İşçi kardeşler, emekçiler;
İşte 1 Mayıs Alanı'ndayız; işte yıllardır bize yasaklanan meydandayız. Bu bir zaferdir, bu, burjuva sınıfın, faşist devletin yenilgiyi kabul ettiğinin itirafıdır.
Bu zafer devrimci işçi sınıfının zaferidir, bu zafer devrimci politikanın zaferidir; bu zafer, devrimci politikada ısrar eden, 1 Mayıs Alanı Taksim'de her yıl kızıl bayrağı dalgalandıran Leninist Parti'nin zaferidir.
Şimdi herkes bir 'zafer'den söz ediyor. Şimdi herkes Taksim'in kazanılmasından söz ediyor. Ama 1992'den beri Çağlayan senin Pendik benim; Kadıköy senin Kazlıçeşme benim meydan meydan dolaşan; Taksim dışında İstanbul Valisinin gösterdiği her yere gidenler, Taksim'in nasıl kazanıldığından tek kelimeyle olsun söz etmiyorlar.
Ama gerçekler devrimcidir. Ne unutturulabilir ne de sonsuza kadar saklanabilirler. Yaşanmış ve büyük bedellerle yazılmış tarih yok sayılamaz.
İşçi kardeşler, emekçiler, devrimci gençler;
Leninist Parti'nin 1 Mayıs politikasının zaferi, devrimci politikaların eninde sonunda zafer kazanacağını,sosyal reformist politikaların ve bu politikalar tarafından sürüklenen oportünist güçlerin eninde sonunda hüsrana uğrayacağını bir kez daha kanıtlamıştır.
İşçi sınıfı, emekçi güçler ve Kürt halkı sosyal reformist politikalarla değil, devrimci politikalarla zafere ulaşabilir, devrimci politikalarla gerçek kurtuluşu sağlayabilirler.
Bu yüzden dün devrimci çizgi izleyerek sizi Taksim 1 Mayıs Alanı'na çağıran Leninist Parti şimdi sizi şu devrimci hedefler için savaşmaya çağırıyor:
-Halk iktidarını kurmak. Artık şurası çok açık ki, bu sömürü düzeni bir devrimle yıkılıp bütün iktidar işçi sınıfının öncülüğündeki halkın eline geçmedikçe gerçek bir kurtuluştan söz edilemez.
Bu mümkün mü? Bu soruya sadece ve sadece Leninist Parti “evet mümkündür, bunu başarabiliriz ve başaracağız” yanıtını veriyor.
Bütün yaşamınız ve bütün deneyiminiz iktidar ele geçirilmeden bu düzende elde edilecek bütün hakların geçici ve geri alınabilir olduğunu yeterince öğretmiştir. Onun için hedefimiz sivri sinekleri değil bataklığın kendisini ortadan kaldırmak olmalıdır.
Tekelci kapitalist düzen bugün toplumu büyük bir krize, çürümeye, yozlaşmaya ve yokoluşa sürüklemiştir. Toplumu bu durumdan sadece bir Halk İktidarı kurtarabilir
Çünkü sadece bir Halk İktidarı ve onun Devrimci Hükümeti tekellere, fabrikalara, büyük toprak mülkiyetine, madenlere, emperyalistlerin elindeki işletmelere, bankalara, kapitalistlerin elindeki ulaşım araçlarına el koyarak işsizliğe son verebilir, yoksulluğu ortadan kaldırabilir, toplumu yıkımdan kurtarabilir.
Bu nedenle, bilmeliyiz ki, Halk İktidarı ve Devrimci Hükümet için mücadele çağrısı yapılmadan işsizliğe, yoksulluğa, sömürüye, baskıya, toplumsal çöküşe karşı yapılan her çağrı sahtekarcadır, ikiyüzlüdür.
-Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkını sağlamak. Sermaye sınıfı, Kürt ulusunu ezerek ve Kürdistan'ı ilhak ederek kendi egemenliğini sürdürmek için güçlü maddi ve manevi bir dayanak bulmaktadır.
İşçi sınıfı ve emekçi güçler, Kürt ulusunun özgürlük hakkı için mücadele ederek sermaye sınıfı egemenliğinin arkasından bu dayanağı çekip almalıdır. Böyle bir mücadele aynı zamanda, işçi sınıfına tekelci kapitalizme karşı mücadelede Kürt halkının sarsılmaz güvenini kazandıracak; Kürt-Türk Halklarının Mücadele Birliği'ni gerçek kılacaktır.
Kürt Ulusunun Özgürlük Hakkı için mücadeleyi hedeflerinin baş sıralarına koymadan “Halkların Kardeşliği”nden söz edenler sahtekarca ve ikiyüzlüce davranıyorlar.
-Zindanları Yıkmak Tutsakları Özgürleştirmek. Kendi öncülerine sahip çıkmayan, kendi davasının zaferi için savaşırken tutsak düşenleri kurtarmayı hedeflerinin başına koymayan bir sınıf kurtuluş yüzü göremez.
Zindanlar, faşist devletin basit bir parçası değil, sermaye sınıfının egemenliğinin ayakta olduğunu gösteren sembollerdir aynı zamanda. Burjuva sınıf egemenliğini ayakta tutan baskı aygıtının en önemli organları olarak Ordu-Polis-Mahkemeler zincirinin son halkasıdır zindanlar. Bu nedenle bu son halkanın dağıtılması ve tutsakların özgürleştirilmesi bir devrimin pratik olarak başladığının ve zafer yolunda ilerlediğinin en önemli işaretidir.
Zindanların yıkılması ve tutsakların özgürleştirilmesi hedefini başa almadan devrim ve kurtuluştan sözedenler işçi ve emekçi sınıfları aldatmaya çalışanlardır.
İşçi kardeşler, emekçiler, Kürt Halkı ve devrimci gençler,
Leninist Parti herkesi bu devrimci hedefler ve devrimci program etrafında birleşmeye; “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak!” şiarı altında Devrim ve Halk İktidarı mücadelesi vermeye çağırıyor.
Çünkü sadece bu devrimci program ve devrimci hedefler emekçi sınıfları, Kürt halkını ücretli kölelikten, baskıdan, sömürüden, işsizlikten, yozlaşma ve çürümeden kurtarabilir, sosyalizm yolunu açarak sınıfsız, sömürüsüz bir dünyaya götürebilir.
YAŞASIN SOSYALİZM!
YAŞASIN HALKLARIN MÜCADELE BİRLİĞİ!
FABRİKALAR, TARLALAR, SİYASİ İKTİDAR, HER ŞEY EMEĞİN OLACAK!




