Açlık… Sanki bir alınyazısı gibi Kara Afrika’nın derisine işlenmiş; doğan her Afrikalı çocuğun ikizi açlık… Pençesini onların küçücük bedenlerine geçirip, bir deri bir kemik bırakasıya kadar sıkıyor. Sanki sadece gözleri yaşıyor küçücük bedenlerin… Ve yaşayan tek organlarıyla bakıyorlar bize, insanlığa… Yaşadıklarına bir anlam vermeye çalışıyorlar belki… Belki de çaresizliğin koyu girdabında uzanacak bir eli bekliyorlar… O eli tutabilecek güçte elleri bile yok. Parmakları öyle güçsüz ve zayıf… Karınları açlıktan şişmiş halde; bu aynı zamanda ölümün habercisi… Ölüm, Kara Afrika’da açmış ağzını yutacağı küçük bedenleri bekliyor.
Somali’de son üç ay içerisinde açlıktan ölen çocukların sayısı 29 bin ve hepsi 5 yaşından küçük… 500 bin çocuk ölümle burun buruna ve Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 640 bin çocuk beslenemiyor… Rakamlar neyi anlatır? Somalili bir annenin hayatının en zor tercihini yapmakla karşı karşıya olduğu bir dünyada rakamlar ne ifade eder? Hangi çocuğunu ölüme terk edeceğine karar vermek zorunda olan anneler için istatistiklerin ne önemi olabilir?
Ve tam da böylesi bir zamanda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Danışma Komitesi üyesi Bengoa “Afrika’daki kamplarda ölen çocukları beslemenin ekonomik krize (gelmekte olan dünya ekonomik krizi kastediliyor –bn.) çare olamayacağını” söylüyor. İşte kapitalist dünyanın efendilerinin, vicdanlarının, hayırseverliklerinin(!) sınırı buraya kadar… Bankaları kurtarmak için milyarlarca dolar ayıranlar, söz konusu olan Afrika’daki aç çocuklar olunca vicdanlarını, insanlıklarını(!) çelik kasalara kilitliyorlar…
Somali’de ve bütün Kara Afrika’da açlık tehlikesi olabileceğine dair uyarılar aylar öncesinden yapılmış olmasına rağmen hiç kimsenin kılını dahi kıpırdatmamış olması her şeyi yeterince açıklıyor zaten. İşin içerisinden Dünya Gıda Programı’nın (WFP) iflas ettiğini açıklayarak kurtulmaya çalışıyorlar. Kaldı ki, Afrika’da açlığın tehlikesi değil bizzat kendisinin olduğunu bilmeyen kimse yoktur. Bunun tespiti için istatistik raporlarının yayınlanmasını beklemek mi gerekiyordu? Ama yok... Emperyalist-kapitalist dünyada, bugün dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın açlık çektiğini, temiz su bulamadığını, kalıcı konutlarda kalamadığını görebilmek için Birleşmiş Milletler’in, UNESCO’nun ya da Dünya Bankası’nın raporlarına bakmak gerekir! Emperyalist-kapitalist dünyada rakamlar her şeydir, insan hayatı hiçbir şey!
Ve daha kötüsü, kapitalist sistemin ikiyüzlülüğüdür. Sanki bu açlığı, yoksulluğu kapitalist üretim ve mülkiyet biçiminin kendisi yaratmıyormuş gibi, uluslararası kuruluşlar, timsah gözyaşları dökmektedirler. Zengini daha zenginleştiren, yoksulu daha yoksullaştıran, kapitalistlere servet dağları, işçi sınıfı ve emekçi halklara sefalet sunan bu kapitalist sömürü sistemi değilmiş gibi, adeta kenara çekilip sahte gözyaşlarına boğulmaktadırlar.
Ve şimdi kelimenin tam anlamıyla günah çıkarma ayinlerine başlamış durumdalar. İşin başını çeken de Türkiye. “Somali’ye Yardım” adı altında müşfik elini(!) Kara Afrika’ya uzatıyor. Bir yandan dünya üzerindeki savaşların, açlığın, sefaletin en önde gelen sorumlusu olan ABD emperyalizminin en sıkı müttefiki olacaksın, Ortadoğu ve dünyanın başka yerlerinde elini emekçi halkların kanına daldırma hazırlıkları yapacaksın, diğer yandan Somali’ye Yardım adıyla insanlık havariliğine soyunacaksın! Bir yandan kendi ülkende işçileri ve emekçi halkları açlıkla, işsizlikle, sefaletle terbiye edeceksin, bir yanda Somali seferine çıkacaksın. Bir yanda işçilere ve emekçilere, yoksul Kürt halkına baskıyı, zulmü, katliamları reva göreceksin, bir yandan “Barış Elçiliği”ne “İnsan Hakları Hareketi”ne soyunacaksın. Bir yandan “kadın, çocuk demeden öldür” talimatları verecek, insanları zindanlara kapattıracaksın bir yandan Kara Afrika’ya “merhamet eli”ni uzatacaksın. Hem de bunu pespaye bir şekilde “din kardeşliği”, “insaniyet namına” yapacaksın… Demezler mi adama “Atma Recep din kardeşiyiz” diye!
CHP lideri Kılıçdaroğlu da Başbakan’ın 15 Ağustos’ta Somali’ye gideceğini öğrendikten sonra, bu şov’dan geri kalmamak için bayramın ikinci günü Somali’ye gideceğini duyurdu. “İnsan hayatı her şeyin üstündedir ve değerlidir” diyor Kılıçdaroğlu. Hani insanlar CHP’nin tekelci sermayenin en has partilerinden biri olduğunu, tekellerin açık terörist diktatörlüğünü savunduğunu ve her bulduğu fırsatta hayata geçirdiğini bilmeseler, belki de bu yalana inanabilirler; ama onun ağzında bu söylem öyle eğreti duruyor ki, Afrika’daki açlığı bile politika malzemesi yapması hemen sırıtıyor. Tıpkı “İnsanlık öldü mü?” diye yardım kampanyaları başlatan, ağlayan bir gözü simge olarak kullanan “Kimse Yok mu?” grubu gibi. Hükümete yakın olduğu anlaşılan bu grup da yanı göz boyamacılığı gayreti içinde.
Afrika’da milyonlarca (sadece Somali’de 4 milyon, Afrika Boynuzunda 12 milyon); dünyada milyarlarca insan açlıkla boğuşurken ve bunun asıl failleri, buna asıl neden olan sistem belliyken, sorunu vicdan sahibi(!) birilerinin birkaç kuruş yardımıyla geçiştirebileceğini düşünen bu anlayışlar, asıl olanı gözlerden kaçırmaya çalışıyorlar. Dünya üzerinde insanların çektikleri acıların, açlık ve sefaletin, savaşların vb. sorumlusu insanların duyarsız olması değil, paranın her şey insanın hiçbir şey olduğu emperyalist kapitalist sistemdir. Giderek yolun sonuna gelen yıkılıp tarihe karışması kaçınılmaz olan emperyalist kapitalist sistem…Ve Lenin’in 1919 yılında 1 Mayıs konuşmasında söylediği gibi bir gün gelecek “Torunlarımız kapitalist çağın kalıntılarıyla belgelerini büyük bir merakla izleyecekler. Nasıl olur da özel kişilerin ellerinde bulunabilir yiyecek, içecek maddelerinin alım satımı; fabrikalar ve işletmeler nasıl olur da özel kişilerin ellerinde bulunabilir.. Bir insan başka bir insanı nasıl sömürebilir; çalışmadan nasıl sırt üstü yaşayabiliyordu bir takım insanlar? İşte tüm bunları kafalarında canlandırmakta zorluk çekecek torunlarımız. Bugüne değin çocuklarımızın göreceği günlerden masallardaymışçasına söz açılırdı. Ama şimdi yoldaşlar, temelini attığımız sosyalist toplumun bir düşler ülkesi olmadığını açık seçik görüyorsunuz. Çocuklarımız daha büyük bir çabayla bu yapıyı yükselteceklerdir.”
Ve o gün geldiğinde kapitalizm, dünya üzerinden her şeyiyle olduğu gibi ikiyüzlülüğüyle de defolup gidecektir.






