Saturday, May 19th

Güncelleme:05:44:50 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Emek Postası Veda... (video)

Veda... (video)

e-Posta Yazdır PDF

 

Çok soğuktu. Buz gibi bir yağmur atıştırıyordu. Boğaz Köprüsü’nü son kez geçiyordun bir tabut içinde sen. Deniz bulanık, hava puslu... Aşağıda koca bir tanker açmış kollarını, sıyrılmış geliyor denizi yara yara. Şimdi baksaydın kaldırıp başını, nasıl betimlerdin acaba bu manzarayı?

Tek renk yeter” derdin belki tıpkı “odasını boyayan adam” gibi. Hele de her şey böylesine kesmişken pusa…

Hava soğuk, çok soğuk. Sen bir tabut içinde… İstanbul’u geçiyoruz bir baştan öbür başa. Oysa ne çok istiyorduk havalar bahardan kalma bir güzellikteyken sahile gitmeyi, dolaşmayı… Sen ne çok istiyordun esnaflarla, insanlarla sohbet edebilmeyi. Rüyalarına girecek kadar hem de… Olmadı, ne yazık. Geç kaldık biz.

Tek renk yeter”… Kafamın içinde dönüp duruyor bu tümce. O resim üzerine süren tartışma… sürrealizm… Tek renk… Tıpkı şimdi şu puslu, şu soğuk, insanın içini ürperten kasvetli hava gibi…

Birazdan buluşacağız dostlarla. Seni sevenler, senin sevdiklerin… Bizi bekliyorlar şimdi.

Eminim böyle bir havada burada toplanan insanları görseydin… “hadi çocuklar, üşümeyin fazla, gidin bir an evvel” derdin. Üzülürdün hatta, bu kara kışta burada toplanmalarına vesile oldun diye. Kim bilir belki de kızardın bize, bu havada ille de tören diye tutturduğumuz için!

40 yıl önce, Nurhaklara, gencecik birini almaya gittiğin günleri hatırla o zaman. “Sinan’ın cansız bedenini kucakladığımda bitti her şey. Ben artık eskisi gibi değildim” demiştin. Buradaki genç insanlar için de öyle işte. Bu zemheride, insanın kemiklerine işleyen bu inanılmaz soğukta, tabutun omuzlarında sloganlar ve marşlar haykırıyorlarsa burada… onların hayatlarında bir şeyler değiştirdiğin içindir. Onların içlerinde alev alev yanan o büyük coşkuya yıllara yayılan emeğinle çok şeyler kattığın içindir.

Soğuktan titreyen şu gencecik insanlara bak. Gözlerine… Ne diyordun bir anını anlatırken: “Devrimci olduğu belli, dosdoğru gözlerinin ta içine bakıyor içi gülen gözleriyle.” Buradaki gençler de öyle. Yalansız, çıkarsız bir sevgiyle gelmişler. Gözlerinden belli. Öyleyse, bırak biraz uzun sürsün törenimiz.

Devrimin delikanlı sanatçıları” da burada. Bilgesu Erenus, Cengiz Gündoğdu, Mehmet Esatoğlu, Berrin Taş, Selah Özakın, Rahime Henden, Ruhan Mavruk, Atilla Oğuz… Ayışığı’ndan, İdil’den, İnsancıl’dan, Devrimci 78’liler’den… Son yolculuğunda omuzbaşında hepsi.

Hava soğuk... iliklere işliyor. Rüzgar kırbaçlıyor insanın yüzünü. Eller tutmaz oluyor. Ama bak, bir an olsun bırakmadı Taylan Cemgil senin pankartını. Ellerinde kızıl bayraklar olan genç yoldaşların bir heykel kıpırtısızlığıyla duruyorlar başucunda. Sabırla, bağlılıkla... ve hepsinden öte... SEVGİYLE.

Hoşça kal koca yürek… Hoşça kal…