19 Aralık 2000'de “Hayata Dönüş” adı altında 20 cezaevine düzenlediği operasyon sırasında 28 devrimciyi katlederek yüzlerce devrimciyi yaralayan devlet 19 Aralık 2000 tarihinde Ümraniye Cezaevi'nde bulunan devrimci tutsaklar hakkında dava açmıştı.
Kamuoyunda Ümraniye Davası olarak bilinen davanın bir duruşması daha Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Haklarında dava açılan ve 19 Aralık 2000 tarihinde Ümraniye Cezaevi'nde bulunan tutuklu ve hükümlülere açılan davanın bu duruşmasında halen cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan tutsaklar getirildi.
Davayı çok sayıda avukat katılırken, sabahın erken saatlerinden itibaren tutuklu ve hükümlü yakınlarıyla devrimcileri sahiplenen 19 Aralık Katliamı'nı unutmayan devrimciler adliyede ve önünde beklemeye başladılar.
Tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinden getirilmelerinin beklenmesi nedeniyle öğleye doğru başlayan duruşmada izdiham yaşandı. Tutuklu ve hükümlülerin yakınları, müdahiller ve 19 Aralık Katliamı'nın hesabının sorulmasını bekleyenler duruşmayı izlemek istediler. Fakat duruşma salonunun çok küçük olması nedeniyle sorun yaşandı.Önce sadece duruşmada sanık ya da müdahil olanların alınacağı söylendi... Duruşmayı izlemek isteyenlerin itirazı üzerine önce tutuklu yakınları, müdahil olanlar ve basın alındı.
Duruşmaya cezaevlerinde tutuklu Mehmet Avcu ile hükümlüler Muhabbet Kurt, Yıldız Keskin, Ufuk Keskin, Cengiz Karakaş, Bülent Özdemir, Musa Karataş, Ümit İlter, Hakan Özer, Hüseyin Karaoğlan, İnan Gök, Mehmet Akdemir, Fikret Kara, Tülin Soyhan, Gamze Eroğlu ve tutuksuz yargılananlardan bir kısmı katıldılar.
İddianamenin okunmasının ardından sanıklardan bir kısmı savunmasını vermek için süre isterken, bir kısım hükümlü ise kendilerine hiç tebliğ gelmediğni ve ilk kez duruşmaya katıldıklarını beyan ettiler. Sanıkların ve avukatların da talebi üzerine duruşma 6 Temmuz 2012 tarihine ertelendi.
Avukatlar her duruşmada salonun küçük olması nedeniyle sorun yaşandığını ve bir dahaki duruşmanın Kartal Adliyesi'nde büyük bir salonda yapılması talebinde bulundular.
Duruşmanın sona ermesinin ardından kalabalık bir kitle tarafından “19 Aralık Katliamı'nın Hesabını Soracağız”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “19-22 Aralık Katilamının Hesabını Soracağız”, “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganları attarak 19 Aralık Katliamı protesto edildi.
Daha sonra TAYAD'lı aileler ve Mücadele Birliği Platformu tarafından adliye önünde basın açıklaması yapıldı.
Mücadele Birliği Platformu “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”yazılı bir pankart açarken TAYAD'lı aileler de “19-22 Aralık Katilleri Hala Cezalandırılmadı” yazılı pankart açtılar.
TAYAD'lı aileler adına okunan basın açıklamasında “10 Yıldır süren dava katilleri aklamak içindir” denildi. 19 Aralık katilamının ardından delvetin tutsakların ölümünden devrimci tutsakları sorumlu tutmaya çalıştığı fakat belgelerle katliamın gerçek yüzünün ortaya döküldüğü ifade edildi. Devrimci tutsakları yok etmeyi başaramayan devletin katliamcılara değil katledilenlere dava açtığı ve 10 yıldır bu davanın sürmekte olduğu vurgulanan açıklamada “katledilenler değil, katledenler yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. Katliamın sorumluluları hakkında halkın vicdanındaki dava, katliamcılardan hesap sorulana kadar devam edecek” denildi.
Ardından Mücadele Birliği Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı.
“Burada görülen bir mahkeme değil, mizansendir. Burada 19 Aralık 2000 tarihinde zindanlarda yaılan katliamda yaralanan, gaza boğulan, sakat bırakılan katledilen insanlar yargılanıyor! Delvet ortaya çıkmış olan suçlarını örtbas etmek için dervimci ve komünist tutsaklara karşı dava açma yoluna gitmişti” denilen açıklamada devletin “Hayata Dönüş” adıyla onlarca tutsağı katledip yüzlercesini yaralayan devletin şimdi bir atakla katliama uğrayanları suçlu duruma düşürme çabasında olduğu belirtildi.
Devletin son dönemde Kürt halkına dönük saldırlarıyla da binlerce insanı cezaevlerine kapattığı, sürmekte olan iç savaşla kelimenin gerçek anlamıyla rehine politikası sürdürdüğüne işaret edilen açıklamada bu politikayla devrimci, ilerici, yurtsever güçlerin sindirilmeye çalışıldığı, devrimin gelişimi karşısında korkuya kapılan devletin dört bir yaan saldırarak devrimin baskısından kurtulmaya çalıştığı fakat başaramadığı çünkü artık işçi sınıfı ve emekçi halkların kendi kaderini kendi elleriyle belirlemek için ayağa kalktığı, mücadeleye yöneldiği vurgulandı.
Devletin dayanaksız iddialarla insanları F tipi zindanlara kapattığı ve ağır tecrit uygulamalarını hayata geçirmeye çalıştığı bir dönemde ise işçi sınıfı ve emekçi halklara ise öncülerine ve halkın yiğit evlatlarına sahip çıkmak, gerçeklerin ortaya çıkması için mücadele etme görevinin düştüğüne dikkat çekildi.
“Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük” sloganı etrafında güçleri birleştirmeden ve zindanlardaki devrimci ve yurtsever tutsakların özgürleştirilmesinin beklenemeyeceği, zindanların kapılarının kendiliğinden açılmayacağı, duvarlarının yıklmayacağı vurgulanan açıklamada, birleşik mücadeleyi yükseltmek ve zindanların yıkılmasını devrimin ana hedeflerinden biri olarak görmek ve devrim mücadelesini bu şekilde örmek gerektiği belirtildi.
Bir kez daha devrimci komünist tutsakların yalnız olmadıklarını hep birlikte haykırıyoruz “Onların onuru bizim onurumuzdur. Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük” denildi.
Mücadele Birliği Platformu'ndan gençler basın açıklaması sırasında “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız” yazılı kuşlamalar yaptılar.
Devrimci tutsakların götürülüşleri ve ortaklaşa yapılan basın açıklaması sırasında coşkulu bir şekilde sık sık “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “19-22 Aralık Katliamının Hesabını Soracağız”, “Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceğiz”, “Yaşasın Hakların Mücadele Birliği”, “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız” sloganları atılarak devrimci tutsaklar uğurlandı.
Basın açıklaması ve tutsakların araçlara bindirilmesi sırasında atılan sloganlara yoldan geçenler de alkışlarla ve sol ellerini kaldırarak ve “Sizi destekliyoruz”, “Tutsaklar Onurumuzdur” şeklinde seslenerek destek verirken bazı sürücülerde uzun uzun korna çalarak desteklerini bildirdiler.
Polis ve cezaevi araçlarındaki askerler tarafından yolun kapatılmaması konusunda sık sık uyarı yapılmasına rağmen yaklaşık 35-40 dakika boyunca atılan sloganlar nedeniyle trafik kısmen aksadı.
Devrimci tutsakları getiren araçların adliyeden ayrılmasının ardından kitle yine sloganlar atarak dağıldı.









