Bundan tam 11 yıl önce “Hayata Dönüş” diyerek 20 cezaevine vahşice saldırıldı. Aradan 11 yıl geçmiş olsa da sermaye devletinin vahşice saldırısını unutmadık ve unutturmayacağız.
Mücadele Birliği Platformu olarak 19 Aralık Pazartesi günü saat 17.00’de Konak Pier önünde toplandık, meşaleli yürüyüşe başlamadan önce ajitasyon konuşmaları yapıldı. Kitlelere “Zindanlara yapılan saldırılar devrimci komünistleri yıldırmadı yıldıramayacak da. 2000 yılında yapılan katliamla devrimi engelleyeceğini düşünen sermaye devleti, bugün işçileri, emekçilerin, gençliğin ve ezilen Kürt halkının yükselen mücadelesi içinde aciz kalmıştı. Faşist devlet katliamlarla devrimi durduracağını sanıyor, ama yanılıyor; hiçbir şey devrimin gelişini akışını durduramayacak” denildi.
“19 Aralık Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız/Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük/Mücadele Birliği” pankartı ve meşalelerle yürürken yol boyunca “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “19 Aralık’ı Unutmadık Unutturmayacağız”, “Yaşasın Devrim ve Sosyalizm”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mazlum Doğan, Sema Yüce, Yaşıyor”, Y”aşasın Kürt-Türk Halklarının Mücadele Birliği”, “Murat Ördekçi, Sibel Sürücü, Aysun Bozdoğan Yaşıyor”, “Devrim Savaşçıları Ölümsüzüdür”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak” sloganları atıldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi önüne gelindiğinde ajitasyonlarla kitlelere 19 Aralık katliamı hatırlatıldı, anlatıldı. Yoldan geçenlerden sloganlara eşlik edenler, eyleme katılanlar oldu. Ajitasyon konuşmalarından sonra 19 Aralık Katliamında zindanlarda savaşarak ölümsüzleşenler, Ölüm Orucunda ölümsüzleşenler ve devrim için ezilen halklar için mücadele eden devrim savaşçıları adına saygı duruşuna geçildi. Ardından ölümsüzleşen tutsakların isimleri okundu ve basın açıklaması okundu. Basın açıklamasında:
“Bundan 11 yıl önce devlet güçleri devrimci tutsakları teslim almak için 20 ayrı cezaevinde eşgüdümlü olarak saldırı başlattı. 4 gün süren bu zindan savaşlarında 28 devrimci tutsak katledildi. Devrimci tutsaklar hücre tipi cezaevi denilen F tipi zindanlara zorla konuldular. Ölüm oruçlarında ve yapılan operasyonda 122 tutsak ölümsüzleşti, 600'den fazla tutsak sakat kaldı.
Neden sermaye devlet böyle bir operasyon yapma ihtiyacı duymuştu? Sermaye devleti operasyon için ortaya koyduğu gerekçeler aradan geçen 11 yıl zarfında yalanlardan, sahte bahanelerden oluştuğu gerek mahkemelerde devam eden duruşmalarda gerek bizzat devrimci tutsaklar tarafından ortaya konuldu.
Bunlar zindan savaşlarının görünen nedenleriydi. Peki ya gerçek nedenler? 1998 ve 1999 yılları dünyada ve yaşadığımız topraklarda büyük altüst oluşların yaşandığı yıllardı. Dünya 1998 ekonomik krizinin etkileriyle bir dizi ayaklanmayla sarsılırken ülkelerimizde ise emekçilerin ve Kürt halkının mücadelesinin hızla devam ettiği yıllardı. 10 yıldır süren iç savaşta kesin bir galibiyet sağlayamayan burjuvazi 1999 Kasım krizi'nde fırsat bilip emekçilere yönelik başlattığı saldırılarda emekçilerin genel grev ve yaygın kitle eylemleriyle yanıt bulmuştu. Yine o dönemde başlayan ÖO ve AG leriyle ve tutsak yakınları her gün sokaklarda mücadeleyi yükseltiyordu. O günün başbakanı Ecevit bu cezaevi katliamının grçek nedenini şu cümlelerle açıklamıştı: 'İçeriyi teslim almadan dışarıyı teslim alamayız' O günlerde sorulan operasyon bahanelerinin sahteliği ile ilgili sorulara 'Önemli olan neticedir, biz neticemizi aldık' diye yanıt veriyordu.
Bu sınıfsal bakış açısıyla hareket eden burjuvazi operasyon için 2 yıl boyunca maketler üzerinde hazırlandı. Cezaevlerine operasyon hazırlığı yapmış binlerce askeri özel yetiştirilmiş işkenceci katilleri ile helikopterleri, buldozerleriyle cezaevlerindeki devrimci tutsaklara saldırdı. Topluma açık bir mesaj vermek ve toplumsal güçleri sindirmek için vahşi katliamlarını günlerce televizyonlarda gösterdiler. Burjuva basın en iğrenç yalanlarla devrimci tutsaklara saldırıldı.
Cezaevi operasyonu ve F tipi zindanlar burjuvazi için bir başarı mıydı? Hayır değildi. Devrimci tutsaklar bu saldırılara önce zindan savaşlarıyla sonra götürüldükleri F tiplerinde ölüm orucu eylemleriyle yanıt verdiler. Böylece örgüt baskısı değil, devrimci tutukluların irade ve bilinçleriyle bu eylemi gerçekleştirdiklerini herkese gösterdiler. Devrimci tutsaklar teslim alma politikaları tutsaklar tarafından daha ilk adımda boşa çıkartılmış oldu. Ölüm orucu eylemleri ise devrimci tutsakların ölümü de yenen iradeleri ve kararlılıkları ile halkların bilincinde ve yüreklerinde kazanılan bir zafere dönüştü.
Sermaye sınıfı bugün de saldırılarına devam ediyor. Tutsaklar tek kişilik hücrelerde kimseyle görüştürülmeden ve havalandırma kapıları açılmadan tutulmakta, sürgün sevkler, işkenceler, fiziki saldırıların yanında disiplin cezaları, mektup görüş yasakları ile sürekli baskı altında tutulmaya çalışılmaktalar. Devrimci tutsaklar bu konuda üstlerine düşeni yapmışlar ve boyun eğmemişlerdir.
19Aaralık zindan savaşları bir daha gösterdi ki sermaye sınıfı iktidarını devam ettirebilmek için uygulamayacağı vahşet yapamayacağı katliam yoktur. Sermaye sınıfının bu sınıf bilincine karşılık işçi sınıfı da sınıf bilinciyle kendi öncüleri olan devrimci tutsaklara sahip çıkıp, devrimci tutsakları özgürleştirme hedefiyle hareket etmezlerse kendi kurtuluşlarını da gerçekleştiremeyeceklerdir.
İşçi ve emekçiler 19-22 Aralık zindan savaşlarını unutmayacaklar. Zindan savaşlarında ve ölüm orucu eyleminde ölümsüzleşen 122 canımızın ortak ideali olan devrim mücadelesini iktidarla taçlandırarak onlara verdiğimiz sözü yerine getireceğiz” denildi
Okunan basın metni ardından İBB önünden sloganlarla ajitasyonlarla köprüye yüründü. Son olarak “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük” sloganıyla zindanlarda bulunan komünistlere, devrimcilere selam gönderilirken, sermayenin uykularını kaçıran ve devim programının özeti gibi olan “Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak” sloganıyla eylem sona erdirildi.
Mücadele Birliği Platformu/İzmir









