Tuesday, May 22nd

Güncelleme:10:08:44 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Söyleşi BERİCAP İŞÇİLERİ: SEYRETSİN BAKALIM!

BERİCAP İŞÇİLERİ: SEYRETSİN BAKALIM!

e-Posta Yazdır PDF

Petrol-İş Sendikası’na üye oldukları için işten çıkarılan 4 arkadaşlarının geri alınması için direnişe geçen 98 Bericap işçisi işyerleri önünde direnişlerini sürdürüyor. 19. günlerinde işyeri önünde destek için gelenlerle birlikte slogan atarak taleplerini dile getiriyorlar. Sloganların, alkışların ardından garip bir ses yükseliyor. Bu sesin ne olduğunu anlamaya çalışırken, sohbet ettiğimiz Bericap işçileri, “Arkadaşımız tepkimizi dile getirmek için vuvuzela çalıyor. Arkadaşın yöneldiği yer yönetimin olduğu bölüm, patron oradan bizi izleyip duruyor” diyorlar. Bir başka işçi “Seyretsin bakalım şimdilik camdan” diye ekliyor.
Bericap işçilerini ziyarete gelen Tekel işçisi çadırlarını soruyor. İşçilerin fabrikaya giren yolun başında kurdukları çadırlar için araçların giriş çıkışına engel oluyor diye şikayet gelmiş. Sendika da polisle, yetkililerle tartışma yaşamamak için “Gerekirse başka bir çözüm üretiriz” diyerek çadırı kaldırılmasını istemiş. İşçiler de zaten akşamları gidiyoruz, burada kalmıyoruz, çadırı da kaldırmak zorunda kalıyoruz düşüncesiyle kabul etmişler. “Peki yağmur yağarsa?” diyoruz. İşçiler “Biz şanslıyız, bugünlerde hava çok güzel, yağmur yağarsa da kurarız o zaman çadırımızı, sendika da karavan ayarlamayı düşünüyor” diyerek cevaplıyorlar.
Direniş üzerine konuşurken işçilerden biri “Tuhaf bir durum var bence burada biliyor musunuz? İşçiler işçi sınıfıyla karşı karşıya?” diyor. Niçin böyle düşündüğünü soruyoruz. “Eee..biz buradayız, insanca çalışma koşulları için, sendikalı olabilmek için, onlara bunu anlatmaya çalışıyoruz, yılların emeğini vermiş insanlar var burada, orada taşeron işçi gözünü açmadan çalışıyor, üstelik işi de bilmiyorlar, onlara anlatmaya çalışıyoruz, karşı karşıya geldik çalışan arkadaşlarla… Öyle oldu yani.. Şimdi biz buradayız, birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız içeride... Sanki farklı yerlerden, farklı konumlardan insanlarız, daha doğrusu işveren bu hale getirmiş oldu… Anlatmaya çalıştık arkadaşlara olmadı..”
Bir başka işçi giriyor söze “İşveren böyle olsun diye uğraşıyor zaten, şimdi oradaki işçilere sendikalı olmayın, onlara uymayın, işsiz kalırsınız diye işliyordur, bundan sonra böyle olacak her yerde, sendikalı olayım, hakkımı isteyeyim dedin mi, hemen araya farklar konmaya başlıyor, bakma biz burada 120-130 kişi çalıştık ama şimdi işverenler daha da bölüyor fabrikaları, parça parça işliyor hammaddesini, 30 kişi bir yerde 50 kişi bir yerde, kiminin ücreti çok, kiminin servisi var böyle ayrılık yaratıyor ki, işçiler bir arada olamasınlar, birbirlerine farklı gözle baksınlar diye.”
Çalışanlarla direnişte olanların karşı karşıya geldiğini düşünen işçi, “Ama baksana kaç senelik emekleri var insanların?” diye cevaplıyor arkadaşını bir başkası da “Burada direnişte olan arkadaşlar en eski çalışan, en kalifiye eleman, onların verdiği emeği düşününce arkadaş üzülüyor içerideki arkadaşların yanımızda olmayışına” diyor.
Mücadele Birliği: Kalifiye elamanlar direnişteyse nasıl yürütüyorlar işleri?
-Daha yeni arkadaşlara veriyorlar işi, taşeron işçi getirdiler Dilovası’ndan, onlar yapmaya çalışıyor, yapabildikleri kadar işte… Bir zaman işleri aksar, mallar eksik çıkar, hatalı çıkar, işler şimdi az sayılır, bundan sonra başlayacak buranın iş yoğunluğu, o zaman da nasıl yaparlar bilemem artık. Ama taşeronla devam edecekse zor, çok sorun yaşar firma…
-Merkezi Almanya’da Bericap’ın, bunun direnişe etkisi nasıl olur sizce? UPS’de sorun hala çözülmedi biliyorsunuz?
-Biz bu yönüyle düşünmedik hiç aslında… UPS çok büyük bir firmaymış…  Aslında iyi dayandılar UPS işçileri kaç gün oldu onların?
Mücadele Birliği: Neredeyse 170 gün olacak… Bugünlerde çözümlenmesini bekliyorlar. Tümtis gerçekten çok büyük destek oldu işçilere, uluslararası boyutta çaba harcadılar. İşçiler de sendikalarına güven duyuyor, sendikamız yanımızda, bizim güçlü olmamızı sağlayan en önemli faktör  zaten. servis, yemek sağlanması, maddi ya da kişisel sıkıntılar konusunda da sendikanın desteğini bulmak bize moral veriyor, diyorlar.  Sizin sendikal durumunuz nasıl?
-“Sendikalı olmak eşittir işten atılmak… Sendikalı olmak gerekiyor… Çalışanın en temel hakkı gel gör ki, bu memlekette işinden olmak demek işte…” diye cevaplıyor işçilerden biri. Bir diğeri sendikal çalışmalarını anlatıyor.
-Sendika çalışmaya başlayınca tepkiler başladı zaten, 2009’da başladı burada sendikanın çalışmaları, o zaman güçlü bir destek verdi sendika atılan işçiler tekrar işbaşı yaptı. Ama tekrar başladık işte bugün 19 gün oldu. Sendika yemek sorunumuzu çözdü.. Şimdi havalar da iyi bir zorluk yaşamıyoruz. 98 kişiyiz, sendikalı olmak en temel hakkımız, biz de sendikalı olarak işimize devam etmek istiyoruz. Sendikada bu şartı öne sürecek görüşmelerde. Bu taşeron sistemi tüm çalışanları etkiliyor, işte bizde de başladılar. Dilovası’ndan gelen işçiler çalışıyor şimdi…
Mücadele Birliği: Önce dört kişi işten çıkarılmıştı, siz destek amacıyla kendiniz iş bıraktınız değil mi?
-Bizim arkadaşlarımızı işten çıkarınca, işe geri alınmalarını sağlamak için bir günlük iş bırakma eylemi yaptık, sonra 98’imizi de çeşitli sebeplerle işten çıkardılar… Maksat sendika girmesin, işçiler hakkını aramasın. Üzerimizdeki baskı sürekli artıyordu.
- Burada servis var, benim yerim uzak, yol parası alıyordum, bir baktım yol paramı kesmişler maaşımdan, param eksik dedim, yol paranı vermeyeceğiz artık dediler sadece, sendikalı olunca vermek zorunda kaldılar, bu ay da paramı eksik yatırmışlar gene.
Mücadele Birliği: Burada çalışma sisteminiz nasıl, kaç saat çalışıyordunuz?
-Biz vardiyalı çalışıyoruz, bizi zorlayan bir sebep de bu oldu, vardiyalarda değişiklik yapıldı, keyfi olarak çok problem yaşadık, izinler konusunda sorun yaşadık. Bir bayan arkadaş vardı mesela mazeret izni istemiş bayan arkadaş, şef de tamam demiş, iki gün mazaret izni, ertesi gün de kendi izin günü, sonra işe geliyor, 3 gündür işe gelmedin, senin iş akdin fesholdu diyorlar arkadaşa. Şaşırıyor tabii, elinden bir şey gelmiyor 3 gün işe gelmemiş oluyor ya… Keyfi uygulama işte…
Mücadele Birliği: Kaç bayan arkadaşınız var? Direnişte olan arkadaşlarla konuşsak…
- Var 20 kişi falan heralde… Tam sayısını bilmiyorum da.. Bir tanesi bizim eski arkadaşların eşi zaten, onların yanına gidelim de… Benim tanıdıklarım birkaç kişi onlarla konuşun siz…
Mücadele Birliği: Yemeğiniz geldi, siz yemeklerini alın, sonra konuşalım…
- Eee.. tamam işte, hadi siz de yemek alın… Konuşuruz gene bayan arkadaşlarla…
Mücadele Birliği: Afiyet olsun, ziyarete gelmiş olan arkadaşlarla sohbet edeyim biraz.. Sonra konuşuruz yine…
Yemek sırasında ziyarete gelenlerle sohbet ettik ayaküstü, Bericap işçileri, yemek yemiyorsunuz, çayımızı için bari diyorlar.
Tekel işçisi, “Hani çay? Nerede yapıyorsunuz siz çayı?” diye sorunca arabayı gösteriyorlar… “Çaysız olmuyor böyle beklerken biz de böyle çözdük olayı” diyorlar. Yemek sonrası sohbet sürerken işçiler birkaçı bakın bayan arkadaşlar bu tarafta çok ayrı ayrı olduk gelin onlarla da konuşmuş olursunuz diyerek yönlendiriyor bizi.
Bayanlar biraz çekingen, konuşurken duraksıyorlar, birbirlerine bakıyorlar, sonra bayan işçilerden birisi,
-Arkadaşlar sıkılıyorlar, biraz garipsiyorlar burada oluşlarını, biraz da sorular sıkıyor onları, ben anlatayım sormak isteğiniz bir şey varsa.” diyor.
Mücadele Birliği: Evet, çok çekingen davranıyorlar, soru sormuyorum o yüzden, aslında, çalışan kadın işten çıkarılınca, direnişe başlayınca ne düşünür, ne hisseder, yaşamında nasıl bir değişiklik olur bunları sormak isterdim… Erkek arkadaşlarla bile çok az konuşuyorlar, genel olarak da böyle midir?
-Evet, erkek arkadaşlarla çok fazla konuşmaları yok birkaç kişinin dışında, zaten sayımız az 22 kişi çalışıyorduk, bir de farklı bölümlerde çalışanlar pek birbirlerini tanımıyorlar. Bir de kaygıları var sanırım, yarın işe alınırken, başkalarına bilgi vermek olarak önlerine çıkabilir… Ciddi anlamda baskı var çalışanlar üzerinde sendikal çalışmalar nedeniyle, hele işten atılanlara destek olduğumuz için dikkatler daha da üzerimizde…
Mücadele Birliği: Yirmiiki bayan çalışıyor demiştiniz, kaçı sendikalı, siz sendikalı mısınız? Evet 22 bayan çalışandık, ben de dahil 14 kişi sendikaya üye olduk, arkadaşlar işten atılınca, geri alınmalarını isteyip destek olduk, sonra biz de işsiz kaldık.
Mücadele Birliği: Bir işçi bir kadın olarak yaşamınızı nasıl etkiledi bu direniş?
-Ben sendikalı işçiyim, aslında benim yaşamımı çok fazla etkilemedi.. Ama bunda eşimin sendikalı olmasının payı var.. Eşim de burada çalışmıştı. Geçen sene yapılan sendikal çalışmalardan sonra işten çıkarıldı. Eşim de tazminatlarını alıp işten ayrıldı...
Mücadele Birliği: Eşinizin buradaki sorunları bilmesi, sendikalı olması, sizin aile yaşamınızda problem yaratmıyor o zaman, bu yönden şanslısınız yani…
-Tabii, eşim ilk sendikal çalışmalara katılan insanlardan, burada nasıl çalışıldığını, sorunların ne olduğunu çok iyi biliyor, işten çıktıysa da sürekli burada olanları konuşuyorduk, hep destek oldu, sıkıntı yaşamıyorum.
Mücadele Birliği: Ailenin diğer fertleri yakınlarınız, mahallenizde nasıl karşılanıyor durum?
-Bir kızımız var 6 yaşında, ben işten çıktığımdan beri hayatından çok memnun, çok mutlu… Çünkü erken eve gidiyorum, onunla ilgilenecek zamanım çok, bu yönüyle benim için de güzel aslında…
Mücadele Birliği: Çalışırken kızınıza kim bakıyordu? Çalıştığınızda sizi görememekten yakınıyor muydu?
-Eşimin ailesiyle aynı yerdeyiz, kayınvalidem baktı hep, tabii özlüyordu beni, ama çalışırken beni özlediğini bilsem de, çalışma şartlarına göre ayarlamam gerekiyordu her şeyi..
Mücadele Birliği: Neden erken döndüğünüzü, işten çıkarıldığınızı biliyor mu? Anlayabiliyor mu daha doğrusu?
-İşten çıkarıldığımı öğrendiğinde aklında kötü bir şey belirmesin, üzülmesin diye sanırım kayınvalidem, anneni işten atsalar da birçok para getirecek, sonra başka işe girer türünden bir şeyler söylemiş, akşamları paramı alıp almadığımı soruyor. Ama biliyor tabii, çünkü ona anlatıyoruz, işyeri nedir, niçin çalışmak gerekir, neden işten çıkarıldık, şimdi ben nereye gidiyorum, ne yapıyorum, bunları anlattık…
Mücadele Birliği: Gelecekte yaşamında neyle karşılaşacağını bilen bir çocuk olacak yani..
- Öyle olmasını istiyoruz, hiçbir şeyden habersiz bir çocuk olmasın, bilinçli olsun diye gayret gösteriyoruz.
Mücadele Birliği: Başka yakınlarınızın tepkileri nasıl?
-Biz hep sendika çalışması içindeyiz, bu yüzden yakınlarımız durumu kavrıyor, sorun yaşamıyoruz, ama mahallemizde birkaç kişinin dışında çalışan kadın yok… Tabii içlerinde çalışanları şanslı görenler var, işyerindeki sorunlarımız hakkında konuştuklarımız da, biraz tedirginlik duyuyorlar direnişe başlamamızdan sonra, yani işsiz kalacaklar, orada nasıl bekleyecekler her gün diye.. Kimileri de, iyi cesaretiniz var, kolay değil böyle karşı koymak diye takdir ediyorlar, çalışan kadınların özgüvenli olmasından etkileniyorlar daha çok.. Ama kaygılı yaklaşanlar çok..
Mücadele Birliği: Direnişiniz konusunda ne söylersiniz?
-Geçen yıldan beri mücadele veriyoruz, çok çaba harcadık, ama üzerimizdeki baskılar artarak devam etti, sendikalı olmazsak çok daha kötü şartlarda çalışmak zorunda kalacağız, işimize geri dönmek, sendikalı olarak çalışmak istiyoruz, işten çıkarılanları bu yüzden destekledik. Sendikalı olmak en temel hakkımız, bunlar kabul edilinceye kadar da devam edeceğiz direnişe...
Mücadele Birliği: Bayan arkadaşlar konuşmak istemeyince kaygılarını anlasam da, üzülmüştüm, teşekkür ederim sohbetiniz için.
-Biraz da sıkıldık açıkçası, çünkü ben kaç kişiye anlattım artık hatırlamıyorum 19 gündür her gelene anlatıyoruz, uzun zamandır sendikal çalışmanın içindeyim, olayların nasıl geliştiğinin bilincindeyim, bayan arkadaşların bazıları bir çok konuda sıkıntı yaşıyorlar, farklı bir durum onlar için.. Siz de kendinize düşeni yapmaya çalışıyorsunuz tabii…   Genel olarak davranışları böyle, zamanla alışırlar..,  
Mücadele Birliği: Umarım direnişiniz kısa zamanda kazanımla sonuçlanır.
-Sağolun, size de kolay gelsin diyeyim, sıkılmayın arkadaşlarla konuşamadınız diye.