Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa

Güncel

“Yeşil Bir Doğa Mavi Bir Gezegen İstiyoruz”

e-Posta Yazdır PDF

altÇernobil nükleer santralinin yaşattığı facia üzerinden 26 yıl geçti. Nükleer Karşıtı Platformu İzmir Bileşenleri 26 Nisan Perşembe günü saat 12.00’de Alsancak Dominik Caddesi'nde basın açıklaması yaptı. Eylemde “Güneş Bize Yeter”, “Nükleer Santrallere Hayır” önlükleri giyilirken “Nükleer Tehdidi Durduralım” dövizleri taşındı.

altBasın açıklamasını EMO İzmir Şubesi adına Nükleer Karşıtı Platformu sözcü Talat Canpolat okudu. Açıklamada, Çernobil’de yaşanan yıkıma ve Fukuşima’da dumanların hala tüttüğü, ölüm saçmaya devam ettiğine değinildi. Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer’in getireceği zararlar vurgulandı. Son olarak da “Bizler ne bu ülkede, ne de Dünya üzerine Nükleer Santral istemiyoruz… Biz üretebildiğimiz kadar değil, bize yetecek kadar enerji istiyoruz… Biz yeşil bir doğa, mavi bir gezegen istiyoruz” sözleriyle basın açıklaması sona erdi. Basın açıklamasının ardından “Nükleer Santrallere Hayır” başlıklı imza kampanyasını başlattılar.

Nükleer Karşıtı Platformu akşam saat 19.30’da Gündoğdu Meydanından Çernobil felaketinde yaşamını yitirenler adına denize karanfil bırakılacak.

Mücadele Birliği/İzmir

“Hemen Her Gün Polis Baskısıyla Karşılaşıyorum”

e-Posta Yazdır PDF

altaltGeçtiğimiz günlerde yaşadığı polis baskısıyla sayfalarımıza taşıdığımız DİHA muhabiri okurumuz Eniz Kurt, yeni yeni baskı ve saldırılarla karşılaşmaya devam ediyor.

Polisler, askerlik bahanesiyle evine gittikleri Eniz Kurt'un annesine Eniz'i ve nerede olduğunu, babasının evde olup olmadığını soruyorlar. Eniz'in ve babasının evde olmadığını öğrenen polis, “biz arkadaki Bingöllüler Derneği'ndeyiz, çağırın bekliyoruz” diyorlar. Derneğe giden baba, ne istediklerini soruyor. Polisler ise “Abi Eniz'in askerlik problemi varmış. Biz de Aleviyiz biz de Bingöllüyüz” diyerek muhabbet kurmaya çalışıyorlar. Ardından tehditler başlıyor. “Biz Eniz’in zorla tepesine çökmeyi de biliriz gözaltına almasını da biliriz, ama neden iyi niyetle olmasın ki, biz sizin iyiliğinizi düşünüyoruz” diyerek tekrar Alevi olduklarını ve onların iyiliğini(!) düşündüklerini vurguluyorlar. Daha sonra ise askerlik problemini kafaya takmamalarını ve yardımcı olmak istediklerini söylüyorlar.

Eniz’e iş bulalım çalışsın, bulunduğu yerden çıksın, askerliğini 1-2 yıl erteleriz. Hiç sorun olmaz. Ama aksi halde sizi rahat bırakmayız. Sürekli rahatsız ederiz. Ayrıca her gün para cezası gelir” diyorlar. Kurt'un evine 1 ay içinde 5 defa gidip tehditler savuran polis ayrıca, devrimci olan arkadaşlarının isimlerini aileye verip, “bunlar Eniz’in başına bela açacak” diye gözdağı veriyorlar.

Askerlikle ilgili bir sorunu varsa da bunun polisin alanına girmeyen bir konu olduğunu, polisin bunu sadece aile üzerinde baskı kurmak için araç olarak kullanıldığını söyleyen Eniz Kurt: “Bu yapılanlar sadece gazetecilik mesleğime yönelik değil, kendi politik düşüncelerime yönelik yapılan baskılardır. Ben bir Mücadele Birliği okuruyum. Diğer okur arkadaşların fotoğraflarını göstererek birçok şey söylemişler aileme. Hemen hemen her gün polis baskısıyla karşılaşıyorum. Ancak bu tür baskılar bizleri asla yıldıramayacak” diyor.

Enerji İşçileri Olarak Mücadeleye Kararlıyız

e-Posta Yazdır PDF

Adana'da Toros Elektrik Şirketi önünde eylemde bulunan Enerji-Sen üyesi işçilere polis saldırmış ve aralarında Enerji-Sen Başkanı Kamil Kartal'ın da bulunduğu 16 işçi gözaltına alınmışlardı. İstanbul'da bulunan Enerji-Sen üyesi işçiler arkadaşlarına yapılan saldırı ve gözaltıyı protesto etti.

24 Nisan günü saat 19.00'da Taksim Tramvay Durağı'nda bir araya gelen enerji işçileri burada başka bir eylem olması nedeniyle Galatasaray Lisesi önüne yürüyerek burada basın açıklaması yaptılar.altaltalt

Enerji-Sen pankartı arkasında toplanan işçiler “Her Yer Adana Her Yer Direniş”, “TEDAŞ İşçisi Yalnız Değildir”, “Enerji İşçisi Yalnız Değildir”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganları attılar.

Bir enerji işçisi Adana'daki TEDAŞ işçilerinin çalışma koşullarına ve işçilerin eylemlerinin haklılığına değinerek, TEDAŞ yetkililerinin işçiler eyleme başladığında işçilerin birkaç gün sonra soğuğa ve zorluklara ve parasızlığa dayanamayarak gideceklerini düşündüğünü ama eyleme başlayan işçilerin bütün tehdit, saldırı ve gözaltılara rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürdüklerini hatırlatarak, “Unutulmasın ki, enerji işçileri zaten sokakta, soğukta sıcakta çalışıyor, onlar varolan çalışma koşullarıyla zaten sokaktaydılar ve haklı bir mücadele için eylemdeler diyerek Adana'daki arkadaşlarının mücadelesine desteklerini dile getirdi.

Ardından yapılan basın açıklamasında ülkede üç ay maaş vermeksizin işçi çalıştırmak, işçilerin yasal hakların gasp etmek, haksız yere işten çıkartmak, işçilerin kıdem tazminatlarına el koymak işçileri hiç bir güvenlik önlemi alınmayan işyerlerinde ölüm göndermek gibi durumlarda hiçbir soruşturma yapılmadığını ama işçilerin hakları aradıkları anda kabahatli görülüp üzerine polisin yollandığı darp edilerek gözaltına alındığı belirtildi. Adana Valisi'nin Toros Elektrik'teki enerji işçilerinin sorunlarına bulduğu çözümün işçilere saldırarak baskı ve şiddetle hak arama mücadelesini bitirmek olduğuna değinildi.

Taşeron çalışma sisteminin gittikçe yaygınlaştığını ve taşeron işçilerin hak arama mücadelesinin daha da zorlu olduğunu belirten enerji işçileri, bütün örgütsüzleştirme, sendikasızlaştırma çabalarına karşın mücadeleyi yürütmekte kararlı olduklarını ifade ederek Adana'daki arkadaşları ve Enerji-Sen Başkanı Kamil Kartal'ın derhal serbest bırakılmasını istediler ve yapılan saldırıyı protesto ettiler.

Enerji-Sen işçilerine destek olmak üzere Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticileri de geldiler. Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, taşeron çalışma sisteminin yerleştirilmesi, işçilerin örgütsüzleştirilmeye çalışılması çabalarına karşı mücadele verdiklerini ve ülkenin her yanında taşeron çalışmaya karşı mücadele bayrağını taşıyacaklarını ifade ederek Adana'daki TEDAŞ işçilerinin mücadelesinin haklılığına değinerek destek olmaya devam edeceklerini belirtti.

 

 

 

“Tecrit Öldürüyor, Tecriti Durdurun” Yürüyüşü Yapılacak

e-Posta Yazdır PDF

İnsan Hakları Derneği Cezaevi Komisyonu tarafından “Tecrit Öldürüyor F Tipi Hapishaneler Kapatılsın” sloganıyla başlattığı kampanya kapsamında Ankara'ya yürünecek.

25 Nisan Çarşamba günü saat 12.00'de Bakırköy Kadın ve Tutukevi önünden başlayacak olan eylem3 gün süresince Marmara bölgesinde bulunan Maltepe, Gebze, Kocaeli, Kandıra, Bolu, Sincan Cezaevlerine uğranacak.27 nisan Cuma günü saat 12.00'de Adalet Bakanlığı önünde son bulacak olan eylemde “Tecrit öldürüyor F tipi hapishaneler kapatılsın” başlığı altında “Yaşam 8 m2'ye sığar mı?” sorusu sorularak cezaevlerinde ölüm sınırında olan hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekilecek, “Cezaevleri ölüm kusuyor farkında mısınız?” sorusu yöneltilerek cezaevlerindeki hak ihlalleri, disiplin cezaları, mahpusları yok eden sistematik işkenceye dikkat çekilecek.alt

Adalet Bakanlığı önünde bir kez daha “CEZAEVLERİNİZ ÖLDÜRÜYOR, TECRİT ÖLDÜRÜYOR, TECRİTİ DURDURUN" denilecek.

Kadın Tutsaklara İşkence ve Hücre Cezası

e-Posta Yazdır PDF

Adana Karataş Kapalı Cezaevi’nde Newroz’u kutlayan kadın tutsaklara önce işkence yapıldı, sonra 12 günlük hücre cezası ile bir yıl açık görüş cezası verildi.

21 Mart günü Newroz’u kutlamak isteyen tutsakların üzerine gardiyanlar tarafından tazyikli su sıkıldı. Kutlamayı engelleyen cezaevi yönetimi, 7 tutsağa 12’şer günlük hücre cezası, bir yıl süreyle de açık görüş yasağı getirdi. Skandal uygulama Karataş Cezaevi’nde tutuklu bulunan Emine Eren’in eşi Ramazan Eren’in İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi’ne yaptığı başvuru ile ortaya çıktı. Örgüt üyeliği suçlamasıyla 1,5 aydır cezaevinde olan eşine yaptığı ziyaret esnasında olayı öğrendiğini ifade eden Ramazan Eren, “Eşim, tazyikli suya maruz kaldıklarını, hakarete uğradıklarını söyledi” dedi. Tutsakların açık görüş yasağına itirazlarının kabul görmediğini ifade eden Ramazan Eren, Karataş Cezaevi’ndeki olumsuz koşullara da dikkat çekti ve “Eşimin kaldığı B koğuşu 17 kişilik, ancak 27 kişi kalıyor, bu nedenle çoğu zaman tutsaklar yerde yatıyor, koğuşa banyo için sıcak su da verilmiyor.”  dedi.alt

İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi ise Karataş Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlalleri, keyfi uygulamalara ilişkin uzun süredir şikayetler aldıklarını söyledi. Ali Tanrıverdi, bir heyet oluşturarak cezaevi savcısı ve diğer yetkililerle görüşeceklerini, cezaevinde yapacakları incelemenin ise ardından bir rapor hazırlayacaklarını belirtti.

 

Sayfa 10 / 238