Saturday, May 19th

Güncelleme:05:44:50 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Emek Postası “Bir Pratik Bin Teoriden İyidir”

“Bir Pratik Bin Teoriden İyidir”

e-Posta Yazdır PDF

26 Haziran günü Taksim Ayışığı Sanat Merkezi’nde yapılacak olan Aysun BOZDOĞAN’ı anma programına gittiğimde gördüm ki program erken saate alınmış ve Mücadele Birliği Platformu olarak Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun düzenlediği yürüyüşü desteklemek amacıyla gidilmiş.

Eylem; Hatip DİCLE’nin milletvekilliğine konan engel ve 5 siyasi tutuklunun oy alarak seçilmesine rağmen serbest bırakılmaması üzerine.

Ben de bindim metroya, gittim Şişli’ye. Saat 15:00’da yapılması planlanan yürüyüşe polisin izin vermeyeceği açık. Ben gittiğimde bir yandan ajitasyon yapan kitle sözcüsü diğer yandan da yürüyüşün gerçekleşmesini sağlamak için polisle görüşmeler yapan birkaç insan vardı kitleyi yönlendiren.

Zaten biz biliyoruz bu yürüyüşün izinli olmadığını ve bizim yürümememiz için engel çıkaracakları fikrinde olan kitle, bu görüşmeleri haksız bulup bir anda polise taş, pet şişe tarzı şeyler fırlatmaya başladı. Bir an bile beklenmeden karşılık geldi. Tabii ki orantısız güç!! Havaya sıkılan gaz bombalarının ardı arkası kesilmedi. Her yer bembeyaz bir dumana büründü Gazdan etkilenen kitle esnaflara dağıldı. Ben de kendimi o kargaşa ve şaşkınlık içinde bir restoranda buldum. Yanımdaki insanlar yoldaşlarım değil, panik içindeyim. Ben daha alanda bizim bayrakları göremeden gaz sıkıldı. Zaten aletin çıkardığı ses bile ürkütücü. Bir an silahlar patlıyor sandım. Velhasıl insanlar yüzüne limon vs. sürerken ben bulduğum ilk su dolu pet şişeyi döktüm kafamdan aşağı. Bir genç heval uyardı beni su dökmeme konusunda. Herkes kendine geldikten sonra çıkıldı, bir sokağa girildi. Düşünmeye başladım bu insanlar evlerine mi gidiyor şimdi diye. Ya da bu durumda ne yapmalı? Alanda kimse kalmamış dumandan başka.

Takıldım bu insanların peşine, gittik gittik bir caddeye çıktık. Toplandık cadde üstünde 20-30 kişi. Bu kez aramızdan 3-5 genç başladı otobüslere taşlar yağdırmaya. Öfkesine hakim olan soğukkanlı birkaç insan ne kadar bağırsalar da “Yapmayın yoldaşlar bizim tarzımız bu değil biliyorsunuz ki, bizim düşmanlarımız sivil halk değil” diye birkaç genç ısrarla bir süre daha devam etti bu işleme.

Gençler öfkeli. Bu halk öfkeli. Bu halkı barış barış diye uyutsalar da bu halk devrim istiyor diyoruz ya teoride. Yani bu bana göre teorideydi çünkü ben daha önce aynı polisten aynı gazı yemedim bu halkla. Bugün anladım ki, evet, KÜRT HALKI DEVRİM İSTİYOR.

Gruptan ayrıldıktan sonra yürüyerek Taksim’e gidiyorum. Nereye baksam gözleri gazdan kıpkırmızı olmuş yurtsever gençler. Bugüne kadar derdim ki çatışma varsa gaz var, cop var, gözaltı var.

Ama bugün diyorum ki çatışma varsa birlik var, dayanışma var, tanımadığın insanlarla aynı dava uğruna aynı düşmana karşı savaşmak var. Ben bugün o eylemde yalnız olsam da aslında yalnız olmadığımı o insanlarlayken anladım. Bana güven verdiler. Şişli’nin her sokağında dayanışma içinde, aynı düşmana karşı durduğumuz insanların olduğu bugünü iyi ki yaşadım ben. Olacağını tahmin ettiğim ama hiç beklemediğim bir anda kendimi içinde bulduğum bu çatışma, kendi içimdeki çatışmayı yenmemi sağladı.

Evet, artık gazın tadını biliyorum ve hiç bir şeyden korkmuyorum. Bugünden sonra militanlığıma diyecek yok!

YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA

YAŞASIN HALKLARIN MÜCADELE BİRLİĞİ

Taksim'den DÖB'lü Bir Öğrenci