Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa

Güncel

RedHack Anneler Gününü Kutluyor

e-Posta Yazdır PDF

altRedHack “Anneler Günü” dolayısıyla “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın internet sitesini (http://hizmet.aile.gov.tr) hackledi.

RedHack Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın sayfasına: "Anneler Günü kutlu olsun.! Türkiye’de kadınların yüzde 35.6’sı bazen, yüzde16.3’ü sık sık aile içi tecavüze uğruyor, her 100 kadından 97’si, en az bir kez şiddet görüyor, kadınların yüzde 20’si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor, üniversite mezunu kadınların yüzde 23’ü fiziksel şiddete, yüzde 71’i de ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalıyor. her 100 kadından 97’si, en az bir kez şiddet görüyor, kadınların yüzde 20’si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor, üniversite mezunu kadınların yüzde 23’ü fiziksel şiddete, yüzde 71’i de ekonomik ve cinsel şiddete maruz alıyor.

Ve bizim Aile bakanımız bunlara kafa yoracağına 'dizilere' kafa yoruyor. Tavsiyemiz 'dizi seyredeceğine' ülkeyi yönetsin..

Çağdışı doktrinlerle 4 kadın almayı bile meşrulaştıran cemaat güdümlü aile politikasına son!

Anneleri ağlatan, 'kirli savaş' politikasına son!

'Ananı da al git' saygısızlığına son!

Dünyanın tüm anneleri, kan politikasına karşı birleşiniz!

Yağma yok ARTIK RedHack var!

Bu eylemimizi, Cumartesi Anneleri ve hangi ırktan, milliyetten, dinden veya öğretiden olursa olsun çocuklarını savaşa kurban vermiş tüm annelerimiz nezdinde tüm dünyanın ezilen cefakar annelerine armağan ediyoruz!” yazdılar.

Delilleri Yorum Olan İddianame...

e-Posta Yazdır PDF

Kürt basınına yönelik olarak “KCK operasyonu” adıyla yapılan operasyonla gözaltına alınan ve 36'sı tutuklanan 44 gazetecinin iddianamesi hazırlandı. Gazeteciler iddianamede “örgüt üyeliği ve yöneticiliği”yle suçlanırken “delil” olarak gösterilen gerekçeler dikkat çekiyor.

Gazetecilerin haber merkezleriyle ve meslektaşlarıyla yaptıkları telefon görüşmeleri, e-posta üzerinden yapılan haberler, haberlere ilişkin görüşmeler, facebook üzerinden yazışmaları, gazetecilerin işleri gereği yurtdışına çıkışları Roj TV'ye bağlanarak gündemdeki haberleri aktarmaları vb. meslekleri gereği yaptıkları işlemler “suç unsuru” olarak görülüyor.alt

İddianamedeki bir başka dikkat çeken konu ise geçmiş tarihlerde gerçekleşen bir takım olayların konuyla ilgisi olmamasına rağmen iddianameye konması.

Tutuklu Özgür Gündem Gazetesi yazarı Nurettin Fırat'ın 2002 yılında bir ihbar üzerine evinden gözaltına alınmış olması, yine Fırat'ın 2008 yılında Ramazan Peköz'le DTP'nin kapatılmasına ilişkin yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde “Boşver lo kapatıyorlarsa kapatsınlar şerefsizler. Kapatıyorlarsa bu devleti ne edelim?” sözlerine yer verilerek bu sözler, iddianamede “devlete hakaret niteliğinde beyanlarda bulunmak” şeklinde suç unsuru olarak yer aldı.

İddianamede yine geçmişteki olaylara ilişkin aktarımlar yapılırken savcının yorumu da yer alıyor. Yine Ramazan Peköz ile Nurettin Fırat arasındaki Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır ziyaretine ilişkin telefon görüşmesi konu edilerek “Nurettin Fırat'ın devletin Başbakanına ağır küfürlerde bulunduğu, Diyarbakır iline ne yüzle geldiğini söylediği görülmektedir” şeklinde değerlendirmeye tabi tutulmuş.

Gazetecilerin yurtdışına çıkmaları da “suç unsuru” olarak sayılıyor. Nurettin Fırat'ın 2007 yılında 13 Temmuz tarihinde Şırnak-Habur Kara Hudut Kapısı'ndan çıkış yapmış olması PKK'nin aynı tarihlerde yapılmış olan Konferansı'yla ilişkilendiriliyor ve bu “bulgu” üzerinden “Örgüt kamplarında gerçekleştirilen Basın Yayın Konferansı'na katıldığı anlaşılmıştır” yorumu yapılıyor.

İddianamede gizli tanıkların ifadeleri de delil niteliğinde yer alıyor. Batuhan Yıldız isimli gizli tanık DİHA çalışanlarından Ertuş Bozkurt hakkında “Bu şahsın 2009 yılında YRD'nin 5. konferansına katıldığını duydum” ifadesi suçlanması için yeterli görülüyor. Bozkurt'un haberlerinde kullanmak üzere bulundurduğu bazı fotoğrafların incelenen dijital malzemeler arasında yer alması ise iddianame “suç unsuru” olarak sayılıyor. Bu kapsamda PKK lideri Abdullah Öcalan ile Kemal Pir ve Mazlum Doğan'ın fotoğraflarının bilgisayarında bulunması da “PKK-KCK örgüt propaganası yaptığı” şeklinde değerlendiriliyor.

Yine tutuklu DİHA muhabir Çağdaş Kaplan'la ilgili iddianamede de ilginç “deliller(!)e” yer veriliyor.

Çağdaş Kaplan'ın PKK'li Ebru Muhikancı'nın cenazenin gelişine ve defnedilişene ilişkin bilgi almak amaçlı yaptığı telefon görüşmesi savcılık tarafından “suç” olarak kabul edilirken bazı telefon görüşmelerinin ise nasıl bir mantıkla iddianameye dahil edildiği anlaşılamıyor.

Çağdaş Kaplan'ın izlediği YDGM davasının başlama saatine ilişkin İsmail Yıldızla yaptığı telefon görüşmesi iddianamede yer alıyor.

Yine Çağdaş Kaplan'ın avukatların tutuklanmasına ilişkin Roj TV'ye canlı yayında bağlanarak haberi aktarması ve avukatların Kürt kimliğine dikkat çekmesi “suç” kabul edilerek, Kaplan'ın tutuklamalara ilişkin operasyonu“terör örgütüne yönelik” operasyon değil de “Kürt avukatlara yönelik operasyonu” olarak ifade etmesi “belli amaçla tercih edilen illegal dil” olarak değerlendiriliyor.

İddianamede hayrete düşüren bir başka yön ise gazetecilerin facebook sayfalarında çalıştıkları haber ajansının ismini belirtmelerinin suç unsuru kabul edilmesi.

ANF muhabiri İsmail Yıldız'ın “Rawin Sterk” adıyla hazırladığı facebook hesabındaki profilinde

“ANF'de Çalışıyor” ibaresinin bulunması iddianamede suç delili olarak gösteriliyor.

Ayrıca yine Yıldız'ın buradan yaptığı bir paylaşımda bulunduğu bir yazıda kullandığı “Türkiye Foseptik Millet Meclisi” ifadesi “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına ve 545 milletvekiline hakarette bulunduğu tespit edilmiştir” yorumuyla ele alırken yine Yıldız'ın aynı facebook sayfasında yer alan “İnsanlarımızı Öldürüyorlar” yazısı ve paylaştığı fotoğraf da “örgüt mensubunu övücü mahiyette” değerlendirilerek diğer “suç”lara ekleniyor.

Gazetecilerin açıkça mesleklerinin yargılandığı bu iddianamelerde buna benzer bir çok “örgüt üyeliği ve yöneticiliği”ne ilişkin “suçlar(!)” ve “deliller(!)” ve tabii değerlendirmeler yer alıyor.

“Gazetecilik Mesleği Yargılanıyor”

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye genelinde 20 Aralık 2011 tarihinde “KCK” operasyonu adı altında gerçekleştirilen ve 36'sı tutuklu olmak üzere 44 gazetecinin yargılandığı davanın iddianamesi hazırlandı. Davanın iddianamesinde yer alan suçlamalarla meslek örgütleri gazetecilik mesleğinin yargılandığına dikkat çekerek tepki gösterdi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, hazırlanan iddianameyle gazetecilik mesleğinin yargılandığını ve iddianameye konu olan haberlerden yapılan alıntıların da bunun kanıtı olduğuna dikkat çekerek yaşanan bu duruma sessiz kalınmaması gerektiğini ve konunun uluslararası kamuoyuna taşınacağını belirtti.

Abakay, hazırlanan iddianameye atıfta bulunularak gazetecilik mesleğinin yargılanmakta olduğunu ve hükümetin “Gazetecilik yapma, yapıyorsan, benim emrimde ol” anlayışında olduğunu, bundan sonraki süreçte de gazeteci ve yazarlara karşı bu yönelimin oluşturulacağının bir işareti olduğunu ifade etti. alt

Ayağınızı denk alın, yoksa tutuklanırsınız” anlayışını taşıyan bir iddianame olduğunu belirten Abakay, bu iddianamenin demokratik ülkelerde olmayan Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) yarattığı, darbe dönemlerinin mahkemesi olan yeni adı ile özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) varlığından kaynaklanan bir hukuk içermeyen siyasal metin olduğunu belirtti.

Savcılığın hazırladığı iddianame ile bu iddianameyi kabul eden mahkemenin siyasi bir yaklaşım sergilemekte olduklarını ve bunun sonucu olarak siyasi bir iddianameyi karşılarına koyduklarını belirten Abakay, TMY'nin ortadan kaldırılması için güç birliği yapılması gerektiğini belirterek bundan sonra da bu tarz iddianamelerin daha sık hazırlanacağına dikkat çekti.

Hazırlanan iddianamenin sıradan bir iddianame olarak görülemeyeceğini ifade eden Abakay, bunun mesleki açıdan büyük tehlikeler içerdiğini ve bağlı oldukları uluslararası kurumlar ile bu konuyu görüştüklerini ve Uluslar arası kamuoyu yaratmak için çabaladıklarını belirtti. Türkiye'de çalışan gazeteci ve yazarların, basın özgürlüğüne olan duyarsızlığına da değinen Abakay bazı gazeteci ve yazarların "iktidarın eteklerine yapışarak" mesleklerini yapmaya çalıştıklarına vurgu yaptı.

"Gazetecilik, meslek ahlakını ve ilkelerini değil iktidarı savunan bir gazeteci ve yazar grubu güçlü bir hale gelmiş ise ki Türkiye'de böyle en büyük tehlike de budur.” diyen Abayak, “Türkiye'de bulunan gazeteciler, basın özgürlüğüne ve meslek ilkelerine karşı duyarsız kalmayı tercih ediyorlar. İktidardan yana olmayı içine sindiren kesimler var." dedi.

Hazırlanan iddianameyle “terör”ü şehirde, haberde ve tuvalde arayan bir zihniyetle karşı karşıya olunduğunu vurgulayan Türkiye Gazetecier Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi ise, iddianamenin mesleki bir yargılamayı içermekte olduğunu ifade etti.

İpekçi, iddianamede yer alan bilgilerin asılsızlığına dikkat çekerek “Biz çok iyi biliyoruz ki, bu meslektaşlarımızın hepsi gazetecidir. Hepsi gazetecilik faaliyetinden dolayı yargılanıyorlar. Bu utanç tablosunun sorumlusunu siyasi iktidar kendinden başkasında aramamalıdır. Bir 3. yargı paketini dahi meclis komisyonlarından geçirememiş bir anlayış, bu günkü tablonun sorumlusudur" dedi.

Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü açısından TMY'nin 6. ve 7. maddelerinin kaldırılmasının zorunlulu olduğunu belirten İpekçi "Cezaevindeki bütün meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Biz bu arkadaşlarımızı gazeteci olduklarına tanığız ve gazetecilik faaliyetlerinin 'terör' faaliyeti olarak yorumlanmasını reddediyoruz. Buna karşı şimdiye kadar yürüttüğümüz mücadeleyi arttırarak sürdüreceğiz" dedi.

“Özgürlük Nöbeti”ne Engellemeler

e-Posta Yazdır PDF

altBDP Kadın Meclisi’nin Ankara’da gerçekleştireceği “Özgürlük Nöbeti” nedeniyle polis Kızılay Meydanı ve Güvenpark’ı ablukaya aldı.

BDP Kadın Meclisi’nin Ankara’da PKK Lideri Abdullah Öcalan’a ilişkin olarak yapacağı “Özgürlük Nöbeti”nin Güvenpark’ta yapılmasına izin verilmemesi üzerine polis, Kızılay Meydanı ile Güvenpark’ın girişlerine TOMA yerleştirirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait otobüsler ile bölgeye çok sayıda çevik kuvvet polisi getirildi. Çevik kuvvet polisleri Güvenpark girişine yerleştirildi. Ayrıca polis tarafından Güvenpark’a itfaiye araçları ile ambulanslar da getirildi.

Kadınlar ise 12.30’da duruma ilişkin Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapacaklarını açıkladı.

Diğer yandan birçok il ve ilçe’den Ankara’ya gelmek isteyen kadınların yürüyüşüne izin verilmiyor. Mersin’de aralarında BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın da bulunduğu yüzlerce beyaz tülbentli kadın toplandıkları BDP Akdeniz İlçe binası önünde polis engeliyle karşılaştı. Emniyet yetkilileri otobüslerin otogardan çıkmalarına izin vermeyeceklerini bildirdi. Konu ile ilgili açıklama yapan BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, engellemenin devam etmesi durumunda her yeri eylem alanına çevireceklerini söyledi. Polis BDP binasının çevresini abluka altına alırken, kadınlar oturma eylemine başladı.

Tarsus'tan Mersin'e gelecek olan kadınlar ise ilçe çıkışında polis engeli ile karşılaştı. Kadınların bekleyişi sürüyor.

İzmir’de sabah saatlerinde BDP İzmir İl Başkanlığı önüne gelen BDP İl Kadın Meclisi üyeleri de polis engeline takıldı. Kadınları Ankara'ya götürecek olan 7 otobüse evraklarının inceleneceği gerekçesiyle el konulurken, ilçelerden gelen araçlarda bulunanların kimlikleri de polis tarafından kontrol edildi. Alanda yüzden fazla kadının bekleyişi sürüyor.

Adana'nın Ceyhan İlçesi'nden Ankara'ya doğru yola çıkmak isteyen BDP Kadın Meclisi üyeleri ile Barış Anneleri aktivistleri, Küçükkırım Mahallesi'nde bir araya geldi. Burada 2 otobüse binen kadınlar, Ceyhan gişelerinde polis engeli ile karşılaştı. 2 araca el konulurken kadınlar Ceyhan merkeze döndü.

Adana merkezden yola çıkmak için Şakirpaşa Semti Ova Caddesi'nde bir araya gelen yaklaşık 200 kadının bekleyişi ise sürüyor.

Elazığ'dan Diyarbakır'a "Özgürlük Nöbeti"ne katılmak üzere yola çıkan fakat polis tarafından durdurulan kadınlar karayolunda oturma eylemi başlattı. BDP Kadın Meclisi'nin öncülüğünde Diyarbakır'da düzenlenecek olan "Özgürlük Nöbeti"ne katılmak üzere Elazığ'dan yola çıkan kadınlar Elazığ çıkışında polis tarafından durduruldu. Katılacakları eylemin "Yasak" olduğu iddiasıyla durdurulan kadınlar polis tarafından geri çevrilmek istenirken, buna tepki gösteren yaklaşık 60 kadın Diyarbakır-Elazığ karayolunda oturma eylemi başlattı.

Kaynak: ANF

İHD, Tutuklu Gazeteciler İçin Eylem Yaptı!

e-Posta Yazdır PDF

alt

İnsan Hakları Derneği Cezaevi Komisyonu tarafından her hafta düzenlenen F oturma eylemlerinden biri yine Taksim Tramvay Durağında tutuklu gazeteciler için gerçekleştirildi.

12 Mayıs günü saat 18.00'da Taksim durağında toplanan İHD cezaevi komisyonu “Tecrit Öldürüyor, F tipi Hapishaneler Kapatılsın” pankartı açtılar ve “Hücreler Öldürür Hücreleri Kapatın”, “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın” sloganlarını atılar.

İHD Cezaevi Komisyonu adına basın açıklamasını okuyan Kemal Toraman; Sınır tanımayan gazeteciler örgütünün 2012 yılı raporuna göre Türkiye, İran, Eritre, Çin ve Suriye ile birlikte en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkeler sıralamasında ilk 5'te yer aldığını söyledi. Toraman bugün ise 107 gazetecinin hapishane duvarları arkasında olduğunu hatırlatarak, tutuklanan gazetecilerin, halkın doğru haber alma hakkına, basın özgürlüğüne sahip çıktıları için cezaevinde olduklarının altını çizdi.

Toraman; “Onlarca gazetecinin işlerine muhalif düşüncelerinden ötürü son verilmiş durumda. Gazeteciler, sansür baskısı, davalar ve para cezaları, tutuklanma ve işsiz kalma tehdidi altında mesleklerini sürdürmeye çalışıyorlar” dedi.

Sayfa 5 / 238