Saturday, May 19th

Güncelleme:05:44:50 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Bildiriler DÖB DEVRİMİN GÜNEŞİ ENGELLENEMEZ

DEVRİMİN GÜNEŞİ ENGELLENEMEZ

Emek ve sermaye çelişkisi... Proletarya ve burjuvazi... Devrim ve karşı-devrim... Silah, bilinç ve yürekle yürütülen bir mücadele… Bu mücadelenin en keskin cephelerinden olan zindanlar. Tüm bunlar neler düşündürtüyor bizlere? 1789'da Bastil zindanı, 1789'un Fransız halkına neler düşündürtüyor ve hissettiriyordu? Ya da Hitler'in toplama kampları? Hatta çok uzağa gitmeye gerek yok, Ebu Garip ceza evi, Irak halkını ve dünya halklarını nasıl harekete geçirdi?

Fakat zindanlar birer simgedir. Üzerlerinde insan soyunu sınıflara bölen ilişkileri taşırlar. Bu ilişkilerin devamı için, egemen sınıfın neler yapabileceği, en açık oralarda görülür. Yani kalın duvarlar ve demir parmaklıkların arkasında, sınıf savaşımının kanlı bir tarihi var.

Ama sadece bu değil. Orada tüm bu baskı ve zora karşı, direngenliğin en üst boyutu da kendisini, bütün karanlıklar içerisinden açığa çıkartır. Tarihin nasıl ilerlediğini görmek için zindanların tarihine bakılabilir.

Özel mülkiyetin ortaya çıkışı, ilkel komünal topluma göre daha ileri bir üretim düzeyinin sonucu olsa da, sınıfların ortaya çıkmasının da nedeni oldu. Üretim araçlarına sahip olan sınıf, egemen sınıf haline geldi. Bununla beraber, egemenlik altında tutulanların azgınca sömürüsü üzerinden yükselen şatafatlı yaşamın devamı, ancak egemenliğin sürdürülmesine bağlıydı. Bunun için devlet denen egemenlik aygıtı tarih sahnesine çıktı. Ve bu aygıtın temel kurumlarından biri de zindanlardır. Özel mülkiyetin ortaya çıkmasından bu yana, “özel mülkiyetin kutsallığı” için zindanlar varlığını koruyor.

Toplumlar değişti... Son sömürücü sınıf olan burjuvazi bugün emekçilere karşı verdiği mücadele ile iktidarını korumaya çalışıyor. Bu mücadele zindanlarda da kıyasıya sürüyor. En son 19 Aralık 2000'da, Türkiye tekelci kapitalizminin gerçekleştirmiş olduğu katliamla beraber, mücadele doruk noktasına ulaştı. 28 devrimci tutsak katledildi ve yüzlercesi yaralandı. 4 gün süren amansız mücadele tarihe “4 gün zindan savaşları” olarak geçti.

Tekelci kapitalistler devrimci tutsakların zindanlardaki üstün konumunu kabullenemiyor ve hazmedemiyordu. Yaşamış olduğu ekonomik- politik kriz derinleştikçe, bunun sokaklara yansıması mücadelenin sertleşmesi şeklinde oldu. Dönemin başbakanı olan Ecevit'in deyimi ile “içeriyi kontrol etmeden dışarıyı kontrol edemez” durumundaydılar. Egemen sınıfların durumu bu sözlerde ifadesini buluyordu. Madem ki dışarı kontrol edilemiyor, yani emekçilerin mücadelesi yükseliyor ve yayılıyor, sınıfın öncülerini F tipi ceza evlerine hapsederek, moral üstünlüğü ele geçirmeli, sınıfın öncülerini olabilecek en pasif halde tutmak, devrimci tutsakların komün yaşamını dağıtmak, onlara güç veren her şeyi ortadan kaldırmak için harekete geçilmeliydi. Bir sabah geldiler ve 4 gün boyunca çıplak elleri ve devrime olan inançları ile savaşan devrimcilere, komünistlere diz çöktürmeye çalıştılar. Ama olmadı…

F tiplerinin harcı kanla sulandı. Tutsaklar F tipi zindanlarına kapatıldı. Ama tarihin en uzun süren ölüm orucu eylemi, F tipi zindanlarında gerçekleşti. Halkların sevgi dolu yüreği ve bilincinde zafer kazandı. Bu uzun eylemle devrimci tutsaklar, emekçilerin devrim mücadelesine bağlılıklarını dosta ve düşmana göstermiş oldu. Onur ölümden güçlü dediler, onurlarını en yüksekte tuttular.

Bu ülkede zindanlar devrim sorunudur. Devrim zindanların yıkılıp tutsakların özgürleşmesine bağlıdır. Emekçilerin önünde devrimci tutsakların özgürlüğü sorunu duruyor. Ve bu gençliğin de sahiplenmesi gereken temel sorunlardandır. Gençlik devrimci tutsakların özgürlüğünü kendi özgürlüğünüm koşulu saymalıdır.

Devrimci tutsakların sesi soluğu olalım. Üniversitelerde, liselerde, sokaklarda, yani bulunduğumuz her yerde, dünyada tek bir tutsak dahi varsa özgür olamayacağımızı ve onların özgürlük mücadelesini vermemiz gerektiğini haykırmalıyız. Mücadelemiz zindan duvarlarını parçalamalıdır!

Zindanların karanlığı, devrimin güneşini engelleyemez!

ZİNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!

DEVRİMCİ TUTSAKLAR ÖZGÜRLEŞMEDEN ÖĞRENCİ GENÇLİK ÖZGÜRLEŞEMEZ!

 

DÖB/ DEVRİMCİ ÖĞRENCİ BİRLİĞİ