Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa

Güncel

Şerzan Kurt Dijî Şehid Namirin

e-Posta Yazdır PDF

altPolis kurşunuyla yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şerzan Kurt için HDK İstanbul Gençliği üyeleri ve Barış Anneleri tarafından meşaleli yürüyüş yapıldı. Yürüyüşte Şerzan'ın ağzından Kürtçe ve Türkçe olarak yapılan açıklamada, "İsmim Şerzan Kurt. 21 yaşındayım.Kürt olmam katlime vacip görülmem için yetti. Ve size hep 21 yaşımdan anlatacağım. Muğla'da Eskişehir'e taşıdılar davamı. Taşırken adaleti tozlu raflarda unuttular" denildi.

altaltMuğla'da 12 Mayıs 2010 tarihinde polis tarafından vurulan ve daha sonra kaldırıldığı İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamını yitiren Şerzan Kurt'u anmak ve sorumlularından hesap sorulmasını istemek için HDK İstanbul Gençliği tarafından İstiklal Caddesi'nde meşaleli yürüyüş düzenlendi. Yüzlerce HDK Genliği üyesinin yanı sıra Barış Anneleri ve İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel'in de katıldığı yürüyüş Galatasaray Lisesi önünde başladı. "Şerzan Kurt Dijî Şehid Namirin" pankartı ve Şerzan Kurt'un fotoğrafları ile "Şerzan Kurt ölümsüzdür" dövizlerini açan yüzlerce kişi meşaleler yakarak, Taksim Meydanı'na yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık "Şehid Namirin", "Kürdistan Faşizme Mezar Olacak", "Yaşasın Halkların Kardeşliği", "Gözaltılar Tutuklamalar Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Kürdistan Goristan Jipo Faşistan" sloganları atıldı. Yürüyüşçülerin polis ablukasına alınarak, yürütülmesi dikkat çekerken, "Biji Serok Apo" ve "Hernepeş" marşısın söylenmesi üzerine polisler, müdahale ederiz, uyarısında bulundu. Daha sonra yürüyüş devam etti. Yürüyüşün ardından Kürtçe ve Türkçe açıklama yapıldı.

HDK İstanbul Gençliği adına yapılan ortak açıklamada, Şerzan Kurt'un ağzından şu cümleler dile getirildi: "İsmim Şerzan Kurt. 21 yaşındayım. Muğla Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencisiyim. Birçoğunuz ismimi uğradığım faşist saldırı sonucu hayatımı kaybetmem ile duydu. Kürt olmam katlime vacip görülmem için yetti. İsmim Şerzan Kurt. 21 yaşındayım. Ve size hep 21 yaşımdan anlatacağım. 17 yaşındaki Erdal Eren'in yaşını bir gecede büyüterek, astılar. Beni sokak ortasında devletin kurşunuyla, devlet adına vurdular. Muğla Emniyet Teşkilatı'nda görevli, 'derin' lakabıyla anılan polis Gültekin Şahin'dir katilim. Şimdi mahkeme kapılarında adaletin kırıntılarına bile rastlayamıyorum. Muğla'da Eskişehir'e taşıdılar davamı. Taşırken adaleti tozlu raflarda unuttular."

Yapılan ortak açıklamanın ardından Milletvekili Levent Tüzel de kısa bir konuşma yaptı. Tüzel, Şerzan'ın hesabını sormak için yürüyüş yaptıklarını belirterek, "Şerzan Kurt, demokratik hakkını kullanırken katledildi. 2 yıl geçti üzerinden adalet tecelli etmedi. Şerzan'ın demokratik eyleme katılması suç olarak görüldü. Bu kafa devlete egemen bir kafadır. Ülkemizde, tekçilik, despotluk ve Hitler'i aratmayacak işler ve açıklamalar yapılmaktadır. Bunlar çözüm değildir. Ülkemizin demokratikleşmesi için tek çözüm yolu barıştır. Hükümetin ve devletin yapması gereken budur. Demokratik bir ülke istiyoruz ve katillerin cezalandırılmasını" diye konuştu. Tüzel'in açıklamasının ardından eylem sonlandırıldı.

Kaynak: ANF

“Devlet Kendi Suçunu Kapatmaya Çalışıyor”

e-Posta Yazdır PDF

17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası'nda, kayıpların bulunması ve sorumluların yargılanması istemiyle etkinlikler ve eylemler yapılmaya başlandı.altaltaltaltaltalt

Kayıpların bulunması ve sorumluların yargılanması için Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite Türkiye Seksiyonu da bugün (17 Mayıs) Galatasaray Meydanı'nda gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarıyla bir basın açıklaması gerçekleştirerek kayıpların bulunmasını, sorumluların cezalandırılmasını isteyerek, kayıpların faillerinden olan Mehmet Ağar'a verilen 2 yıllık cezayı protesto etti.

Eylemde gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının bulunduğu bir pankart açılarak kayıp yakınları tarafından “Kaybedenler Kaybedecek”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller Hesap Verecek”, “Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak”, “Hasan Ocak Katili Kontrgerilla Devleti”, “Hasan Ocak Yaşıyor Komutana Bin Selam”, “Kayıpları Unutma Unutturma” sloganları atıldı.

Kayıp yakınları bugün yaptıkları eylemde son günlerde burjuva basında yer alan Ergenekon davasında gündeme gelen gizli tanık beyanlarına değinerek Gazi Katliamını Hasan Ocak ve MLKP'nin bildiği ancak engellemediği iddialarının devletin kendi sucunu örtme çabası olarak değerlendirdi.

ICAD adına konuşan Ayşe Yılmaz, gizli tanıklara ifadeler verdirilerek Hasan Ocak şahsında kayıplar mücadelesinin yok sayılmaya çalışıldığını ve bunun Kayıplar Haftası'nın öncesinde kayıplara karşı yürütülen onurlu mücadeleyi karartmak amacıyla devletin yeni bir girişimi olduğunu belirtti.

21 Mart 1995'te gözaltına alınan, ailesi ve arkadaşları tarafından sorulduğunda polisin “Bizde yok” dediği Hasan Ocak'ın 58 gün sonra, parmak izini almak için ellerinin boyalı olduğu, ayakkabı bağlarının, kemerinin ve kolundaki saatinin olmadığı ve derin işkence izlerinin olduğu cansız bedeninin bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, devletin gözaltında kayıplara karşı cezasızlık politikasını sürdürdüğünü ve “Bin operasyon yaptım” diyen 3 bin köyü yakıp boşaltan, binlerce faili meçhul, yüzlerce insanın gözaltında kaybedilmesinden sorumla olan Mehmet Ağar'a 5 yıl ceza verilip kendisinin istediği otel konforundaki bir cezaevinde 2 yıl kalacağına dikkat çekti.Yılmaz kayıpların bulunması için Hasan Ocak'ın gözaltında kaybedilmesiyle mücadeleye başlandığını ve bu mücadelenin devam edeceğini ifade etti.

Eylemde Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak, devletin 17 yıldır taleplerini görmezden geldiğini, Ergenekon davasıyla gizli tanık ifadelerinin gündeme getirildiğini hatırlatarak yalan beyanlarla kayıpların üzerinin örtülmeye çalışıldığını, hilelerle insanların vicdanlarının karartılmaya, toplumun kandırılmaya çalışıldığını ve buna karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

Hüseyin Toraman'ın annesi Hatice Toraman ise 20 yıldır oğlunu aradığını, bir mezarının bile olmadığını hatırlatarak, Hüseyin Toraman'ın gözaltına alındığına şahitlik yapmak isteyenlerin tehdit edildiklerini açıkladı ve "Oğlumu nereye attılar? 20 senedir arıyorum. Bu katil devlet kulaklarını kapatmış, duymak istemiyor. Benim oğlum Demirel zamanında kayboldu, Mehmet Ağar da görevdeydi, Mehmet Ağar suçludur, baş katildir.” dedi.

Mehmet Ağar'a verilen cezaya tepki gösteren Toraman “Ama adama o kadar güzel göstermelik ceza verdiler ki... O benim oğlum gibi nicelerinin canına kıydı. Şimdi onu besleyecekler. İnsan öldüren insan 2 sene mi cezasını çekiyor. Bu adaletsiz devlete senelerce kin kusuyorum, nefret ediyorum.” dedi.

Devlet yetkilileri ve Başbakan'ın adaletten bahsetmelerine de tepkisini dile getiren Toraman “Bu devlet katilleri niye bulmuyor. Katil devlet” diyerek sözlerini tamamladı.

Eyleme ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Rıdvan Karakoç'un ağabeyi YAKAY-DER Başkanı Hasan Karakoç, Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır da katıldı.

"1000=2 Adaletiniz Bu mu?"

e-Posta Yazdır PDF

altaltaltaltaltaltaltaltaltaltalt

17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası'nın ilk gününde İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve kayıp yakınları, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde yaptıkları eylemle 17-31 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Kayıplar Haftası'nın ilk eylemini gerçekleştirdi. İnsan hakları savunucuları ve kayıp yakınları “Devlet adına bin gizli operasyon yaptım” diyen Mehmet Ağar'a 2 yıl hapis cezası verilmesine ilişkin olarak bu haftanın başlığını “1000=2 Adaletiniz Bu mu?” olarak belirledi ve Çağlayan Adalet Sarayı önüne temsili olarak bir terazi diyerek 1000 operasyon yapmakla övünen bir dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar'a 2 yıl hapis cezası verilmesini protesto ettiler.

17 Mayıs günü saat 13.30'da, devletin, Avrupa'nın En Büyük Adalet Sarayı olmasıyla övündüğü Çağlayan Adliyesi önüne bir teraziyle birlikte geldiler. Terazinin bir kefesine üzerinde kayıpların resimlerinin bulunduğu ve üzerinde Mehmet Ağar'ın “1000 Operasyon yaptım” sözlerinin yazılı olduğu bir kutu, diğer gözüne ise Ağar'ın aldığı iki yıllık cezayı temsilen 2 adet kiloluk konuldu. “Bizler 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası'nda devletin Avrupa'nın en büyük adalet sarayı olarak övündüğü burada, bir dönem gözaltına alınan, işkencelerden geçirilen ve katledilen kayıplarımızdan sorumlu olan Mehmet Ağar'a 2 yıl ceza verilmesini protesto ediyoruz” denildi.

Eylemde kayıp yakınları Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır, Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, Kenan Bilgin’in ağabeyi İrfan Bilgin, Yusuf Erişti’nin kardeşi Zehra Erişti Ahmet Kaya’nın akrabası Emine Kaya , Kasım Alpsoy’un eşi Erdoğan Alpsoy söz alarak yakınlarını bulabilmek ve sorumluların cezalandırılması için verdikleri mücadeleyi aktardılar.

İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına da Hasan Ocak'ın kızkardeşi Maside Ocak konuştu. İstanbul Adalet Sarayı’nın Avrupa'nın en büyük adalet sarayı olduğunu fakat ülkede adaletsizlik, hukuksuzluk büyüdükçe adalet saraylarının büyüdüğünü söyledi. Kayıp yakınları olarak evlatlarını kaybedenlerin yargılanmasını engelleyen, cezalandırılmasını önleyen bir yasal düzenlemelerin varlığını vurgulayan Ocak, hukukun üstünlüğünün, devlet adına güç kullananların hesap verebilir olmasını sağlaması gerektiğini belirterek kayıplarının faillerinin cezasızlık zırhıyla korunduğunu, yargılanmalarının kaçınılmaz bir noktaya gelmesi halinde ise ödül gibi cezalar verildiğini hatırlattı.

17 yıldır kayıp yakınlarının Mehmet Ağar'ın yargılanması için mücadele verdiğini belirten Ocak “İnsanları öldüren mekanizmanın kurucusu, emir vericisi olduğu mahkemece tespit edilen Ağar'ın 2 yıl, bir F tipi cezaevinde değil kendi seçtiği bir cezaevinde kalacağına dikkat çekti.

Kayıp yakınları evletin adaletinin olmadığını bir kez daha gördüklerini belirterek devletin “gizli tanık”lar bularak bu olayların üstünü örtme çabasını da protesto ettiklerini ve kayıp olan yakınları bulununcaya kadar bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerini ifade ettiler.

İnsan hakları savunucuları ve kayıp yakınları “Hukuksuzluktaki ısrarınız bizi yıldıramayacak Ağar Kayıplarımız Nerede?” diye sormak için 27 Mayıs 2012 tarihinde Aydın Yenipazar Cezaevi önünde olacaklarını açıklayarak eylemi sonlandırdılar.

 

 

 

Evlilik Okulu Vukuatı!..

e-Posta Yazdır PDF

Hükümetin kadınların haklarına ve toplumdaki yerine ilişkin tutumu sürekli tepkilere neden olurken her uygulaması ayrı bir tartışma konusu haline geliyor.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın yerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın getirilmesinin ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin evlilik okullarını hükümet politikası haline getireceklerini belirtmişti. Pilot bölgelerde uygulamaya konan Evlilik okulu projesi kapsamında Kütahya’da 3 günlük bir kurs verildi. Verilen kursla da kadına bakış açısı bir kez daha ortaya konmuş oldu.

Kütahya’da Evlilik Okulları Projesi kapsamında düzenlenen 3 günlük kursta kadının çalışmasının aile bütçesine zarar verdiği, nikahsız yaşamanın kadını soysuzlaştırdığı, feministlerin kadın haklarını savunarak kadınlara zulmettiği şeklindeki ifadeler dikkat çekti.alt

Evlilik okulları illerin boşanma başvuru oranları değerlendirilerek açılıyor.

Kütahya Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün birlikte başlattığı Evlilik Okulu Projesi kapsamındaki 3 günük kurs 8 Mayıs'ta başladı. Evlilik Okulu'nda 3 günlük eğitim sonrası okulu tamamlayan evli, nişanlı çiftlere sertifika verildi.

Kursun ilk gününde “Evilikte Doğru İletişim, Evlilikte Çatışma ve Çözüm Yolları” başlığı altında yapılan oturumda Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürü Uğur Alıç boşanmaya ilişkin istatistiklere değindi. Ailenin kutsal olduğu ve bir arada olması gerektiği belirtilen oturumda evlilikte kadının çalışma hayatına girmemesi gerektiğini vurgusu dikkat çekiciydi. “Kadının çalışması durumunda, dışarıdan yemek yiyen ailenin toplam gelirinde 1.200 TL zarar tespit edildiği” ifadesi yer aldı. Bu bilginin neye göre tespit edildiği ise belirsiz.

Kursun oturumunda ise cinsellik konusu işlendi Yalnız oturum başlamadan önce çiftler, kadın ve erkek olmak üzere iki gruba ayrıldılar. Kadınlara AÇSAP Merkezinden Ebe Canan Tarık, erkeklere ise İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Memuru Ünal Türe tarafından cinsellik eğitimi verildi.

Slaytlar üzerinden verilen cinsellik eğitimi kadınlara ve erkeklere kadın anatomisi üzerinden anlatılırken kadınlar grubundaki eğitim sırasında cinsel birliktelik yaşının düşmesi ve üniversite öğrencilerinde evlilik öncesi birliktelik oranının fazla olmasının üzerinde durularak kınanması dikkat çekiciydi.

Canan Tarık'ın yapılan istatistiklere değinerek erkeklere yapılan anket sonrası kızlık zarına verilen önemin yüzde 44 olduğunu açıklamasının ardından evlenmemiş kadınları uyardı.

Evlilik okulunun ikinci gününde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmeni M. Emin Bakırdemir, “Eşler Arası Rol Paylaşımı Evilik Ve Aile Hayatı”başlığı altındaki sunumunu yaptı. Anlatımda babanın annenin “sevgi” kaynağı, babanın ise “otorite” kaynağı olması gerektiği ileri sürülürken, ailenin önemi vurgulanarak eşlerin üstlerine düşeni yapmaları halinde boşanmanın önlenebileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

İl Müftülüğünden Vaiz Mustafa Karayel ise “Evlik Hayatının Dini Boyutu” başlığı altında eğitim verdi. Dinen nikahsız birlikteliğin uygun olmadığını ve nikahın Allah'ın emri olduğunu belirten Karayel nikahsız yaşamanın ise kadınları soysuzlaştırdığı ve ahlaksızlaştırdığı iddiasıyla dikkat çekti. Ayrıca feministlerin kadın hakları savunuculuğu yaparak kadınlara zulüm ettikleri iddiasında bulundu. Karayel dinen ideal kadın tanımlaması yaparak hadislerden örnekler verdi.

Kursun üçüncü gününde ise Evlilik Danışma Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Rumeysa Günay İnanç, katılan çiftlere değerlendirme sonucu sertifikalarını verdi. Türkiye çapında bu okulları yaygınlaştırarak, sorunsuz evlilikler yaratmak istedikleri iddiasında bulunan İnanç Kütahya’da kursların devam edeceğini ve bu sertifikaların derecelere göre sürekli eğitimle verilmeye devam edileceğini belirtti.

 

Zimane Kurdi Li Gele Me Piroz Be…

e-Posta Yazdır PDF

alt15 Mayıs Kürt dili bayramında Kürdi-Der bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Saat 13.00’te Konak Pier önünde toplanılarak eski Sümerbank önüne yüründü. Kitle “Roja Ziman Piroz Be, Kürdi-Der/İzmir Şubesi” pankartları arkasında kortej oluşturarak yürüyüşe geçti.

“Be Ziman Jiyan Nabe”, “Zimane Me Rumete Meye” sloganları atılırken “Zimane Dayike Wek Şire Dayike Helal e”, “Ziman Rumet Azadi”, “Zimane Kürdi Etsene, Rumete Ma Yo” vb. İngilizce, Arapça, Rusça, Süryanice, Emenice dillerinde dövizler taşındı.

altEski Sümerbank önüne gelindiğinde Kürdi-Der adına Mamoste Mustafa Borak basın metnini okudu. Basın metni sadece Kürtçe okundu. Okunan metinde şunlara değinildi;

Gele Kurd ji peyama hemu dilsozi, dilşewati u evindariya zimen a tekoşer u zimanzane Kurd, Celadet Eli Bedirxan weki şireta bav u bapiran pejirandiye u loma ji 15’e Gulane roja çapkirin u weşindina Kovara Haware weki cejna zimane Kurdi ilan kiriye. Bi salan e ve cejne bi şahiyan cur be cur piroz dike…

Bila hemu cihan bizanibe ku ev listikan bi tevahi hewldanen ewigandin u xapandina gele Kurd in.

Bi van hest u ramanan em dibejin; 15’e Gulane roja cejna zimane Kurdi li gele me piroz be”.

Okunan basın metnin ardından eylem sloganlarla bitti.

Mücadele Birliği/İzmir

Sayfa 3 / 238