle kendi aramızda toplantılar yapıyorduk. Büyük katılımlı toplantılar yapıyorduk. Bir şekilde artık işçi dışarılara çıktı, yaptığı mücadeleyi kamuoyuna duyurmak istedi. Ve bunun için basın açıklaması kararı aldık. Kamuoyuyla paylaşmak, halkla paylaşmak adına. Bugün son iki gündür basın açıklamasına katılmamaları yönünde bazı meclis üyeleri, müdürler vs işçileri tek tek dolaşıp tehdit etti. İşçileri dolaşmakla kalmadı, ailelerine de aynı tepkileri savurdular. Bugün birçok arkadaşımız bu yüzden korktukları için, işten atılma korkusu yaşadıkları için gelmediler. Zaten 15.00-23.00 vardiyası da vardı. Şu anda iş bırakma eylemi olmadığı için 15.00-23.00 vardiyasından yaklaşık 80 kişi gelemedi. Onun dışında gelmeyen arkadaşlar işten atılma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını düşündükleri için, bu tehditleri bir şekilde karşıdaki insanları sindirdikleri için onlar da gelemedi. Fakat bugünkü katılım gene de iyiydi. Bize destek veren kurumlar da oldu. Bir şekilde sesimizi duyurduğumuza ve de artık mücadeleyi artık dahi ileri seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz. Bana birebir tehdit gelmedi. Yani benim görüştüğüm insanlar bana tehdit savurmazken, arkamızdaki işçiye tehdit savurmaya başladılar. Bir şekilde kimleri korkutabileceklerini sanırım kendileri iyi biliyorlar ya da kimlerin geri adım atmayacağını iyi biliyorlar. Sadece bugün bazı yetkililer benimle görüşmek istedi. Fakat artık çok geç olduğunu ve de buradaki tek çözümün çıkıp burada basın karşısında söz vermek olduğunu söyledik kendilerine taşeronu kaldırmak konusunda. Fakat bugünkü talebimiz karşılanmadı. Biz basın açıklamasını yaptık. Şu anda tek düşüncemiz Buca’dan taşeronu kaldırtmak.
3.İşçi: Sesimizi duyurmak, yani biz hep kendi aramızda konuşuyorduk. Toplantılar yapıyorduk. Ama artık biz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sesimizi duysun, tüm kamuoyu duysun artık sesimizi, sıkıldık artık yani. Mesaiye geliyorsun mesai parası yok, 4 senedir çalışıyorum senelik izin yok, şimdi başlasam sabaha kadar bitiremem yapılan haksızlıkları. O yüzden Buca’da taşerona hayır diyoruz. O amaçla basın açıklamasını yaptık. Bundan sonra devam edeceğiz. Bu örgütlülüğün sonuna kadar arkasında olacağız. Haksızlıklar bitinceye kadar başkan artık Buca’dan taşeron defol deyinceye kadar devam edeceğiz. Bu kadar söyleyeceklerim.
4.İşçi: Eylem umduğumdan da daha iyi geçti. Kendi arkadaşlarımız açısından katılım az oldu ama bize destek verenlerle beraber iyi geçti. Ve buradan katılan herkese teşekkür ediyorum. Tabi bizim arkadaşları evlerine tehdit etmeselerdi, oraya gideni işten atarız demeselerdi, buradaki kalabalık bir o kadar daha da kalabalık olurdu. Ama sağlık olsun, o işten atma tehdidinde bulunanlar utansınlar, hiçbirinden de bir korkumuz yok. Onlar bizi korkutmaya çalıştıkça biz daha çok cesaret alıyoruz. Bunu çok iyi bilsinler. Bizi işten atabilirler ama Buca’da onları rezil ederiz. Bizim daha ne olduğumuzu bilmiyorlar. 40 kişiyi kapıya koyalım tamam paralarını vermeyelim diye bir şey yok artık. Ha sen diyorsan ben yapmıyorum diye, biz de gereğini yaparız, hiç kimse kusura bakmasın. Biz üzülürsek sizi de üzeriz yani. Teşekkür ederim.
5.İşçi: İki sene önce bu şirket boşluğunda belediye başkan yardımcıları geldiler ve bize dediler ki bir fedakârlık gösterin, beş on gün çalışın ondan sonra yeni bir şirketle sözleşme yapana kadar bize süre verin. Sonuçta o süre içerisinde çalıştık 360 işçi. Ve on gün bitti, gene toplantı yaptık dedik ki ‘Başkanım bu halimiz ne olacak, çocuğumuza taş mı götüreceğiz’. Bize namus ve şeref sözü verdiler, dediler ki siz çalışın biz belediye olarak aylığınızı vereceğiz. Ve şimdi de diyorlar ki siz gönüllü çalıştınız, ben 56 gün normal çalışmışım 12 gün de mesai yapmışım. Aç ve susuz, yürüyerek gidip gelmişim. Şimdi de haktan hukuktan bahsediyorlar, neymiş biz gönüllü olarak çalışmışız, kim kime çalışır ki iki ay gönüllü. Onun için artık bıçak kemiğe dayandı, canımızdan bıktık artık.
6.İşçi: Biz namuslu ve şerefli olduğumuz için buraya geldik, bize namus ve şeref sözü verenler artık kendileri düşünsün. Demokratçılık böyle oluyorsa biz de asarız keseriz hiç fark etmez.
7.İşçi: Öncelikle bütün herkese sevgi ve saygılar, bütün yoldaşlarımla Şehitlik Parkı’nda toplanıp mücadelemiz, ekmeğimiz, hakkımız için eyleme başladık. Bu saatten sonra ne olursa olsun mücadelemizi sonuna dek, ölene dek sürdürmeye devam edeceğiz. Bizim işçilerle birlik ve beraberliğimiz önceliklidir. Ama bazı işçilerle birliğimizin içinde olup söz verip sözünü tutmayanları buradan kınamak istiyorum. Yaşasın halkların kardeşliği, ekmek mücadelemiz, yaşasın işçilerin mücadele birliği…
8.İşçi: Haklıyız kazanacağız biz buna inanıyoruz. Eğer birlik ve beraberliğimiz devam ederse biz bu yolu sürdürürüz ve hakkımızı alırız. Bugünkü eylem çok iyiydi, bizlere destek için katılan arkadaşlara çok çok teşekkür ediyorum.
İzmir Mücadele Birliği






