Kardeşler;
Büyük direnişiniz, düzeni ta kalbinin derinliklerinden sarsarken, hiç de istemediğiniz halde, iradenize rağmen, burjuva sendikacıların ayak oyunlarıyla bitirildi.
Hükümet ve sendika direnişinizi bitirmek istediler ama aldıkları kararla direnişinizin her tarafa yayılmasına neden oldular. Saldırıyla sizi dağıtmak istediler, tam tersi sonuçla karşılaştılar. Sizi, direnişinizi bitirmek için attıkları her adım sizi daha da güçlendirdi.
İşte yine binlerle alandasınız ve kavganın bitmediğini ama gerçekten yeni başladığını her gün eylemlerinizle ortaya koyuyorsunuz.
“Her Yer Tekel Her Yer Direniş” ve “Kavga Bitmedi Daha Yeni Başlıyor” sloganları gerçek oldu. Şimdi mücadelenizin yeni bir evresine girmiş bulunuyorsunuz.
Sorunun Çözümü İktidarda!
Artık şurası çok açık: bütün yaşamsal sorunların çözümünün gelip dayandığı yer iktidardır. 78 gün süren direnişinizde gördünüz ki, sorunların çözümünün önündeki engel, hükümetiyle, polisiyle, bürokrasisiyle, devletiyle politik iktidardır.
Bugüne kadar gelip giden sayısız burjuva hükümetin hiçbiri hiçbir yaşamsal sorununuzu çözmedi. Sorunları çözeceğim diye gelen her burjuva hükümetin ilk icraatı daima yeni sorunlar çıkarmak, var olan sorunları ağırlaştırmak ve yaşamı sizin için çekilmez hale getirmek oldu.
Çünkü onların varlık koşulu, sermaye iktidarını güvenceye almak, sermaye sınıfının işçi sınıfı üzerindeki sömürüsünü kolaylaştırmak, gerektiğinde bunun için baskı ve terör estirmektir.
Bundan dolayı, nasıl ki bugüne kadarki bütün burjuva hükümetler sizin üzerinizdeki baskı ve sömürüyü artırmaktan, yaşamı sizin için çekilmez kılmaktan başka bir şey yapmadılarsa bundan sonraki burjuva hükümetler de başka bir şey yapmayacaklardır.
Çözüm nerede? Çözüm emeğin iktidarında, çözüm devrimci bir hükümette! İşçi sınıfının ve diğer tüm emekçi sınıfların yaşamsal sorunlarının çözümü, ekonomik kurtuluşları ancak bir devrimci iktidar, bir devrimci hükümet tarafından sağlanabilir.
İşçi sınıfının temel hedefi bir devrimle böyle bir iktidarı, böyle bir hükümeti kurmak olmalıdır. Bu mümkün mü? İşçi sınıfının sahte dostları bu soruya “hayır mümkün değil” yanıtı, Leninist Parti ise, “evet mümkündür” yanıtı veriyor. Büyük Ankara direnişiniz işçi sınıfının bu güce sahip olduğunu fazlasıyla gösterdi.
Mücadele Birliği Yaşamsal Önemde!
Büyük Ankara Direnişinin ortaya koyduğu en önemli derslerden biri, işçi sınıfının, emekçi sınıfların, ezilen halkların, gençliğin mücadele birliğinin ne kadar önemli olduğudur.
Sermaye sınıfı ve hükümetin yıkılmakta, çözülmekte, dağılmakta olan iktidarlarını korumada en büyük umutları emekçi güçlerin dağınıklığı, bölünmüşlüğü, parçalanmışlığıdır. İşçi sınıfını ve onu destekleyen devrim güçlerini bölüp parçalamak için hükümetin ne çok çaba harcadığına hepiniz tanık oldunuz.
Sermaye sınıfı ve hükümetin umutlarını söndürmenin yolu emekçi sınıfların ve halkların mücadele birliğini örmekten geçiyor. Sınıfın farklı kesimleri ve tüm emekçiler, Tekel işçilerinin yanında eylemleriyle yer alarak buna hazır olduklarını göstermişlerdir.
Buna karşılık işçi sınıfı, kendisinin yardımına koşanların yardımına koşmayı bilmelidir. İşçi sınıfı, sermaye sınıfı ve hükümet karşısında, sadece kendinin değil ama tüm emekçi sınıfların ve Kürt halkının taleplerini savunmalı, onların gerçek öncüsü gibi hareket etmelidir.
Kürt halkının özgürlük hakkına sahip çıkmak, işçi sınıfını güçten düşürmez aksine sermaye sınıfına karşı hiç sahip olmadığı güçte bir silah kazandırır. İşçi sınıfını yalnızlaştırmak isteyen sermaye sınıfının oyununu bozmanın yolu budur.
Komite ve Konseyler Kurmak
Büyük Ankara Direnişinin ortaya çıkardığı en önemli gerçek, işçi sınıfının sendikacılara güvenerek yola çıkamayacağı, sendikacılara dayanarak bir zafer elde edemeyeceğidir. Gördük ki, sendikacılar, işçi sınıfının ileriye gitmesinin, zafere doğru yürümesinin önündeki en büyük engeldir.
Öyleyse işçiler, mücadelenin inisiyatifini böyle adamlara bırakamaz, bırakmamalılar. Bunun yolu, mücadele örgütleri olarak, her türlü kararı alabilecek, demokratik yoldan seçilmiş, mücadelenin yürütülmesinde tam yetkili kılınmış komite ve konseylerin oluşturulmasıdır.
Komite ve Konseyler şeklinde örgütlenmek, sendikacıların el altından hükümetle anlaşarak sizi oyalamasına, hareketsiz kılmasına, yalnızlaştırmasına, hedeflerinizi daraltmasına engel olacaktır. Ankara Direnişinin en büyük eksikliği bu idi.
Zafer işçi sınıfının olacak! Yeter ki ayağımıza dolanan prangalardan kurtulalım, yeter ki doğru mücadele hedefleri ve mücadele araçları seçelim.




