Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Makaleler “KOSOVA SORUNU” VE OPORTÜNİZM

“KOSOVA SORUNU” VE OPORTÜNİZM

e-Posta Yazdır PDF

Aylardır tüm basının gündeminde olan “Kosova sorunu”, gün geçtikçe daha dikkat çekici bir hal –alıyor. Özellikle ABD emperyalizminin doğrudan askeri müdahale tehditleri savurmaya başlaması, durumu iyice hassas bir hale getirdi. ABD emperyalizmi, açıktan açığa ve her yönden, adına Kosova Kurtuluş Ordusu (UCK) dene çapulcu sürüsünü destekliyor, kullanıyor. Yugoslavya topraklarına göz dikmiş bir başka emperyalist devlet olan Almanya ise, İbrahim Rugova önderliğindeki gerici Kosova yönetiminden (Kosova Demokratik Birliği) yana görünüyor. Çeşitli emperyalist çevrelerin kendi aralarındaki çelişki ve çatışmalar bir yana, hepsinin hararetle uzlaştıkları konu, Miloseviç önderliğindeki Sırpların işini bitirmek, emperyalizme meydan okuyan bağımsız demokratik Yugoslavya’yı adım adım parçalamak. Hırvatistan, Slovenya, Bosna, Makedonya derken şimdi de sırada Kosova sorunu var; bağımsız demokratik Yugoslavya devleti emperyalistlerce böyle parçalanıyor.

“Kosova sorunu” gündeme geleli beri, dünya emperyalist tekelleri ve bu arada Türkiye’nin faşist burjuva basın tekelleri, dünya kamuoyunu aldatmak ve yanlarına çekmek için, hep bir ağızdan aynı yaygaraya başladılar. Kopartılan bu emperyalist faşist yaygaranın temel içeriği şudur: “Sırplar, saldırgan vahşi cani, katliamcı, tecavüzcü, vs. vs….”, “Arnavutlar ise mazlum, ezilen, katliama, soykırıma uğrayan” taraflar.. “Sırplar gerici, militarist, ırkçı, “ilhakçı” vs. “Arnavutlar ise özgürlük istiyor, haklı bir mücadele yürütüyorlar”…

Görevi her türlü yalan dolan ve ikiyüzlü kara çalma ile gerçekleri ters yüz etme yoluyla halkların bilincini zehirlemek ve bu sayede emperyalizmin halklara karşı çıkarlarının korunması ve pekiştirilmesini sağlamak olan emperyalist basın tekellerinin “Kosova Sorunu” nu ele alışlarında şaşılacak bir şey yok. İlginç olan ve çözümlenmesi gereken sorun, Türkiyeli “sosyalist” basının aynı soruna yaklaşımı… Öyle ki, başından beri, “Kosova sorunu”na yaklaşımda emperyalist basın tekelleriyle bizim “sosyalist” basınımız tam bir paralellik gösteriyor.

Örneğin, “Kosova sorununa” yaklaşımda kraldan daha kralcı denilebilecek bir gazete varsa, o da Kızıl Bayrak gazetesidir. Emperyalist basın tekellerinin sayfalarından aşırdığı “haber”lere kendi hayal gücünün sınırlarını da zorlayarak katkı yapan Kızıl Bayrak gazetesi, “Kosova sorunu”nu, “Arnavutlara Yönelik Soykırım Sürüyor” başlığıyla verdiği bir yazıda ele almış. Yazıdan Sadece bir pasaj aktarmakla yetinelim:

Sırp özel timlerini günlerdir sürdürdükleri operasyonlar sonucu yüzlerce insan öldürüldü, köy yakıldı, boşaltıldı. Birleşmiş Milletler örgütünün yaptığı son açıklamalara göre bugüne kadar 200 bini aşkın Arnavut kökenli Kosovalı yerleşim alanlarından kovuldu. Bu insanların bir bölümü her ne kadar Arnavutluk’a sığınmaya çalışıyorlarsa da önemli bir kesimi dağlara çekilerek, ormanlara saklanarak Sırp güçlerinin saldırılarından korunmaya çalışmaktadırlar. Savaş buna denir, soykırım buna denir, zoraki toplu göç buna denir. Yani, Slobodan Miloseviç rejimi Kosova’da henüz adı konmak istenmeyen etnik bir temizlik yürütmektedir.” (abç) (Kızıl Bayrak, Sayı: 66).

Kızıl Bayrak gazetesi yalan söylüyor, demeyeceğiz. Durumu daha vahim; emperyalist basın tekellerinin yalanlarını, üzerine eklemeler de yaparak tekrarlıyor.

Kızıl Bayrak gazetesi, Kosova’daki çatışmaların bilançosunu bir takım rakamlarla aktarmış: “… yüzlerce insan öldürüldü, köy yakıldı, yıkıldı ve boşaltıldı. Birleşmiş Milletler örgütünün yaptığı son açıklamalara göre bugüne kadar 200 bini aşkın Arnavut kökenli Kosovalı yerleşim alanlarından kovuldu.” Diyor Kızıl Bayrak gazetesi. Bu rakamları nereden öğrenmişler? Kosova’da bir muhabirlerinin olmadığı belli. Emperyalist basın ajanslarının geçtiği haberleri ya da (her fırsatta “emperyalizmin vurucu gücü” ilan ettikleri) BM’nin açıklamalarını doğru kabul edip okuyucuya aynen (hatta abartarak) aktarmak sosyalist gazeteciliğe uygun mu? “Yüzlerce insan öldürüldü”ğünü BM ya da AB bile söylemiyor, her iki taraftan toplam ölü sayısı yüz kişi bile değil, bu birincisi. İkincisi, yakılan, yıkılan evleri nerede görmüş Kızıl Bayrak? Aylardır tüm faşist burjuva TV kanalları tek bir köy evi gösteriyorlar; uzaktan görülüyor ve dumanı tütüyor… yakılan, yıkılan, boşaltılan evlerin kanıtı uzaktan dumanı tüten bu köy kulubesi mi? “200 bini aşkın Arnavut kökenli Kosovalı yerleşim alanlarında kovuldu” diyor Kızıl Bayrak. Aynı tarihlerde çıkan Emek gazetesine bakıyoruz: “76 bin kişi göç etti” diyor. Hem de Kosova’dan Sırbistan’dan ve Karabağ’dan yapılan göçlerin toplamı olarak verilmiş bu rakam… Hangisine inanalım? Bunlar ciddi sorunlar baylar; ve siz bu son derece ciddi sorunda tam bir ciddiyetsizlikle davranıyorsunuz.

Kızıl Bayrak açısından 50 kişinin mi yoksa 500 kişinin mi öldüğü, 20 bin kişinin mi yoksa 200 bin kişinin mi göç ettiği vs. ayrıntı sorunlar. Yugoslavya karşıtı ajitasyon için hangi rakamlar uygunsa onu kullanıyorlar. “Savaş buna denir, soykırım buna denir, zoraki toplu göç buna denir” diye basıyor yaygarayı. Sesi ne kadar çok çıkarsa o kadar çok iş yapacağını sanan bir işportacı gibi, gözlerini yumup başlıyor avazı çıktığı kadar bağırmaya: “Slobodan Miloseviç rejimi Kosova’da henüz adın konmak istenmeyen etnik bir temizlik yürütmektedir.” Ama, hayır! Ağzı salyalı tekelci basın bile, inandırıcılıktan uzaklaşmama kaygısıyla da olsa, duracağı noktayı biliyor. “Etnik temizlik” ya da “soykırım” gibi iddiaları bizzat AB reddediyor ve faşist burjuva basın organları bile bunu açıklamak zorunda kalıyorlar. Ama Kızıl Bayrak, “Kosova sorunu”nu, “Arnavutlara yönelik Soykırım Sürüyor” başlığıyla veriyor; “etnik temizlik yürütülmektedir” demekte bir sakınca görmüyor.

Atılım gazetenin sorunu ele alışına geçelim. Komünistlik ve Marksist Leninistlik iddiasında Kızıl Bayrak’tan geri kalmayan Atılım, “Kosova sorunu”nu ele alışında da Kızıl Bayrak’tan geri kalmıyor. Çatışma yaşayan tarafları şöyle niteliyor atılım: “Kosova Kurtuluş Ordusu (UCK) ile Sırp burjuva ordusu arasında gerçekleşen çatışmalar…” Ya da bir başka yerde: “Sırp askeri ırkçı saldırıları sürdürürken” diyor. Çatışan tarafların niteliği amacına ilişkin daha ayrıntılı bir açıklamayı da aktaralım: “Rusya ve Çin tarafından desteklenen Sırp militaristleri, Kosova halkının bağımsızlık istemini beyaz terörle bastırarak mevcut statükoyu korumaya çalışıyorlar.” (Atılım, Sayı: 52)

Söylenenleri toparlayacak olursak; bir tarafta, “beyaz terörle”, “bağımsızlık özlemi” bastırılmaya çalışılan “Kosova halkı” ve onun savaşan temsilcisi olarak “Kosova Kurtuluş Ordusu (UCK)”; öbür tarafta ise “burjuva”, “militarist”, “ırkçı” Sırplar… Yine öğreniyoruz ki, Sırplar “Rusya ve Çin tarafından desteklen”iyor… Peki, Kosova Arnavutları kim ya da kimler tarafından destekleniyor? Bir yerde şöyle diyor Atılım:

“İster pasifist Kosova Demokratik Birliği lideri İbrahim Rugova’nın (Atılım, Rugova’yı pasifist buluyor… ABD de onu pasifist buluyor olacak ki, UCK’yı destekliyor), isterse ‘Kosova Kurtuluş Ordusu’ önderliğinde olsun Kosova’lı Arnavutlar, Kosova’ Kurtuluş Ordusu’ önderliğinde olsun Kosovalı Arnavutlar, Kosova’nın kurtuluşu için ülke sınırlarını aşan bağlar, ilişkiler kurmuş durumdalar, silah ve başka maddelerin temini ve Kosova’ya getirilmesi savaşçılar için bir sorun değil.”

Biz bu “ülke sınırlarını aşan bağlar, ilişkiler”i merak ettik. Emperyalist ABD’den Almanya’ya oradan faşist TC’ye kadar bir dizi “bağlar, ilişkiler” olduğunu biliyoruz. Atılım gazetesi, okuruna “merak etmeyin Kosova’lı kardeşlerimizin silah ve başka maddelerin temini ve Kosova’ya getirilmesi konusunda bir sıkıntısı yok” diyerek teminat verip onu rahatlamaya çalışıyor. Ama insan merak ediyor: Atılım “silah ve başka maddelerin” kaynağının ABD, Almanya vb. emperyalist devletler olduğunu açıklamaktan neden kaçınıyor? Sorunu bütünüyle aydınlığa kavuşturabilecek olan bu noktayı neden sessizlikle geçiştirerek karanlıkta bırakmaya çalışıyor?

Atılım büyük bir kinle Sırplar ve Yugoslavya için ağzına geleni söylerken, iş UCK hakkında yorum yapmaya gelince demagojiyle sorunu muğlaklaştırmaya çalışıyor. UCK için şöyle söylüyor Atılım; “UCK’nun siyasal ve ideolojik hattı henüz net bir biçimde açığa çıkmamışsa da, tutarlı bir anti emperyalist çizgiye sahip olmadığı rahatlıkla söylenebilir.” (Atılım, Sayı: 52).

Demek tüm dünya gericiliği tarafından desteklenen ve “Büyük Arnavutluk” (Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan’daki Arnavutların, “topraklarıyla birlikte” Arnavutluk’la birleşmesi) sloganıyla mücadele yürüten UCK’nın “siyasal ve ideolojik hattı henüz net bir biçimde açığa çıkmamış”!... demek ABD dolarıyla kurulup ABD silahlarıyla çatışan, ABD desteğiyle ve NATO’nun gölgesinde ayakta durabilen bu gerici güruhun “siyasal ve ideolojik hattı henüz net bir biçimde ortaya çıkmamış”!... NATO’nun, faşist TC Ordusunun ve hatta Nizam-ı Alem’ci faşistlerin UCK’ya destek için bölgeye gitme çaba ve hazırlıkları onların “siyasal ve ideolojik hattı” konusunda Atılım’a bir fikir vermiyor demek!... “...tutarlı bir anti emperyalist çizgiye” mi sahipler? Demagoji yapmayın baylar! Bu Alman kırmalarının, bu Amerikan beslemelerinin anti emperyalistlikle ne alakası var!

Sırplara “militarist”, “burjuva”, “ırkçı”, “katliamcı” vb. kavramları yakıştırmakta bir an bile tereddüt etmeye Atılım, UCK için, “anti emperyalist çizgi”de tutarlı olmadığı uyarısını(!) yapıyor. Atılım’dan bir alıntı daha yapalım: “Tüm gerici militarist burjuva devletler gibi, Sırp devleti de yürüttüğü haksız savaşta UCK militanlarının yanı sıra tüm Kosova halkın hedef seçiyor. Saldırılara yüzlerce binlerce emekçi katlediliyor. Kosova’nın yoksul halkı, çareyi kitleler halinde ve çaresiz biçimde göç etmekte buluyor. Sırp generalleri ise, yakıp yıktıkları kasabalarda yükselen dumanın şerefine kadeh kaldırıyorlar.” (abç). (Atılım, Sayı: 52).

Yukarıdaki alıntıda altını çizdiğimiz kavramlara dikkat edilsin; “gerici, militarist, burjuva”… “Sırplar bir solukta böyle tanımlanmış. Sırpların yürüttüğü savaşa “haksız savaş” denmiş… UCK çapulcuları ise “UCK militanları” mertebesine yükselmiş. Sırplar “tüm Kosova halkını hedef seçiyor”muş… Bütün bunları nereden öğreniyorsunuz baylar? Burjuva gazete ve TV’lerden öğrendiklerinizi kendinize saklayın. “Saldırılarda yüzlerce binlerce emekçi katlediliyor”muş. AB’nin verdiği rakamlara göre toplam (her iki taraftan) ölü sayısı yüzü bulmuyor. Kızıl Bayrak bu sayıyı “yüzlerce” şeklinde abartmıştı; Atılım onu da geride bırakıyor; “yüzlerce, binlerce” diyor. Dikkat edin, burada ölün insanların sayısından söz ediliyor, telef olan davarlardan ya da ezilen domateslerden değil. Ciddi bir sorun bu, rakamları aktarırken de ciddiyet gerekir. Ama yüzün altında olan bir rakamı, biri “yüzlerce”ye, diğeri ise “yüzlerce, binlerce”ye çıkarmakta bir sakınca görmüyor. Bu ne ciddiyetsizlik. Atılım, “yüzlerce binlerce” insan demekle kalmamış; “yüzlerce binlerce emekçi katlediliyor” demiş. Böylece işin içine bir de sınıfsal “renk” katmış. Öyle ya, “gerici, militarist, burjuva” Sırplar, gidip de burjuva uşağı Arnavutları “katledecek” değiller ya, elbette “emekçileri katlediyorlar”… Sırplara karşı kininizi ve Arnavutlara karşı sempatinizi (kökenleriyle bildiğimiz için ) anlayabiliyoruz baylar. Ama, her şeyin bir sınırı olmalı, hatta hayal gücünün bile.

Kızıl Bayrak ve Atılım’ın yanı sıra, Emek gazetesinin de “Kosova sorunu”na yaklaşımının aynı özü taşıdığını, aynı Sırp düşmanlığı ve Arnavut sempatinin yansıttığını söyleyeyim. Gerçi Emek gazetesinin, diğerlerinden bir farkı var: Kosova ile ilgili haberleri sadece faşist burjuva basın yayından takip etmediğinden (orada gerçekten yaşananları az çok öğrenebileceği kaynaklara da sahip olduğundan) olacak, desteksiz atışlar yapmaktan mümkün olduğunca kaçınıyor. Buna karşılık, gerçekleri yazmaktan da kaçınıyor. Emperyalist basın ajanslarının haberlerini “iddia” olarak aktarıyor, (Örneğin, “Toplu mezar iddiaları” gibi), kendi yorumlarını katmamaya özen gösteriyor. Yani tek taraflı (ABD ve Avrupa emperyalizmi tarafının) “iddialarını yorumsuz olarak aktarıp, öte yandan gerçekleri de es geçmek suretiyle okuyucusunu istediği yönde yönlendirmeye çalışıyor. Bu arada, satır aralarında “ruhunun dışavurumu olarak” Rus ve Sırp düşmanlığını yansıtmadan da edemiyor. “Rusya’yı arkasına alan Sırp ordusunun katlettiği Kosova halkı” gibi yorumlar Emek’e ait. Ya da “Köy ve Kasabalar Yerle Bir” şeklinde başlıklar atarken de aynı yönlendirmeyi yapmaya çalışıyor: “Sırp vahşeti”ni kanıtlamak…

Artık sözü daha fazla uzatmadan, bu “üçlü”nün “Kosova sorunu”na bu yaklaşımlarının nedeni üzerinde durabiliriz. Buraya kadar her üç gazetenin de “Kosova sorunu” konusunda Arnavutlara sevgi ve acıma, Sırplara ise düşmanlık ve kinle yaklaştıklarını gördük. Bu yaklaşımın nedeni, Kosova’da gerçekten nelerin yaşandığını öğrenmek için hiçbir zahmete girmeden emperyalist haber ajanslarının bölgeden geçtiği haberleri körü körüne bir inançla doğru kabul ederek okuyucuya yaymaktır. Sadece “Kosova sorunu”na özgü değil, genel bir hastalığıdır bu bizim oportünist solucularımızın. Bu gazetelerin “dış haberler” sayfalarına bakın, orada, genel olarak, burjuva basının “dış haberler” sayfalarının bir benzerini bulursunuz. Elbette, kendi olanaklarımız olmadığı sürece, dünyadaki pek çok gelişmeyi emperyalist basın tekellerini yaydığı haberlerden duyup haber alıyoruz. Ama kişi ya da örgüt, sosyalist olmak, marksist-leninist olmak iddiasındaysa, emperyalist basın tekellerini, kendi sınıf düşmanlarının haberlerini, sözlerini ihtiyatla karşılamalı, olayları ve olguları emperyalistlerin bakış açısıyla değil; uluslararası proletaryanın, marksizm-leninizm bakış açısıyla yorumlamalı değil mi? Ama nerede? Emperyalist basın tekellerine (ve genelde emperyalist hükümetlere) kesin bir güvensizlikle yaklaşmayan oportünist solcularımız, emperyalist basın ajanslarının yaydığı haberleri, biraz sosyalizm sosuna bulandırıp okuyucularına aktarıyorlar. Böyle yaptıkları için de, dünyadaki pek çok gelişme konusunda burjuva propaganda düzeyini aşamıyorlar.

Ama “Kosova sorunu”nun başka bir özelliği var: Burada sorun, sadece emperyalist basın ajanslarına güven duymak, onların haberlerini aynen aktarmak değil. Zaten bu, “Kosova sorunu”nda bizim oportünistlerin yer yer emperyalist basın tekellerini bile geride bırakacak şekilde verdikleri haberlerden de kolaylıkla anlaşılabilir. Kızıl Bayrak, Atılım ve Emek, “Kosova sorunu”nda açıkça taraf tutuyor: Sırplara karşı Arnavutları destekliyorlar. Gönülleri Arnavutlardan, nefretleri ise Sırplardan yana…

Ama artık yetmez mi? Küçük burjuva milliyetçiliği temeline dayalı bu politikanın uluslar arası her sorunda, kendilerini, dün olduğu gibi bugün de emperyalist devletlerin yanına fırlattığını görmelerinin zamanı gelmedi mi? Bu bakış açısı dün Angola’da marksist MPLA karşısında, karşı devrimci UNITA’yı; Afganistan’da devrimci demokratik Necibullah hükümeti karşısında Afgan çapulcularını (bugünün Taliban tosuncuklarının babaları) desteklemelerine neden olmadı mı? Geçmişten ders çıkarmayanlar hiç olmazsa bugünün pratiğinden ders çıkarmalı ve bu bakış açısının her seferinde kendilerini emperyalist çıkarlarla birleştirdiğin görmeliler artık.

Halil Erbay

(Mücadele Birliği, sayı 12, Ağustos 1999)