Pazartesi, 19 Şubat 2018
Gündemdekiler

 

Teorik olarak üzerinde durduğumuz olayların yoğun gelişimi, günlük dilde de kullanılıyor. Ba kadar yaygın kullanılmasına karşın, olayların yoğun-yüklü oluşu karşısında bilinçsiz yaklaşım sergileniyor.

Olayların yoğunlaşması, karşıt güçler, karşıt sınıflar, ezen ve sömürenle, ezilen ve sömürülenler arasındaki karşıtlığın yoğunlaşmasının kaçınılmaz sonucu ve ifadesidir. Yoğunlaşan, büyüyen, artan, katlanan ve daha yüksek biçimlere dönüşen, işçi ve halk eylemidir. Kapitalistlerin sınıf egemenliğini yıkmaya yöneldiği için tarihsel devrimci eylemdir.

Karşıt güçler arasındaki karşıtlıkların, sınıf savaşımının, kitle eylemlerinin yoğunlaşması, devrimi doğurur. Olayların, egemen güce karşı gelişen devrimci mücadelenin büyümesinden, genişlemesinden, tek kelimeyle yoğunlaşmasından söz edenler, bu çelişmeli tarihsel gelişmenin devrimi gündeme getirdiğini de belirtmek zorundadır.

Bilindiği gibi devrimci durum, başka zamanlar görülmeyen kitle eylemlerinde olağanüstü bir artış, büyük bir yoğunlaşma demektir. Kitlelerin eylemlerinde görülen büyük artışın temelinde, yığınların kapitalist toplumda karşılanamayan köklü, yaşamsal istemleri var. Bu istemler insanca koşullara kavuşmayı hedefleyen istemlerdir. Dolayısıyla toplumun yeni bir temelde ve yeni baştan örgütlenmesini gerektirir. Kısacası emekçi halk kitlelerinin toplumsal kurtuluşunu gerektirir. Ve ancak, sınıfların olmadığı komünist toplum insanlara insanca koşulları sağlayabilir. Proletaryanın devrimci eylemleri olmadan, toplumsal devrim olmadan, tüm bu dönüşümler gerçekleştirilemez.

Bu topraklarda proletarya ve halklar yıllardır, devrimci eylemleri geliştirmek için ısrarlı davranıyorlar. Bu, devrimde ısrardır. Yeni bir gelecek kurmada ısrar, burjuvazinin ve devletin en ağır saldırıları altında devam ettirildi. Eylemlerini sürdürmekle kalmadı, şiddetlendirdi ve yüksek düzeylere çıkardı. İşçi sınıfı üretim araçlarını kendi mülkiyetine almadıkça özgürleşemez. Özgürlük ise, emekçi ve sömürülen yığınların eylemi en ileri biçimlere çıkarılarak gerçekleştirilir.

Bu sonucu almak için, öncelikle, devrimci teori kitleleri kavramalı, onlara götürülmelidir. Ama bu yeterli değildir. Kitleler de teoriye yönelmeli, onu kavramalıdır. Diğer bir anlatımla, proleter devrimci parti, proleter kitlelere dayanmalı proletarya da proletarya partisiyle bütünleşmelidir.

Bu yönde büyük bir gelişmeye tanık olduk. Devrimci sınıf partisinin programatik görüşleri, kitlelerin en ileri, en tutarlı, en devrimci kesimleri içinde maddi bir güce dönüştü. Mücadeleci emekçi kitlelerle parti arasında bu şekilde bir ilişki, bir bütünleşme oluştu. Ama devrimde zafer için bu ilişkinin daha da geliştirilmesi gerekiyor.

Devrimci komünist partinin, sınıf bilinçli işçilerle ilişkisini güncel burjuva topluma karşı gelişen, güncel sınıf kavgasında somutlamalıyız. Yığınsal devrimci savaşım, dönemin, devrimci durumun öne çıkardığı en etkili mücadeledir. Yığınların devrimci savaşımı Haziran halk ayaklanmasında o güne kadarki en ileri noktaya vardı. Bunu takip eden zamanda yığınların devrimci eyleminin yoğunluk derecesi yükseldi. Devrimi gerçekleştirme güncel hedefiyle, yığınların, toplumsal mücadelesini güçlendirmek ve yüksek biçimlerine dönüştürmek, Leninist partinin güncel devrimci taktiğidir. Taktiğin başarıya ulaşması devrimci yöntemleri gerektirdiği çok açık.

Küçük-burjuva sosyalizminin istem ve yöntemleri devrimci kitlelerin gereksinmelerini, kapitalizmin ötesine ve ilerisine varan insanal ve özgür bir yaşam istemlerini hiçbir şekilde karşılayamaz. Sınıf savaşına ve devrime dayanmayan, zorunlu olarak burjuva diktatörlüğü çerçevesinde kalır. Proletarya bu çerçeveyi aşarak, daha ileriye giderek kendisini ve insanlığı kurtarabilir. Anlaşılacağı gibi emekçilerin istemleri köklü, derine giden bir devrimi gerektirirken, diğerlerinin görüşleri, burjuvazinin sınıf egemenliği sınırlarını aşmayan küçük-burjuva demokrat görüşlerdir.

Küçük-burjuva harekette yaygın olan diğer bir eğilim ise, sayıları milyonlara ulaşan, nitelik olarak da devrimcileşen kitlelerin devrimci savaşımını, ne ideolojik olarak ne mücadele anlayışı, ne de örgüt anlayışı olarak yönetecek bir konumda olmadığı için, bireysel eylemlere yöneliyor. Bu tip hareketler devrimci kitle hareketlerinin çok gerisinde duruyorlar. Gezi sırasında böylelerinin nasıl ayaklanmanın peşinde sürüklendiklerini gördük.

Bu grupların tümü, kendilerini günlük mücadelenin akışına öylesine kaptırdılar ki, ve günlük mücadelenin başarılarını öylesine abarttılar ki, bununla tatmin oldular ve bunun ötesini göremez oldular. Nasıl sağlanırsa sağlansın, günlük başarılar onlar için her şeydir, hatta kitlelerin izlemesi gereken bir "zafer"dir. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu bakışta güncel pratik politik bir görev olarak, devrimi örgütlemek, iktidarı ele geçirmek, emekçilerin toplumsal kurtuluşu yok. Her iki eğilim birbirinden farklı gibi görünse de politik özü aynıdır: Oportünizm.

Bu oportünist özü işçilerin anlaması kolay olmuyor. Küçük-burjuva hareketlerin durumu doğru kavranmalıdır. Bu grupların her iki eğilimi de, sosyalizmi hedeflediklerini, devrimi savunduklarını ve kendilerinin devrimci olduğunu, söylüyorlar, ya da öyle gösteriyorlar. Ama bu güçlük onların gerçek çalışmaları gözlemlenerek anlaşılabilir. Şu gerçek onların tüm durumunu ortaya koyar. Onlar, günlük başarılar uğruna mücadeleyi öne çıkartarak, abartarak, bu yolla devrim uğruna mücadeleyi ileriye ertelemiş oluyorlar. Bu topraklarda devrimci durum yok diyerek, kitleler henüz devrime hazır değil diyerek vb. yolla devrime ciddi bir biçimde hazırlanmayı emekçilerin gündeminden çıkarmaya çalışıyorlar. Sınıf bilinçli işçiler bu oportünist özü çok iyi kavramalıdır.

Devrimci işçi sınıfı, kapitalistlerin sınıf egemenliğini devirmek için gelişen devrimci kavgaya öncülük etmeli ve bu kavgayı sonuna dek götürmelidir. Günlük savaşımın çarpışmalarında yer alırken, temel devrimci amacı gerçekleştirmeyi güncel olarak hedeflemelidir.

Devrimi başarmanın koşulları ilk defa bu denli bir araya geldi. Kitlelerin devrimci kavgası her geçen gün biraz daha yoğunlaşıyor. Eylemlerin yoğunluğunun en ileri noktaya götürerek ve en yüksek biçimlere dönüştürerek devrimi başarabiliriz.

C.DAĞLI

 

ÖNSÖZ

           Tüm Sayılar

Arşiv

Sitemizin eski içeriğine ulaşmak için logoya tıklayınız...

E-Kitap

Tüm E-Kitaplar için resme tıklayınız...