Mısır'da gösteriler ve çatışmalar tırmanıyor. Daha El Baradey'in Viyana'dan Kahire'ye uçtuğu ilk gece bir planın psikolojik ortamı yaratılmaya başlandı. El Cezire'ye yansıyan kimi “siyaset bilimci analizleri” şu türden ibareler taşıyordu: “Mısır halkı ordu yönetimini istemez, kabul etmez. Fakat eğer bu yönetim (ordu yönetimi) geçici bir süreliğine olursa ve bir sivil tarafından yönetilirse, halk bunu kabul edebilir.” Aynen bunlar söylendi daha o ilk gece.
Yukardaki sözlerden açıkça anlaşılıyordu ki, Baradey bazı alternatif senaryolarla yüklü olarak gönderilmişti Kahire'ye. Aksi halde halk nezdinde pek bir kökü olmayan, bu haliyle “bir sürükleyiciliği” de olmayan biri ne diye gönderilirdi ülkesine!
Baradey gelir gelmez ev hapsine alındı. Ne de olsa baskıya uğramadan, “mahpus” olmadan kahraman olunmaz! “Ev hapsindeki” Baradey buradan açıklamalar yaptı, ittifak oluşturma-koalisyon yaratma görüşmeleri yaptı. Hala da yapmaya devam ediyor.
Ama hepsi bu değil. Sokaklardan polisler genel olarak çekildi. Askerler “halkın sevgi gösterileri eşliğinde” sokaklarda konuşlandırıldı. Ardından Mısır Merkezi Haberalma Örgütü'nün elemanları yağma ve cinayetlere başladı. Bunu bizzat örgütledi. Tam bir terör ortamı oluşturulmaya başlandı. Halk bu güruha “cani” adını taktı. Ve genel olarak adresi de biliyorlar. Yani işi kimin organize ettiğinin genel olarak farkındalar. Sonuçta insanlar mahalle komiteleri kurarak, av tüfekleriyle, bıçaklarla silahlanarak kendilerini korumaya çalışıyorlar.
Sonuçta oluşturulan ortam, yaratılmak istenen hava, daha o ilk gece bahsi geçen ordu+sivil lider formülünü de hayata geçirebilmek için olsa gerek.
Son dönem olaylarında sermaye dünyasının ayaklanmalar ve devrimler karşısında engin deneyimleri olduğunu görüyoruz. Çok çeşitli yöntemlerle ayaklanmalar bastırılmaya, devrimlerin büyümesi engellenmeye çalışılıyor. Yöntem çok.
Tüm bunlara rağmen bir gerçek 150 yılı aşkın süredir ortada. Masabaşı planları ne kadar usta olursa olsun, söz daima sokakta söylenir. Sonucu daima mücadele belirler. Sınıflar savaşının güçler dengesi denilen şey masabaşlarında çizilmez. Çok ama çok sayıda faktörün bileşkesiyle oluşur. Kitlelerin gücü hemen her defasında egemenlerin planlarını bozar. Tarih tam da bu şekilde oluşur.
Mübarek'in oğulları ve eşi şu an Londra'da. Dün akşam uçuverdiler. Aynı saatlerde İsrailli diplomatların aileleri de Tel-Aviv yolcusuydu. Ve Mısır'ın kodamanları özel jetleriyle soluğu ülke dışında almaya başlamışlardı. Yani?
Vakit tamam! diyor olaylar. Örgü belli bir noktaya geldi. Şimdi son düzlüğe giriliyor. Daha Baradey'in Kahire havaalanındaki ilk açıklamalarında “artık geri dönüş yok” sözüne işaret etmiştik. Sonrasında Beyaz Saray'ın onca sancılı basın toplantısı yapması, tam da Mübarek yönetiminin gitmesi kararının verilmiş olmasına rağmen O'nun gitmeye yanaşmaması nedeniyleydi. Bu noktadaki belirsizlikler Washington'ın açıklamalarını da şekilsizleştirdi. Oysa karar çoktan verilmiş, Mübarek'in bileti kesilmişti. O gece ve sonrasında yaşananlar kesinlikle Mübarek'in uzatmaları oynamasından başka bir şey değil.
Mübarek gidiyor. Peki yerine ne geliyor? Baradey+ordu? Planlardan birinin bu olduğuna kuşku yok. Fakat bunun mu başka bir ihtimalin mi gerçekleşeceğini mücadele tayin edecek. Bakalım sokakların soluğu sermaye dünyasını nerelere kadar iteleyecek. Zira özgürlüğün sınırı bu mücadelenin sonucunda çizilecek.
30 Ocak 2011






