Cuma, 19 Ocak 2018
joomla social share plugin
Gündemdekiler

Editör

SİLAHLANMA

Düzen cephesinde silahlanma konusu günlerdir konuşuluyor. Konu biliniyor: SADAT adındaki, emekli subay ve diğer askerlerden oluşan kurum sivil faşist çetelere, Tokat, Konya ve daha açıklanmayan pek çok yerde kamplar kurarak silahlı eğitim veriyor. Halk Özel Harekat adı altında örgütlenen faşist çeteler, bu eğitimi alanların başında geliyor.

Mesele bundan ibaret değil. Dinci-faşistlerin bireysel olarak da hızlı bir silahlanma içinde oldukları herkesin malumu. Açıklanan son verilere göre iki milyonun üzerinde silah son yirmi üç ayda satılmış. Alıcıların büyük çoğunluğunun dinci faşist kesimler olduğundan şüphe yok. Bu kesim dışında kalanların açıktan ya da ruhsatlı silah alma şansı oldukça sınırlı. Elbette, dinci faşist kesim dışındaki güçler de silahlanıyor ama bunlar resmi kayıt dışındadır ve yukarda açıklanan iki milyonun üzerindeki rakam resmi verilerdir.

Devamını Oku

Dünya Kadın Konferansı Koordinatörleri 2. Toplantısı Almanya’da yapıldı.

13-18 Mart 2016’da Nepal’de 2. Dünya Kadın Konferansı gerçekleştirilmişti. Türkiye’den Emekçi Kadınlar (EKA)’nın da yer aldığı, 60 ülkeden yaklaşık 3000 kişinin katıldığı başarılı bir konferans olarak tarihteki yerini aldı.

 

Faşist TC devleti Rojava devrimini boğmak için Afrin’e saldırıya hazırlanıyor. Rojava devrimi bölgedeki dengeleri değiştirirken, faşist TC devleti bu değişikliğin onu da etkileyeceğini ta başından beri biliyor. Faşist TC devletinin Rojava devrimini boğma girişimleri yeni değil her türlü savaş kışkırtıcılığını yıllardan beri yapıyor.

 

Dinci-faşist iktidar ve onun başındaki adam, Afrin’i işgal etmeye hazırlanıyor. Kanlı bir savaş, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasını kan deryasına çevirecek bir savaş kapıda. İki ülkenin emekçi sınıflarını, yoksullarını, ezilenlerini acı ve gözyaşına boğacak bir savaş hazırlanıyor.

Türk basınının Anadolu Ajansı adlı devlet kuruluşuna dayanarak verdiği, “Rus askerleri Afrin’den çekilmeye başladı” haberine Suriye’den yalanlama geldi.

Hapishaneler, devrimci mücadelenin en kararlı bir şekilde verildiği, bu mücadelenin en sert şekilde yaşandığı yerlerdir. Toplumsal mücadele büyüdükçe, bu mücadele sokaklara yansıdıkça hapishaneler, mücadelenin önemli alanlarından biri haline gelir. Devletin dışarıda kontrolü sağlama politikaları içeriye de yansır.

 

Arap Baharını başlatan ayaklanmanın kıvılcımı Tunus’ta, Muhammed Ebu Aziz’in kendisini yakmasıyla patlak vermişti… Ve geçen 7 yılın ardından Tunus halkı yeniden ayakta…

Gün olur kalkar ayağa binlerce yıldır ezilenler. Mahsun eğilen başlar dikelir... Ürkek bakışlara oturur inatçı kararlılık ve öfke. Yok sayılanlar, aşağılananlar, bir dudak büküşüyle horlananlar akar meydanlara. Olanca sadelikleriyle, basit istekleriyle çıkarlar sokaklara. Motorlar durur, kayışlar dönmez... Ne bir üretim bandı, ne madenler, ne gemi, ne trenler...

Ayışığı Sanat Merkezi Çocuk Oyuncuları bugün Sultangazi ilçesi Gazi Mahallesi'nde bulunan Gazi Ekin Sanat Halk Kütüphanesi'nde "İhtiyacım Yok" adlı oyunlarını sergiledi.

Şimdi Devrim Zamanı!

OHAL ilanıyla birlikte çıkarılan KHK’lar ile yüzbinlerce emekçi açığa alındı, ihraç edildi.  Gazetelerimize, radyolarımıza, televizyonlarımıza el koydular, derneklerimizin kapılarına kilit vurdular. Art arda polis baskınlarından nasibini aldı her biri. Gözaltı sürelerinin uzatılması, savunma hakkının kısıtlanması, kitlesel işten çıkarmalar, grevlerin yasaklanması, gözaltılar, pasaportların iptali, kapatılan dernek/vakıflar... El konulan belediyeler, tutuklanan belediye başkanları, milletvekilleri, gazeteciler, öğrenciler-öğretmenler. Neredeyse her eyleme saldırı, gözaltı, açılan davalar...

 

ANTİ-EMPERYALİST MAHKEME SONUÇ DEKLARASYONU
19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali

17-19 Ekim tarihleri arasında 19.Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali çatısı altında Rusya’nın Soçi kentinde kurulan Uluslararası Anti-Emperyalist Mahkeme, kendisini Russell Mahkemesi’nin (The Court of Russell), Halk Mahkemesi’nin ( Permanent Court of Peoples), Benito Juiarez Mahkemesi’nin (The Court of Benito Juiarez), Brüksel Mahkemesi (The Court of Brussel) önceki Gençlik ve Öğrenci Festivalleri’nde kurulan vicdan mahkemelerinin mirasçısı sayar.

5 Mayıs 1818’de Almanya’nın Trier kentinde doğan Karl Marx, tartışmasız olarak çağımızın en önce gelen ismi…

Marx'ın insanlık tarihindeki yerini ve etkisini onun en yakın arkadaşı, yoldaşı Engels'ten daha iyi kimse anlatamaz.

Marx hayatını kaybettiğinde Friedrich Engels'in O’nun mezarı başında yaptığı konuşması, onun insanlık tarihinde ve proletaryanın kurtuluş mücadelesinde oynadığı tarihsel rolün özeti gibidir.

Ömrünü proletaryanın özgürlük mücadelesine adamış olan hukuk doktoru Karl Marx’ın ölümünün ardından 17 Mart 1883’te Londra’daki Highgate Mezarlığı’nda Engels’in yaptığı konuşmasıdır:

“14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra, odaya girince, onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş bulduk.

Avrupa ve Amerika militan proletaryasının bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, tarihsel bilimin bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, ölçülemez. Bu devin ölümü ile bırakılan boşluk, kendini duyumsatmakta gecikmeyecek.

Nasıl ki Darwin organik doğanın gelişme yasasını bulduysa, Marx da insan tarihinin gelişme yasasını, yani insanların, siyaset, bilim, sanat, din, vb. ile uğraşabilmelerinden önce, ilkin yemeleri, içmeleri, barınmaları ve giyinmeleri gerektiği; bunun sonucu, maddi ilksel yaşama araçlarının üretimi ve böylece, bir halk ya da bir dönemin her iktisadi gelişme derecesinin, devlet kurumlarının, hukuksal görüşlerin, sanatın ve hatta sözkonusu insanların dinsel fikirlerinin üzerinde gelişmiş bulundukları temeli oluşturdukları ve, buna göre, bütün bunların şimdiye değin yapıldığı gibi değil, ama tersine, bu temele dayanarak açıklamak gerektiği yolundaki, daha önce ideolojik bir saçmalıklar yığını altında üstü örtülmüş bulunan o temel olguyu buldu.

Ama hepsi bu değil. Marx günümüz kapitalist üretim tarzı ile onun sonucu olan burjuva toplumun özel hareket yasasını da buldu. Artı-değerin bulunması, sonunda, bu konuyu aydınlattı; oysa, burjuva iktisatçıların olduğu kadar sosyalist eleştiricilerin de daha önceki bütün araştırmaları, karanlıklar içinde yitip gitmişlerdi.

Bu türlü iki bulgu koca bir yaşam için yeterdi. Kendisine böyle bir tek buluş yapma nasip olana ne mutlu! Ama Marx araştırmada bulunduğu her alanda (bu alanların sayısı çoktur ve bir teki bile yüzeysel irdelemelerin konusu olmamıştır), hatta matematik alanında bile, özgün buluşlar yaptı.

Bilim adamı olarak, buydu. Ama onun etkinliğinde asıl önemli olan, hiç de bu değildi. Marx için bilim, tarihi etkinliğe geçiren bir güç, devrimci bir güçtü. Pratik uygulamasının düşünülmesi belki de olanaksız olan herhangi bir teorik bilimdeki bir bulgudan duyabileceği sevinç ne denli katıksız olursa olsun, sanayi için, ya da genel olarak tarihsel gelişme için doğrudan doğruya devrimci bir önem taşıyan bir bulgu sözkonusu olduğu zaman duyduğu sevinç bambaşkaydı. Böylece Marx, elektrik alanındaki bulguların gelişmesini ve daha şu son günlerde, Marcel Deprez'in çalışmalarını çok dikkatli bir biçimde izliyordu.

Çünkü Marx, her şeyden önce bir devrimciydi. Kapitalist toplum ile onun yaratmış bulunduğu devlet kurumlarının yıkılmasına şu ya da bu biçimde katkıda bulunmak, kendi öz durumunun ve gereksinmelerinin bilincini, kendi kurtuluş koşullarının bilincini kendisine ilk onun vermiş bulunduğu modern proletaryanın kurtuluşuna yardımda bulunmak, onun gerçek yönelimi işte buydu. Savaşım onun en sevdiği alandı. Ender görülür bir tutku, bir direngenlik ve bir başarı ile savaştı o. 1842'de birinci Rheinische Zeitung'a, 1844'te Paris'teki Worwärts'a, 1847'de Brüksel'deki Deutsche-Brüsseler-Zeitung'a, 1848-1849'da Neue Rheinische Zeitung'a 1852'den 1861'e değin New York Tribune'e katkı, ayrıca, bir sürü kavga broşürünün yayınlanması, tüm yapıtının doruğu olan büyük Uluslararası Emekçiler Derneği’nin kuruluşuna değin Paris, Brüksel ve Londra'da çalışma, işte, eğer başka hiçbir şey yapmasaydı bile, yapıcısının gurur duyabileceği sonuçlar.

Marx, işte bu yüzden zamanının en sevilmeyen ve en çok karaçalınan adamı oldu. Mutlakiyetçi olduğu kadar cumhuriyetçi hükümetler de kovdular onu; tutucu burjuvalar ile aşırı demokratlar onu karaçalma ve kargışlara boğmakta birbirleri ile yarışıyorlardı. O bütün bunları, hiç aldırmaksızın, örümcek ağları gibi yolunun dışına atıyor ve ancak çok zorunlu durumlarda yanıtlıyordu. Sibirya madenlerinden Kaliforniya'ya değin, Avrupa ve Amerika'nın her yanına dağılmış, tüm dünyanın milyonlarca devrimci militanı tarafından ululanmış, sevilmiş ve aklanmış olarak öldü o. Ve ben çekinmeden söyleyebilirim ki, onun birçok karşı-düşüncede olan hasmı olabilirdi, ama kişisel düşmanı pek o kadar yoktu.

Adı yüzyıllar boyunca yaşayacak, yapıtı da!”

Engels’in Marx’ın mezarı başında yaptığı konuşma

 

ÖNSÖZ

           Tüm Sayılar

Arşiv

Sitemizin eski içeriğine ulaşmak için logoya tıklayınız...

E-Kitap

Tüm E-Kitaplar için resme tıklayınız...