Cumartesi, 24 Şubat 2018
joomla social share plugin
Gündemdekiler

Editör

“BARIŞ” İÇİN DEVRİMCİ HÜKÜMET!

Türkiye savaşta! Bunu devletin başındaki adam açıkladı. Dileyen buna, itiraf etti de diyebilir. Çünkü gerçekte Türkiye, Suriye iç savaşının başından beri, Suriye ile savaş halindeydi. Ancak bu savaş halini, savaşı dinci faşist katil sürüleri üzerinden yürüttüğü için, gizleyebilmişti. Katil sürüsü çete artıkları yenilince ve Kürt halkı özgürlük savaşında önemli bir aşamaya gelince, “iş başa düştü” misali sahaya bizzat inmek zorunda kaldı.

Faşizm, dışarda ve içerde dizginlenmemiş bir saldırganlıktır. Dinci faşist iktidar ve faşist devlet, dışarda, Irak’tan Yunanistan’a, Yemen’den Suriye’ye kadar olan geniş coğrafyada ya bizzat savaşıyor ya da savaşı kışkırtıyor. Suriye’de iç savaş henüz başlamamışken dinci faşist çeteleri toplayıp ortganize eden; arkasından savaş alanına süren yine bu dinci faşist iktidar ve faşist devletti.

 

Devamını Oku

Kurulduğu gün olan 1 Eylül 2017’den bu yana yayın yapan Önsöz TV, emekçilerin sesi olmayı sürdürüyor.

Denizlerin ortaya koyduğu "Yaşasın Türk ve Kürt Haklarının Birlikte Mücadelesi" perspektifi ile, Denizlerin açtığı silahlı mücadele yolunda yüklenmiş olduğu görev ve sorumluluk bilinciyle Partimizin Leninist Gerilla Birliklerine katılarak, silahlı mücadelesini Türkiye'den Kürdistan'a taşıdı.

“Bir tarihsel çağın gelişimi kadınların ne kadar özgürlüğe doğru ilerlediği ile ölçülür. Bu belirlemeye göre bugün kadınların mücadelesinin hangi noktada olduğunun, gelişen mücadelenin ve bizlerin yeni çağın eşiğinde olduğumuzun göstergesidir”.

Faşist Türk devleti Rojava'dan Defol

Rojava devrimine ve halklara düşman faşist Türk devleti Afrin’e karadan ve havadan saldırdı. Yüksek teknik kullanarak, halkların özgürlük mevzilerini bombaladı. İnsanlık ve halkların düşmanı politik islamcı Tayyip Erdoğan yönetimindeki AKP-MHP koalisyonu, özgür Afrin’e ve Rojava devrimine saldırarak bölge halklarının baş düşmanlarından birisi olduğunu gösterdi.

Emekçi halklara yönelik saldırılar hızla devam ediyor. Faşist devletin kendi iktidarını korumak adına hangi çılgınlıklar yapabileceğine an be an tanık oluyoruz. Kendi çıkarları için Afrin’de emekçi halklara, Kürt ulusuna azgınca saldırıyor, düştü düşecek dedikleri “Rojava devrimini” boğmaya çalışıyorlar. Sivil halk katlediliyor... Tüm bu baskılara rağmen orada yaşayan halklar Afrin için görkemli bir mücadele sergiliyor. Afrin ile ilgili paylaşım yapan, ses çıkaran tüm insanları tutukluyorlar, gözaltına alıyorlar, Afrin’de haksız savaşı reddeden herkesin karşısında dinci-faşist iktidar var!

 

Devrim, onu sevenlerin, onunla yaşamını değiştirebilenlerin, en derininde çiçekler açtırabilenlerin işidir.

Devrim, bir ömür boyunca ona bağlı olabilenlerin, ışığından şaşmayıp, yolundan sapmayanların, ısrarla, inatla, inançla yürüyenlerin işidir.

Geçtiğimiz yıl içersinde Ekim Devriminin 100. yılı vesilesiyle çeşitli etkinlikler yapıldı. Bu etkinliklerde devrimler ve kadın konusu eksik bırakılmıştı. Biz de emekçi kadınlar olarak, bu eksikliği kendi cephemizden tamamlayalım istedik. Ve bir sempozyum yapmaya karar verdik. Gündemin yoğunlu ve sıcaklığı nedeniyle bir günlük bir sempozyum olacak.

 

 Dinci faşist iktidar, Rojava Devrimi’ni kanla boğmak için Rojava’nın batıdaki kantonu Afrin’e yönelik uçaklarla, tanklarla, dinci-faşist ÖSO çeteleriyle kolkola bir işgale girişti. Kürt halkının, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin düşmanı olan dinci-faşizm içerde yasaklamalar, tutuklamalar, baskılar ile susturamadığı devrimi içerde dışarda savaş, dizginsiz saldırganlık ile ezmeye çalışıyor.

 

Aileme;

Merhaba bir süre uzakta kaldık ve bu yüzden size yazmalıyım.

 

Faşist TC devleti Rojava devrimini boğmak için Afrin’e saldırıya hazırlanıyor. Rojava devrimi bölgedeki dengeleri değiştirirken, faşist TC devleti bu değişikliğin onu da etkileyeceğini ta başından beri biliyor. Faşist TC devletinin Rojava devrimini boğma girişimleri yeni değil her türlü savaş kışkırtıcılığını yıllardan beri yapıyor.

“Gandi Kemal” elinde bir dövizle düştü yola. Yürüyor Ankara’dan İstanbul’a. Gandi’nin “Tuz yürüyüşü”ne göndermede bulunan bulunana. Bir şişirme, bir allayıp pullama! Cümle reformist yapışmış eteklerine.

İşe bakın. Eskiden yürüyüşler Ankara’ya doğru olurdu. Sembolik de olsa burjuva devletin kalbine, iktidarın merkezine yürürdü eylemciler. Şimdikiler sembolik de olsa iktidardan kaçıyor köşe bucak!

Marx, 18 Brumaire’e, Engels’in mektubundan aktarmayla başlar: “Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi olarak.” Şimdilerde ülke gündeminin tepesine oturan “adalet yürüyüşü” bu saptamayı getiriyor akla.

Şu burjuva dünyanın haline bakın! Gündüz vakti elinde fenerle sokakları arşınlayan Diyojen’e nazire yaparcasına yollara düşmüş “anamuhalefet partisi lideri” Kılıçdaroğlu, adalet arıyor!

Meclis denen müsamere salonu tümden işlevsiz olduğunu çoktan açık etti en geniş yığınların gözünde. Adına saraylar inşa edilen “adalet”in en kof sözcüklerden biri olduğu ise cümlenin malumu. Bütün düzen kurumları, kutsal bellenen tüm burjuva kavramlar ve değerler inanılmaz bir hızla yıpranıyor, çözülüp dağılıyor.

Göz boyama, oyalama, tepkileri absorbe etme, toplumsal öfkenin denetimli boşaltılması... “Gandi Kemal”in “adalet yürüyüşü”nün asıl içeriği budur.

Ama çöküş öylesine hızlı ve derin ki, emekçi yığınları düzen içinde tutmak adına yapılan eylemler bile düzenin bekası için bir sorun haline geliyor. Dinci faşist iktidarın koltuk değneği CHP’nin böyle bir yürüyüş düzenlemek zorunda kalması bile, koşulların ne kadar devrimden yana olduğunu anlatmaya yeter. Sermaye düzeni devrimin önünü almaya çalışırken  kendi kurumlarını, politik güçlerini teşhir ediyor, güçten düşürüyor ve devrimin önündeki engelleri kaldırarak yolu düzlüyor!

Reformizm tüm gücüyle burjuva kulvarlarda ilerliyor. Her adımda defalarca gördük, emekçi yığınları burjuvazinin kuyruğuna takmaya çalışıyor. Bu şartlarda ayaklanma ruhu taşıyan ezilen halkların ve emekçi sınıfların karşısına devrimci programla, devrimci taleplerle çıkmak gerek. Burjuva güçlerin kuyruğuna takılmadan işçi sınıfının bağımsız sınıf çıkarlarını korumanın yolu budur. Burjuvaziden kopuş, devrimci ayaklanma ve iktidar için ileri! Anın görev ve yönelimi budur.

ÖNSÖZ

           Tüm Sayılar

Arşiv

Sitemizin eski içeriğine ulaşmak için logoya tıklayınız...

E-Kitap

Tüm E-Kitaplar için resme tıklayınız...