Pazar, 20 Ağustos 2017
Gündemdekiler

 

Nisan ayından beri Venezuela sokaklarını savaş alanına çeviren, 120’nin üzerinde insanı öldüren, yakan karşı-devrimci faşistler, yine de Kurucu Meclis’i engelleyemeyince, bu defa da askeri darbe yapmaya kalkıştı.

Daha önce 2002 yılında ABD desteği ile Chavez’e yapılan darbe Venezuela halkının çelik iradesine çarpmış, Chavez’i serbest bırakarak geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Venezuela halkının tam desteğini alan Hugo Chavez de, öldüğü güne kadar ülkesini sosyalizm yolunda ilerletmişti. Ölümünün ardından gelen başkan Maduro da O’nun izinden devam etti.

Bir devrimle sistemi alaşağı edip sosyalist bir sistem kurmak ne kadar zorsa, çürümüş eski bir sistemin içerisinde sosyalizmi inşa etmek bundan daha zor. Sosyalizm yolunda yürüyen liderler ve emekçi halklar her adımda emperyalist ve kapitalistlerin, içerideki burjuvalar eliyle organize edilen saldırılarla karşı karşıya kaldılar. Patronlar eliyle grevler, iş yavaşlatma, ambargo, yolsuzluklar vb yöntemlerle hükümeti devirmeye çalıştılar. Ve bunlara karşı yeni, halkçı bir anayasa hazırlama hamlesi yapan Maduro, bunun için “Kurucu Meclis”i gündeme getirdi. Halkın hızla organize olarak temsilcilerini seçmeye başladığı süreçte, karşı devrimciler de sokakları savaş alanına çevirdi. Halkları karşı karşıya getiren faşizm, 31 Temmuz’da seçilen ve 5 Ağustos’ta görevine başlayan Kurucu Meclis’e yönelik saldırılarını daha da artırdı.

Kurucu Meclis’in görev başına gelmesi üzerine karşı devrimcilerin, sermaye sınıfının deyimiyle “muhalefetin” çoğunlukta olduğu Venezuela parlamentosu fiilen devre dışı bırakılmış oldu.

Kurucu Meclis'in ilk icraatı, emperyalistlerin uşağı başsavcı Luisa Ortega’yı görevden almak ve yurt dışına çıkış yasağı koymak oldu.

6 Ağustos günü ise ülkenin 3. büyük kenti Valencia’da bir askeri darbe girişimi yaşandı. Valencia'daki bir askeri üste, eski bir yüzbaşı liderliğindeki silahlı kişiler halkı ayaklanmaya çağıran bir video yayınladı.

Eski yüzbaşı Juan Carlos Caguaripano ve beraberindeki 20 kişi, "Bu bir darbe değildir... Anayasal düzenin yeniden kurulması için yapılan bir sivil ve askeri eylemdir" diyerek, acilen bir "geçiş hükümeti kurulması ve serbest seçimler düzenlenmesi" çağrısında bulundu.

Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) Birinci Sekreteri Diosdado Cabello ise yaptığı açıklamada, darbeci askerlerin Paramacay üssüne yönelik saldırısının Ulusal Bolivarcı Silahlı Güçleri tarafından püskürtüldüğünü duyurdu.

Bir diğer PSUV yetkilisi olan Elias Jaua da "Miami'deki hezeyanlı akıllarca planlanan bu saldırılar, sadece Bolivarcı halkın ve silahlı kuvvetlerimizin moralini yükseltmeye yarar" dedi.

Devlet başkanı Nicolas Maduro da orduyu tebrik ederek isyancıların 'Miami' ve Kolombiya tarafından finanse edildiklerini söyledi. Maduro, saldırıya 2014’te ordudan ihraç edildikten sonra izini kaybettiren Yüzbaşı Juan Caguaripano'nun elebaşılık ettiğini ve ABD'nin himayesinde olan şahsın son zamanlarda Miami, Panama ve Kolombiya'ya gittiğini söyledi.

8 Ağustos günü ise BBC’nin başını çektiği burjuva medya, “Kurucu Meclis Üyelerinin Ulusal Meclisi bastığı” haberlerini ve Kurucu Meclis temsilcilerinin Meclis salonundaki fotoğraflarını yayınladı.

Çalışmalarının daha ilk haftasında olan Kurucu Meclis, “ulusal meclis” ile aynı meclis binasını kullanıyor.