İşçilerin mücadele birliği, çağın ve kapitalizmin en devrimci sınıfının elinde, kapitalizmi yıkmak, sömürü ve baskıya dayalı çağı değiştirmek olan tarihi rolünü yerine getirmede etkin bir araçtır. Sınıflı bir toplum olan kapitalist toplumu havaya uçurmak, sınıfları ortadan kaldırmak yalnızca çağın en devrimci sınıfının yapacağı bir iştir. Çünkü işçi sınıfı, modern kapitalist üretim biçiminin özel bir ürünüdür. Kapitalizmin her gün, her saat sürekli üretmek zorunda kaldığı ve saflarını genişlettiği sınıf, işçi sınıfından başkası değildir. Egemen burjuva sınıfın ezdiği ve sömürdüğü sınıflar içinde yalnızca, bu sınıf, safları sürekli büyüyen işçi sınıfı, burjuvaziyi yerinden edecek konuma sahiptir. Bu devrimci sınıfın mücadele birliği (iç birliği), burjuvaziyi devirme, proletaryayı iktidara getirmede dayanacağı temel bir araçtır.
Mücadele birliği, işçi sınıfının örgütlü hareketidir. Sınıf örgütlenmesi, sınıf birlikleri, doğrudan bu sınıfın kurtuluşunun araçlarıdır. Araç işçi sınıfının kurtuluşudur. İşçi sınıfının ekonomik kurtuluşu ortaya konmadan, işçi sınıfını buraya götürecek araçların rolü de doğru biçimde açıklanamaz. Yalnızca reformistler, işçi sınıfının oluşturduğu her düzlemdeki sınıf örgütlerinin rolünü, kurulu sosyal düzen çerçevesiyle sınırlandırırlar. Reformist önermeler ile işçi sınıfı, devrimci bir sınıf; devrimci sınıf niteliğiyle kurulu sosyal düzeni yıkacak bir sınıf olmaktan çıkıp, düzen için bir sınıf konumuna gelir, ezilen ve sömürülen bir sınıf.
Kapitalist düzen, işçi sınıfının sömürülmesi ve baskı altına alınmasıyla ayakta kalır. İşçi sınıfı ezilen ve sömürülen bir sınıf olarak kaldığı sürece, bundan ancak burjuva sınıf yararlı çıkar. İşçi sınıfının sömürü ve baskıdan kurtulması, kapitalizmin yıkılması anlamına gelir. İşçi sınıfının mücadele birliklerinin amacı kapitalizmi yıkmaktır; O'nu düzeltmek değildir.
İşçi sınıfının sınıfsal hareketi, sınıf birlikleri, sınıf savaşları, silahlı mücadelesi, gerilla savaşları, komünist örgütlenme vb. olgular, kapitalizmin bağrında, kapitalizmin yerini alacak daha üst toplum biçiminin öncüllerinin bazılarının yetkinleşip, geliştiğini gösteriyor. Bu olgular, eski toplumun bağrında yeni bir toplumun doğmakta olduğunun habercileridir. İşçi sınıfının buradaki tarihi ve yaşamsal görevi, yeni toplumun bütün öncüllerini harekete geçirmek ve onlara öncülük etmektir.
İşçi sınıfının bu tarihi rolü, bugüne kadarki sınıflı toplum tarihine son vermekle başlar. Yine işçi sınıfının rolünü tarihi konuma getiren, bütün koşulları tarih tarafından verilmiş olan, koşulları değiştirmek ve insanların kendi tarihlerini kendilerinin bilinçlice yapacakları yeni bir dönemi başlatmasıdır.
Bütün bunların anlamı şudur; işçi sınıfı devrimci bir sınıf olarak, yüzünü geleceğe dönen bir sınıftır. Yalnızca eski toplumun gerici sınıfları yüzlerini geçmişe dönerler. Geleceği olmayan sınıflar, geçmişe sarılırlar. Devrimci sınıflar ise geleceğe, yalnızca geleceğe yönelir. İşçi sınıfı için gelecek komünizmdir. O halde, işçi sınıfının mücadele birliklerinin görevi, kapitalizmden komünizme geçiş sürecini hızlandırmak ve bu süreçte etkin, dönüştürücü birer silah olmaktır.
Proletaryanın devrimci sınıf partisi TKEP/LENİNİST Program'ında proletaryanın devrimde öncü konumu ve tarihi rolü nasıl açıklanıyor:
“Bu devrimi başarmakla görevli olan proletarya, uzun bir geçmişi olan ekonomik mücadeleler içerisinde birleşmiş, eğitilmiş ve örgütlü duruma gelmiştir. Sınıf mücadelesinin çeşitli aşamalarından geçen proletaryanın sınıfsal kurtuluş bilinci keskinleşmiş, savaş kapasitesi pekişmiştir.”
“Sınıf savaşının en çetin dönemeçlerinden geçerek sürekli olgunlaşan proletaryanın önderliğindeki toplumsal devrimin zaferi ve aynı şekilde sermaye egemenliğinin yenilgisi kaçınılmazdır.” (sf:20)
“Devrimin ve iktidarın temel, öncü gücü, tek gerçek devrimci sınıf olan proletaryadır. Proletarya, sınıfsal konumu gereği toplumsal devrimi sonuna kadar tutarlı olarak götürecek tek sınıftır...” (sf:23)
Türkiye ve Kürdistan proletaryasının devrimdeki konumu ve tarihi görevi, proletaryanın dünya çapındaki ortak hedefi olan burjuva diktatörlükleri yıkmak, yerine proletarya diktatörlüğünü kurmak ve komünizme ulaşmak biçimindeki hedeflerine bağlı olarak açıklanıyor. Proletaryanın sınıf ve savaş örgütleri, bu hedeflere ulaşmada, proletaryanın elinde birer araçtır.
Bu söylenenler, işçi sınıfının tarihi rolü olarak belirlenen, sınıfları ortadan kaldırma görevi açıklanmadan, işçi sınıfının mücadele araçlarının doğru biçimde açıklanamayacağı; amaçlar ortaya konmadan, araçların amaç haline geleceği ve bu nedenle de zamanla yozlaşacağı açıklanıyor. Bu açıklamaya bağlı olarak, bu yazımızın konusu olan işçilerin mücadele birliğinin ne olduğunu da açıklayalım. İşçilerin, ister bir sınıf olarak birliği hedeflensin, isterse de daha yerel düzeyde küçük küçük mücadele birlikleri hedeflensin; işçi sınıfının mücadele birliği, burjuvaziye karşı bir savaş ilanıdır. İşçi sınıfının sınıf örgütlenmelerinin amacı kapitalizmi yıkmak ve sınıfsız komünist topluma geçmektir. Bu anlamda, işçilerin mücadele birliği (genel anlamda) ya fabrikalarda ya da sanayi-tarım alanında, işçi sınıfının elinde bulunan mücadele örgütleridir. İşçi sınıfının mücadele birlikleri kapitalizmi yıkmayı hedefleyen savaş örgütleridir. Bu mücadele birliklerinin geleceği ise iktidar örgütleri olmaktır. Burjuva sınıfa karşı başlatmış olduğu sınıf mücadelesini kazanmak isteyen işçi sınıfı, eski mücadele araçları ve yöntemleri ile yetinemez; kazanmak için, mücadeleyi yürütme ve iktidara götürme yeteneği olan örgütler kurmak zorundadır.
İşçilerin mücadele birlikleri, işçi sınıfını iktidara götürme yeteneğine sahip nitelikte örgütlerdir.
İşçi sınıfı kendi iç-sınıfsal birliğini sağlamadan, hedefine ulaşamaz. Hedefine ulaşamadığı gibi, bütün ezilen ve sömürülenleri de birleştirecek güce sahip olamaz. İşçi sınıfı, bütün ezilenleri baskıdan kurtarmak için öncelikle, kendi sınıfsal birliğini sağlamalıdır. Ancak, bu; işçi sınıfı kendi iç birliğini gerçekleştirmeden, diğer emekçilere öncülük edemeyeceğine göre, o zaman, önce kendi birliğini kurmalıdır; bu sırada bu,kendi dışındaki gelişmelere kayıtsız kalmalıdır gibi mekanik bir anlayışla olamaz. Bu yaklaşım hem mekanik bir yaklaşımdır, hem de dogmatik. İşçi sınıfı, mücadele birliklerini, mücadele içinde oluşturabilir ve mücadele içinde geliştirebilir. İşçi sınıfı, dogmatikleri dinlemeden, ivedi olarak bütün ezilenleri devrime kazanmak için eylem ve öncülük görevlerini yerine getirmelidir. İşçilerin mücadele birlikleri, işçi sınıfının iç birliğini sağlama araçlarıdır.
İşçi sınıfı, üretim araçları karşısındaki konumu ile bir sınıf oluşturmakla birlikte, kapitalizmin eşitsiz gelişimi ve mücadelenin eşitsizliği sonucu kendi içinde ne bütündür ve ne de çoğunluk olarak bilinçlidir. Kapitalizm altında, hiç kimse bunu beklememeli. Kapitalizm koşullarında, işçi sınıfının öncü kesimi sosyalist bilince sahip olur. Yine hiç kimse kapitalizmde bundan fazlasını beklemesin. Çünkü bunu hiçbir zaman göremeyecektir. İşçi sınıfı, bir sınıf olarak ve bütün emekçi kitleler, kitlesel olarak yalnızca devrim tarafından ve sosyalizm tarafından eğitilir ve bilinçlendirilir. Devrimin yapacağı bu görevi, kapitalizm altında yapmaya kalkanlar, düzeltilemez oportünistlerdir.
İşçilerin mücadele birliklerinin bir amacı da, sosyalist bilinçli işçilerle, bu bilince sahip olamayan işçilerin çoğunluğunun iç mücadele birliğini sağlamaktır. Bu birlik yalnızca sendikal eğitim, ya da dernek eğitimi yoluyla olmayacaktır; Bu birlik dolaysız devrim mücadelesinin içinde gerçekleşecektir. Devrim mücadelesi temelinde gerçekleşmeyen ve devrimi hedeflemeyen bütün birlikler, kof birlikler olarak kalır ve zamanla yozlaşırlar.
Sendikacılar, ekonomizm eğimliler, işçi sınıfının kendi görüşlerine kazanmaya uğraşan dogmatik sosyalistlerin tümü, işçi sınıfının sınıf savaşına ve sınıf birliklerine dogmatik olarak yaklaşırlar. Onlara sorun yalnızca “işçilerin birliği” ya da “işçilerin birlikte mücadelesi” ve en yaygın olarak söylenen “işçiyiz, haklıyız kazanacağız” türünde görüşleri ileri sürmek; ve buna uygun çalışma yapmak yeterlidir. Eğer sorun, işçilerin ayrı ayrı duran güçlerin “tek demet halinde” bir araya getirmekse, bu an sınıfın birliğidir ya da işçilerin mücadele birliği temelindeki hareketidir. Devrim mücadelesinden kopartılmış bir sınıf mücadelesi, zamanla yozlaşmayla karşı karşıya gelir. Yukarıdaki görüşler içinde yalnızca işçilerin mücadele birliği görüşü işçilere somut bir mücadele bilinci verebilir ve sosyalizm mücadelesinin yolunu gösterebilir. Bunun dışında kalan görüşler, işçilere hiç bir devrimci-mücadeleci bilinç taşımaz.
12 Eylül koşullarında illegal yayınlarda ele aldığımız işçi komite ve konseyleri önerisi, işçi sınıfının mücadele birliklerini kapsıyor. Komite ve konseyler, işçi sınıfının, sınıf mücadelesinin politik mücadele olarak öne çıktığı ve belirleyici olduğu koşullarda, işçi sınıfının savaş örgütleri olarak iş görürler. Zamanla komite ve konseyleri yozlaştırıp, bu mücadele organlarını, sendikaların organlarına dönüştürmeye kalkanlar oldu. Halen bu ekonomizm anlayışı işçi sınıfı içinde etkin durumdadır. Oysaki tarihsel olarak komite ve konseyleri yaratan, işçi sınıfının, sendikalar gibi sınıf örgütlerinin yetersiz kalması ve işçi sınıfının devrim mücadelesi görevine bağlı olarak, bu mücadeleyi vermeye yetenekli koşulların doğmasıdır. İlk Sovyetlerin bir nüve halinde Birinci Rus Devrimi'nde ortaya çıkmaları bir rastlantı değildir. Komite ve konseyler, devrimler çağının, proletarya devrimler çağının ürünleridir.
Güncel devrimci görevler bağlamında, işçilerin mücadele birliğinin ve bunun organları olarak işçi komite ve konseylerinin işlevi ne olmalıdır?
Politik ve toplumsal olarak güncel olan şey, Türkiye ve Kürdistan'da devrimci durumun ve iç savaşın yaşanmasıdır. Devrim somut ve güncel bir gerçeklik haline gelmiştir. İşçilerin mücadele birliklerinin (komite ve konseylerin) bu anlamda güncel görevi, güncel hale gelen devrimi başarmaktır. Yani devrim yoluyla iktidarı ele geçirmek için harekete geçmek, işçilerin sınıf birliklerinin ve mücadele organlarının görevidir. İşçi sınıfı bu görevi yerine getirdiği oranda, öncü konuma yükselir. İktidar mücadelesini arka plana itmek, bunun yerine düzen-içi mücadeleleri öne almak reformizmdir, devrimden kaçıştır. Ama iktidarı ele geçirmek için öncelikle, sürmekte ve şiddetlenmekte olan iç savaşı kazanmak gerekir.
İşçi sınıfının mücadele birlikleri, fabrikalarda sağlam biçimde kurulurken, aynı zamanda iç savaşı kazanmak için silahlı işçi müfrezeleri oluşturulmalı. Savaşı kazanmak ve tüm ezilenlerin öncülüğünü kazanmak ancak silahlı mücadele yoluyla olacaktır. Silahlı mücadele olmadan, devrimci savaş taktiklerine göre örgütlenmeden, hiç kimse iktidar beklemesin, çünkü onu hiç bir zaman göremeyecektir. Leninist Parti'nin önerdiği ve sınırlı olarak oluşmasına önayak olduğu Devrimci İşçi Komiteleri (DİK) işçilerin mücadele birlikleridir. DİK'ler, işçi sınıfının savaş organları olarak işçi sınıfı içinde yaygınlaştırılmalı. Birer savaş organları olarak DİK'ler devrimci durum ve iç savaşı koşullarına denk sınıf organlarıdır. DİK'ler, bu güne kadar işçi sınıfına yönelik dogmatik örgütlenme anlayışına karşı en etkin mücadele örnekleri olacaktır. Komünist işçiler DİK'leri sınıfın bulunduğu her alana götürmeli, işçileri bu organlara çekmelidir. O zaman devrim ve iktidar bizlere daha yakın olacaktır.
İşçi sınıfını devrim mücadelesine yöneltirken, bu amaçla devrimi gerçekleştirme yeteneği ve kapasitesi olan savaş organları oluştururken, aynı süreç içinde on yıllar boyu işçi sınıfının mücadelesini engelleyen dogmatizme karşı da mücadele günün en temel ödevidir. Geçmişte burjuva solu durumundaki TKP ve küçük burjuva sosyalist hareketleri olarak MDD'ciler ve Doktorcular tarafından teorileştirilen, günümüzde yasal reformist partiler tarafından devam ettirilen ve aynı zamanda illegal konumda bulunan DHKP-C, TİKB, MLKP, TKP/ML, EKİM vb. durumda bulunan küçük burjuva sosyalist hareketler tarafından sürdürülen dogmatizm, işçi sınıfı hareketi ve komünist hareket tarafından mutlaka aşılmalıdır.
Bütün bu hareketler, geçmiş Avrupa proletaryasının çalışma ve mücadele tarzını ve buna denk düşen örgüt biçimlerinin kötü bir kopyasını çıkardılar. Bütün bu hareketlerin uzun süre propagandasını yaptıkları “genel grev”i algılama tarzları, tamamen dogmatikti. Bunun için de bir türlü bu amaçlarına ulaşamadılar, ama işçi sınıfını boş yere uzun süre bu hedef için oyaladılar. Bütün bu hareketler aynı zaman da, işçi sınıfı hareketini örgütlemek için kendilerinin sendikal hareketle sınırlı tutuyorlar. Ne zaman sarı sendikalara ve reformist burjuva sendikal politikalara karşı bir şeyler yapmaya kalksalar, hemen başka bir sendikal hareketi oluştururlar. Sonuç olarak sendikal hareket içinden çıkamazlar. Bunun için bin bir zahmetle elde ettikleri sendikaların yönetimleri, bir süre sonra ya yozlaşmaya başlıyor ya da kendilerine karşı yöneliyor.
Bütün bu hareketler sendikalizmi eleştirirken kendileri ise devrimci sendikalizmi onun yerine koyuyorlar. Bu dogmatik hareketlerin yayın organları artık sendikaların ve odaların yayın organları durumundadır. Bu nedenle devrimci yönde hiç bir etkileri yoktur. Bu sosyalist çevreler sendikalizmi aşamadıkları için, bunalım içindeler. Çok geçmeden, bu bunalımın sonuçlarını hep birlikte izleyeceğiz. Hepsinde egemen olan dogmatizmdir.
Türkiye ve Kürdistan'ın maddi gerçeklerini kavrayamayanlar, sınıf mücadelesini somut olarak çözümleyemeyenler, zorunlu olarak dogmatizme düştüler. İşçi sınıfının kurtuluşu savaş yoluyla yalnızca savaş yoluyla elde edilecek bir şey olduğu halde, bu dogmatik hareketler, koskoca politik iktidar savaşını, ekonomik savaş araçlarına mahkum ediyorlar. Onlar, işçi sınıfını, iktidarı zora dayalı devrim yoluyla ele geçirmek için hazırlayacaklarına ve devrimci durum koşullarında ise dolaysız olarak devrimin kendisini örgütleyecek militan bir mücadele vereceklerine, bunun yerine sendikaların birer militanı haline geldiler. İkincil sorunları öne almak, bunun yerine birincil ve ivedi temel sorunları ikinci plana itmek dogmatizmin temel hedefidir.
Maddi koşullar işçi sınıfının militan bir sınıf olması için yeterince olgunlaşmıştır. Bunun yanında devrimci durumun yaşanması, işçi sınıfının öncü bir sınıf olarak devrimci iç savaşı yükseltmesi için bütün bu koşulları bir araya getirmiştir. Bu koşullarda işçi sınıfının dikkatlerini, yine işçi sınıfına yöneltenler en katıksız reformistlerdir. İşçi sınıfı bütün ezilenleri kurtarmak için zora dayalı devrim mücadelesini ve iktidar savaşını öne alarak yoluna devam etmeli. Mücadelenin gereksindiği militan işçi tipi komünist partizanlıktır, devrimci savaşçılıktır. Yalnızca komünist işçi partizanlarının ve komünist gerillaların devrimci savaşı sosyalizmi getirecektir.
Uğur DAĞLI
1 Şubat 1998
Mücadele Birliği






