Monday, May 21st

Güncelleme:06:11:03 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Fidel Castro Çelikten İrade-2

Çelikten İrade-2

(2. ve son kısım)

1976 yılında Küba’ya karşı en ciddi terör eylemi gerçekleşti. Barbados’dan kalkan Küba Havayollarına ait yolcu uçağı 73 yolcu ve özveriyle görevlerini yapan pilotlar ve kabin görevlileri hayatlarını kaybettiler. Uçakta Orta Amerika ve Karayipler Eskrim Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış olan Kübalı genç sporcular ile Küba’dan ve başka ülkelerden yolcular vardı. Terör olayını lanetlemek ve bu insanlarla son kez vedalaşmak için Devrim Meydanını dolduran halk kitleleri o güne kadar gördüğüm en olağanüstü görüntüydü. İnsanların yüzlerindeki acı hala silinemez düzeyde. Belki hiçbir ABD lideri onların yüzlerindeki acıyı göremedi. Belki de terörizme karşı neden bu şekilde kahramanca mücadele ettiğimizi öğrenmek için bu tür görüntüler basın kurumlarında yayınlanmalı.

Küba’da karşı-devrimci faaliyetlere başlamak için talimat verildiğinde Bush ABD gizli servislerinde önemli bir kişi konumundaydı. CIA Florida’daki yapılanmasıyla bölgedeki en önemli askeri üssü kurmuş oldu. Burası Küba rejimine karşı her türlü saldırının kaynağı haline geldi. Saldırılar arasında Devrimin önderlerine karşı suikast girişimleri de vardı. Ancak Domuzlar Körfezi örneğinde de görüldüğü gibi Küba halkı düşmana karşı kanının son damlasına kadar savaşacağını gösterdi. Devrime karşı yapılan saldırıların başarısız olması ve Küba’nın zaferi hem ABD hem de Kübalıların hayatlarını kurtarmıştır. Bush bunu hiç anlamadı.

Barbados vahşeti Bush CIA’nin başındayken yaşandı, olayın sorumluluğu Başkan Gerald Ford’da olduğu kadar onun da omuzlarındadır.

1976 yılının Haziran ayında Dominik Cumhuriyeti’nin Bonao kentinde CIA Başkan Yardımcısı: Vernon Walters’ın himayesinde Birleşik Devrimci Örgütler Koordinasyon toplantısı yapıldı. İsme dikkatinizi çekerim; “Birleşik Devrimci Örgütler”.

Bu dönemde aktif olan Orlando Bosch ve Posada Carriles bu örgütün liderleri konumuna yükseldiler. Böylelikle Küba’ya yönelik bir dizi terör saldırısı başlamış oldu. 6 Ekim 1976 günü Orlando Bosch ve Posada Carriles havadaki Küba Havayolları uçağına karşı bizzat kendileri sabotaj eyleminde bulundular.

Yetkililer olayda adı geçen kişiler yakalanarak Venezuela’ya gönderildi.

Skandal o kadar büyük çaptaydı ki o yıllarda ABD müttefiki olan ve bu ülkenin suçlarına ortak olan Venezuela bile sanıkları mahkemeye çıkartmak zorunda kaldı.

Temmuz 1979’da Sandinista Devrimi zafer kazandı. Nikaragua’da ABD tarafından derhal bir kirli savaş başlatıldı. Reagan ABD Başkanı oldu.

Gerald Ford, Nixon’un yerine geldiği zaman daha önce skandallar sonucu açığa çıkan ABD yetkililerinin yabancı liderlere suikast düzenlenmesi yasaklandı. ABD Kongresi ise Nikaragua’daki kirli savaşa desteğini kesti. Posada Carriles’e ihtiyaç duyuluyordu. Küba-Amerika Ulusal Derneği aracılığıyla CIA, Carriles’i hapishane yönetimine verilen rüşvetler sayesinde kaçırdı. Derhal El Salvador’daki Ilopango’ya getirilen Carriles görevine başladı. Yeni görevinde Nikaragua’daki karşı devrimci Kontralara silah sağlayarak binlerce devrimcinin ölüme sebep olurken bir yandan da CIA ile işbirliği içinde uyuşturucu ticareti yapıyordu.

Yerimiz sınırlı olduğundan dolayı acımasız tarihimizle ilgili çok sayıda ayrıntıyı atlayacağım.

ABD Hükümeti tarafından ev sahipliği yapılan Nobel Ödülünün neden Küba’nın terörist bir ülke olduğuna dair aptalca bir fikri yineleyip durduğunu anlayamıyoruz. ABD Hükümeti tam tersine bu küçük ada ülkesini abluka altına almış, 4 Kübalı anti-teröristi hapse atıp insanlık dışı koşullarda tutmaktadır. Rene’nin evine ve ailesine dönmesi, ABD Silahlı Kuvvetleri için ne gibi bir tehdit unsuru olabilir?

9 Ekim günü Rene kahraman Küba halkına hitap ederken “Fidel ve Raul’a mesaj” adlı bir konuşma kaydı daha yaptı. Küba Meclis Başkanı Ricardo Alarcon’un da önerisiyle Florida Federal Mahkemesinin kararı açıklanmadan bu mesaj yayınlanmadı.

Bu aşama geçildiği için Küba halkına artık rahatlıkla onurlu bir şekilde çelik gibi bir irade sergileyen kahramanlarımızın mesajını sunabilirim:

Sevgili komutanım

Öncelikle sizi kucaklarım, bize gösterdiğiniz destek için tüm Küba ulusunu ayağa kaldırdığınız, uluslararası dayanışma hareketini yarattığınız için ama en çok da son 13 yıl boyunca takip edebileceğimiz bir öncü ve örnek olduğunuz için teşekkürler.

Bizim için bu görev sizin yaptığınız her şeyin bir devamı niteliğindeydi. Sizin neslinizin Küba halkı ve insanlık için yaptıklarının bir devamı.

Bu mesajı size göndermek beni çok mutlu ediyor, geçici de olsa bir kucaklaşma göndermek beni sevindiriyor. Ancak düşmanlar gerçekten kucaklaşmamızı ne kadar engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar başarısız olacaklar. Siz söz verdiğiniz için Küba Beşlisinin geri döneceğini düşünüyorum. Sözünüzün dışında Küba halkı ortaya koyduğu enerjiyle insanlığın iyiliği için kavga etmeye devam ediyor.

Küba halkına ilham veren davana hizmet ediyor olmak bizim için büyük bir onurdur. Senin ve Raul’un açtığı yolda ilerlemeye devam ediyoruz, hiçbir zaman gözünüz arkada kalmasın.

Sizler, Fidel ve Raul bize artık bu yepyeni tehlikelerle dolu aşamada önderlik ediyorsunuz. Karmaşık bir ekonomik bağımsızlık savaşında hayal ettiğimiz toplumu yaratmaya çalışıyoruz. Sizlere Beşliden birer kucaklama getirdim, size her zaman güvendik. Hücrede tek başımızayken bizi tamamen dış dünyadan yalıttılar. Hiçbir şeyden haberimiz yoktu, ama sizin devrimin yolundan ayrılmayacağınıza inancımız tamdı. Devrimin onu koruyanları koruyacağından emindik, bu yüzden de o hep korunacak.

Ayrıca bize atfedilen tüm onurlu eylemleri yapmadığımızı belirtsem de hayatımızın geriye kalan kısmı sizin de verdiğiniz ilhamla davaya adanacaktır. Bize nasıl davranmamız gerektiğini öğrettiniz, bize duyduğunuz güveni boşa çıkartmayacağız.

Şu anda bulunduğum yer kavgaya devam edeceğim yeni bir mevzi sadece ve adalet yerine gelinceye kadar kavgaya devam edeceğim.

Ve Fidel ve Raul son sözüm sizlere; emredin komutanlarım!

 

Fidel Castro Ruz

17 Ekim 2011 / 22.35