KADIN KİMDİ?
Doğurganlığı, doyuruculuğu, hayatı çevreleyişiyle yeryüzünde bir yaratıcıydı…
En çok toprağa benzetildi… Ki onun dilinden konuşmayı öğrenendi o…
Emeği vardı insanın üzerinde ve sevgiyi ilk keşfeden belki de ilk insandı o…
Ve o bütün canlılar arasında ilk köle olandı… ve egemenlik el değiştirdi…
Ve tarih yazımı yeni çağın mucidine verdi… Geçmiş yeniden yazıldı…
Ve gelecek sınıflara bölündü… Ama bir ekmeğin bölünüşü gibi değil…
KADIN KİMDİ?
O kaybedenlerin adı oldu… Yerden yere vuruldu, lanetli sayıldı, yılana benzetildi…
Şehvetin entrikanın meleği denildi… Cadılık sıfatı uygun görüldü...
Bedeni gibi ruhu da aşağılandı…
Yeryüzünde bir tanrıçayken karanlıklarla örtülü bir yüzdü artık…
Merhaba dostlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısı ile bizler Emekçi Kadınlar (EKA) olarak, Ayışığı Sanat Derneği’nde “Kadın Ve Şiddet” konulu bir söyleşi etkinliği gerçekleştirdik.
Etkinliğin başlangıcında Emekçi Kadınlar’dan (EKA) bir arkadaşımız günün anlam ve önemi ile ilgili kısa bir konuşma yaptıktan sonra öğrenci ve işçi arkadaşlarımızdan oluşan tiyatro grubumuz, kadının sistem tarafından köleleştirildiğini ve kadının kölelik zincirlerini kırmasını konu alan bir tiyatro sergilediler. Herkes tarafından beğeni ile izlendi. Daha sonra Kadın Ve Şiddet ile ilgili sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösterimi sonrası bir şiir okunduktan sonra söyleşi bölümüne geçtik.
Emekçi Kadınlar’dan iki arkadaşımız, ilk önce genel şiddet tanımı üzerinden giderek, aslında herkesin kendi yaşantısı içerisinde bir şiddet altında olduğu vurgulandı. Gençlerin eğitim sisteminde bilimsellikten uzak ezberci ve eleme sistemi içerisinde bunalıma sürüklenip sınavlarda kalp krizleri sinir krizleri intiharlar ile tamamen çöküntüye uğramaları ya da görmek istediği mesleği değil de hangi meslekte iş var seçimleri ile karşı karşıya kalması. İşçilerin ise işsizlik belası ve korkusu ile patrona karşı elini kolunu bağlaması ya da her baskıya boyun eğmesi ve bir yandan geçim zorluğu hayat pahalılığı ve bunun sonrası bir ruhsal bunalım ve aile içi şiddet, cinnet olayları, boşanmalar ve cinayetler… Bir ulusun dilinin yasaklanmaya, kültürünün yok sayılmaya çalışılması… Tabi medya üzerinden, televizyon programlarıyla beyinlerimize irin akıtılması, alıklaştırılmaya çalışılmamız, benliklerimizi yok edilmeye, bilincimizin bulandırılmaya çalışılması… Ve savaşlar ve katliamlar vs. vs. Ve en sonu da işte sömürünün, baskının, uyuşturucunun, fuhuşun, mafyacılığın, dolandırıcılığın, çeteciliğin, intiharların içerisinde çürütülmeye çalışılan bir toplum.
Söyleşinin ilerleyen bölümlerinde şiddetin kadın üzerindeki yansımalarını ve meşru gösterilmeye çalışılmasının nedenlerinin üzerinde duruldu. Kadın üzerindeki şiddetin sadece bir erkek şiddeti olarak algılanmaması, bu yönlü bir bakışın bizi götüreceği yerin feminizm olacağı ve kadının kendini ancak toplumun kurtuluşu için verilecek olan mücadele içerisinde yaratabileceği belirtilerek söyleşi sonlandırıldı.
Müzik grubu çalışmalarını yeni başlatan öğrenci arkadaşlarımızın söylediği türkülerle devam ettiğimiz etkinlikte, aramızda olan Antepli bir ozan arkadaşımız da doğaçlama parçaları ile yer aldı.
EMEKÇİ KADINLAR/ANTEP





















