3 yıl önce açılışını 27 aralık 2009'da yaptığımız Antakya Ayışığı Sanat Merkezi tüm baskılara rağmen çalışmalarını sürdürmektedir. Terörle Mücadele Şubesi yaklaşık 1 yıldır Antakya Ayışığı Sanat Merkezi'ni baskı altına almış; Ayışığı’nın çalışmalarını bitirmeye ve emekçi halkla olan bağlarını koparmaya çalışıyorlar ve Mayıs ayından itibaren kuruma gelen tüm gençlerin ailelerine gidip, sanat merkezini bir terör yuvası olarak tanıtmaya başladılar, aileleri korkutup çocuklarını uzaklaştırmalarına sebep oldular. Çocuklarının sanat merkezine gelmesine izin veren aileleri daha sonra emniyet müdürlüğüne çağırıp adeta sorguya çekiyorlardı.
Bizleri tamamen yalnızlaştırmak, çalışmalarımızı bitirmek adına yapılan bu baskılar, son süreçte daha da artmıştır. Gelen kurs öğrencilerini, dernek üyelerini kurumdan uzaklaştırmanın ötesinde, şimdi de sanat merkezinin taşınmak için tuttuğu yerlere gidip, ev sahiplerini korkutup tehdit ediyorlar. Bu durum dört beş defa tekrarlandı. Bizler halen çalışmalarımızı sürdürebileceğimiz bir yer bulma çabasındayız.
Türkiye’nin Suriye'ye açacağı olası bir savaşta Antakya’nın coğrafik konumunun ne kadar önemli olduğu bilinmekte. Devlet bu noktada Antakya’yı politik anlamda yaprak kımıldamayacak hale getirmeye çalışıyor. Bu yüzden oradaki halka doğru bilinci, doğru politikayı taşıyan herkesi listesine almış durumda.
Peki neden Ayışığı Sanat Merkezi?
“Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson
İnci dişli, zenci kardeşim,
Kartal kanatlı kanaryam.
Türkülerimizi söyletmiyorlar bize,
Korkuyorlar Robson
Şafaktan korkuyorlar,
Görmekten,
Duymaktan,
Dokunmaktan korkuyorlar
…
Ümitten korkuyorlar Robson, ümitten korkuyorlar ümitten
Korkuyorlar kartal kanatlı kanaryam
Türkülerimizden korkuyorlar.”
Çünkü Ayışığı Sanat Merkezi işçi-emekçilere ulaştı ve onlarla yeni insanı yaratmaya çalıştı..
Çünkü Ayışığı Sanat Merkezi müzik grubu Saut-ıl Şems (Güneşe Ezgi) ezgileri ile emekçilere acıları hüzünleri sevinçleri öfkeyi kavgayı yaşattı..
Ayışığı Şiir ve Tiyatro atölyesi 2 Temmuz 1993'te katledilen 33 ozanı anlattı.
Halk piknikleri ve kahvaltı günleri ile komünal yaşamın örneklerini yarattı.
Öğrenci gençliğin YGS eyleminde, Tekel çadırlarında Ankara'da Antakya'da, 8 Martlarda, 1 Mayıslarda emekçi kadınların ve işçi sınıfının kavga gününde yanlarında idi.
Çünkü Ayışığı sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurma umudu ile karanlıkta yol göstererek büyüyor gelişiyor.
Kapitalist sistemin kolluk güçleri çalışmalarımızı baltalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama şunu bilmeliler ki Ayışığının ışığı Antakya'da yol göstermeye devam edecek. Baskılar çalışmalarımızı engelleyemeyecek. Bizler yine sınıfsız sömürüsüz bir dünya kurmak için mücadele etmeye devam ediyoruz ve edeceğiz..
Bizler üçüncü yılımızı kutlamak için 30 Aralık günü dostlarımızla bir araya geldik.. Sanat Merkezi emekçilerinden bir arkadaşımız son süreci özetleyip, şimdi sanat merkezine daha fazla emek harcanması ve daha çok sahiplenilmesi gerektiğinden söz etti. Ve birlikte üretmeye çağırdı. Daha sonra dostlarımızla şiirler okuduk. Türkülerimizi, marşlarımızı söyledik. Tekrar dostlarımızla bir arada olmanın sevinciyle günü sonlandırdık…
UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA
BASKILAR BİZLERİ YILDIRAMAYACAK
ANTAKYA AYIŞIĞI SANAT MERKEZİ






