Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Fidel Castro İki Venezuela

İki Venezuela

Dünkü yazımda imparatorluk ile müttefik olan Venezuela’dan bahsetmiştim. Posada Carriles ve Orlando Bosch’un Küba Havayollarına bağlı bir yolcu uçağına karşı yaptıkları terör saldırısını anlatmıştım. Bu saldırı sırasında uçaktaki tüm yolcular patlama sonrasında ölmüştü. Özellikle vurguladığım gibi Guadalajara’da yapılan Pan Amerikan Oyunları kapsamında düzenlenen Orta Amerika ve Karayipler Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış Küba genç eskrim takımı da uçakta bulunuyordu.

Bu dönemdeki Venezuela, edebiyatçı ve siyasetçi Rómulo Gallegos ve Andrés Eloy Blanco’nun Venezuelası değildi. Küba Devriminin yeminli düşmanı, hain ve imparatorluk işbirlikçisi Rómulo Betancourt’un Venezuelasıydı. Miami'yi saymazsak o dönemde ABD’nin petrol deposu haline gelmiş olan Venezuela Küba karşıtı terör saldırılarının merkezi haline gelmişti. Bu dönem, Domuzlar Körfezi macerasının, halkımıza karşı uygulanan vahşice ablukanın ve terör saldırılarının dönemidir. Hepimizin de bildiği gibi bu karanlık dönem Hugo Chávez’in devlet başkanı seçildiğinde görevi devraldığı Rafael Caldera’nın titreyen ellerini avucuna aldığında sona erdi.

Küba Devriminin üzerinden 40 yıl, Venezuela’nın petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarının ABD tarafından yağmalanmasına başlanmasının üzerinden 100 yıl geçmişti.

Bu acı dolu dönemde binlerce Venezuelalı ABD ve Avrupa savaş gemilerinin gölgesinde kurulan umursamazlık ve sefalet rejiminde can verdi!

Ama ne mutlu ki başka bir Venezuela var artık! Ne mutlu ki Bolivar, Miranda ve Sucre örneklerinde görüldüğü gibi yıllar boyunca süren saldırı ve ablukalara direnen ve yurdumuz olan Latin Amerika’nın büyüklüğünü görebilen muhteşem düşünür ve liderlerimiz var!

Bağımsızlığımız için şehit düşmeden önce önderimiz Jose Marti’nin dediği gibi: “Antiller bölgesinde yayılmakta olan bağımsızlıkçı rüzgârı kesmek isteyen ABD’nin Küba’ya bütün gücüyle saldırarak bağımsızlığını engellemeye çalışması manidardır.”

Bugün benzer günleri Hugo Chavez yaşamakta, Simon Bolivar’ın ne yapmak istediğini belki de en iyi anlayan kişi olarak Latin Amerika ve Karayipleri bütünleştirmeye çalışıyor. Atasözündeki gibi... “Bolivar aramızda, daha yapacak çok işi var!”

Dün ve bugün onunla uzunca konuştum. Ona artık kalan enerjimle daha iyi ve daha adil bir dünya için samimice yaptığım çalışmaları anlattım.

İmparatorluk artık kesin ölümcül bir hastalığın emarelerini tüm açıklığıyla gösterirken Bolivarcı liderle düşlediğimiz dönemler hakkında konuşmak çok zor.

İnsanlığı geri dönülmez bir felaketten kurtarmak, bugün yakın geçmişte olduğu gibi vasat bir başkanın aptallığından veya gittikçe pekiştirdikleri imparatorluk askeri sanayi iktidarlarının sahibi komutanların pençesinden kurtarmak.

Bu hedefi, küresel ekonomide ve teknolojide kapladıkları yer gittikçe artan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde kalıcı üye olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ile Üçüncü Dünya yani Asya, Afrika ve Latin Amerika halkları birlikte başarabilir. Kendi mâli oligarşileri tarafından sömürülen gelişmiş ülkelerin halkları da insanlığın kurtuluş mücadelesinde rollerini oynamaya başlıyor.

Bu sırada Venezuela’nın Bolivarcı halkı örgütleniyor ve iktidarı geri almak için güç toplayan oligarşiye karşı hazırlanıyor.

Olağanüstü gelişmiş eğitim, kültür seviyesi ile muazzam enerji ve doğal kaynaklara sahip olan Venezuela, dünya halkları için bir devrimci örnek olma yolunda.

Venezuela Ordusunun saflarından gelmiş olan Chavez çok planlı ve yorulmak nedir bilmiyor. İlk kez Küba’ya geldiğinden bu yana onu 17 yıldır tanıyorum. Çok insancıl birisi ve kimseden intikam alma peşinde koşmuyor. Ülkedeki en unutulmuş ve aşağılanmış kişiler hayallerindeki sosyal adaleti getirdiği için ona müteşekkir.

Ona şunu söyledim; "Çok açık bir şekilde görüyorum Hugo, Bolivarcı Devrim çok kısa bir sürede çok sayıda iş olanağı yaratabilir. Sadece Venezuelalılar için değil çalışkan bir halk olan Kolombiyalı kardeşleri için de. Unutulmayalım ki bugün %40’ı yoksulluk içinde yaşayan bu halk geçmişte Amerika’nın bağımsızlığı için Venezuelalı kardeşleriyle omuz omuza çarpıştı."

Bu ve diğer konularda artık Venezuela’nın simgesi haline gelmiş olan liderle konuşma onuruna ulaştım.

 

Fidel Castro Ruz

18 Ekim 2011/22:15