13 Mart 1982'de idam edilen üç komünist işçiyi anmak ve 30 Mart 1972'de devlet güçleriyle girdikleri çatışmada ölümsüzleşen Kızıldere Savaşçılarını anmak amacıyla astıkları pankartlardan ötürü 7 Mayıs'tan beri tutuklu olan Özgür Alkan ve Bahadır Söylemez'in ilk mahkemeleri 8 Aralık günü 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Mahkeme öncesi Devrimci Öğrenci Birliği Adliye önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasına DGH ve DPG de destek verdi. Basın açıklaması boyunca sık sık "Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük", "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur", "Baskılar Bizi Yıldıramaz" sloganları atıldı. Davaya konu olan İbrahim Ethem Coşkun, Seyit Konuk, Necati Vardar, Kızıldere Savaşçıları ve Denizlerin resimlerinin ellerde taşınması dikkat çekiciydi. Basın açıklamasında şunlara değinildi:
"Bugün burada sermaye sınıfının ikiyüzlüğünü, halkı aldatmasını teşhir etmek ve gençliğin devrimci mücadelesi karşısında nasıl korktuğunun bir örneğini göstermek için toplandık. 4 Mayıs günü ev ve yurt baskınlarıyla gözaltına alınan Özgür Alkan ve Bahadır Söylemez 7 Mayıs'tan bu yana tutuklu bulunuyor. Arkadaşlarımız şuan çeşitli sebeplerden tutuklu bulunan 500 öğrenciden sadece 2 tanesi. Son dönemde yapılan tutuklamalar toplum ve onun en dinamik kesimi olan gençlik üzerinde o kadar fazla ki, sermaye sınıfını iktidarına yönelen en basit eleştirilere dahi tahammül edemediğini bu saldırılarla gösteriyor. Neden? çünkü sermaye sınıfı ve onun kapitalist sistemi krizden krize sürükleniyor ve insanlığa hiçbir şey veremeyeceği daha açıktan görülüyor...
... Zindanlar gençliğe, işçilere, emekçilere, sendikacılara ve en son örneğini yaşadığımız avukatlara dönük saldırılarla dolduruluyor. Kısa süre içerisinde KCK adıyla yapılan saldırılarda binlerce kişi zindanlara atıldı. zindanlar sorunu ne emekçilerin, ne gençliğin ne de Kürt halkının es geçemeyeceği bir sorundur. Devrimci tutsaklar bu mücadelenin onuru ve gururudur. Bizler devrimci gençlik olarak zindanlar sorununun devrim mücadelesinin zaferine bağlı olarak çözüleceğini düşünüyoruz. bu nedenle devrimci tutsaklar özgürleşene kadar emperyalizme, kapitalizme ve faşizme karşı mücadelemiz kararlıca sürecek.
Yolumuz düz değil, engebeli ve zorlu... Ve bu mücadelede idam sehpasındaki onurlu duruşlarıyla Deniz Gezmişler, Seyit Konuklar; biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik diyen Mahir Çayanlar, Cihan Alptekinler biz devrimci gençliğe yol gösteriyor ve onların açtıkları yoldan zafere yürüyeceğiz.
Sermaye sınıfı gençliğe dönük yaptıkları bu saldırılarla hiçbir zaman başarılı olmadı ve olamayacak. Bizler devrimci önderleri ve devrimin ölümsüz savaşçılarını anmaya devam edeceğiz. Onları anmanın devrim mücadelesini zafere taşımak olduğunu, sermayenin burçlarına kızıl bayrağı dikmek olduğunu bilerek."
Basın açıklamasının ardından mahkeme salonuna geçildi.
Ankara Başsavcıvekilliği tarafından açılan davanın iddianamesinde, üniversite öğrencileri Özgür Alkan ve Bahadır Söylemez’in, 13 Mart’ta Ankara’da Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenen mitingde, 12 Eylül’de idam edilen 3 devrimcinin isimlerinin yazılı olduğu, “İdamlar Bizi Yıldıramaz - Ethem Coşkun, Seyit Konuk, Necati Vardar, 13 Mart Savaşçıları Yaşıyor, Leninistler Savaşıyor” pankartı astıkları belirtilmişti.
İddianamede, öğrencilerin, THKP-C’nin Kızıldere’de öldürülen lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak için 30 Mart’ta düzenlenen eylemde de Kızıldere’de ölenlerin resimlerinin yer aldığı, “Kızıldere’de Düşenler Kavgamızda Yaşıyor-Devrimci Öğrenci Birliği” pankartını astıkları ifade edildi.
İddianamede, odalarındaki aramada, şu suç delillerine ulaşıldığı belirtildi:
- Mart Kültür Sanat ve Düşünce Derneği’ne gidip gelmek, derneğin kurucusu olmak.
- Yeni Evrede Mücadele Birliği ve Zafere Kadar Genç Yoldaş dergilerini bulundurmak.
- Odalarında bulunan Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ kitabı, Deniz Gezmiş kartpostalları, Mahir Çayan kitapları, Deniz Gezmiş resimli takvim.
İddianamede, iki öğrencinin TKEP/L örgütüne üye oldukları, örgütün propagandasını yaptıkları ve örgüt adına talimatla faaliyette bulundukları iddiasını barındırıyordu. Bu nedenle cezalandırılmaları istenen gençlerin 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisleri istendi. İddianamede, öğrencilere astıkları her bir pankart için de 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmesi talep edildi. İstenen cezaların üst sınırı 25 yılı buldu.
25 yıl hapis istenen Özgür Alkan ve Bahadır Söylemez Ankara Adliyesi'nde görülen ilk duruşma sonucunda tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.


















