6 MAYIS'TA KARŞIYAKA MEZARLIĞINDA 8 MAYIS'TA KADIKÖY'DE
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan!
İsimlerini bir kez daha haykırıyoruz. Hiç yollarından sapmamacasına...
İsimlerini taşıyor çocuklar, kavgalarını sürdürüyor, bayraklarını daha yukarı yükseltiyor!
Devrimle beraber cisimleşen isimleri, milyonlarca işçiye, emekçiye güç veriyor, barikat başlarında gençliğe savaş narası oluyor!
"Devrim ya ruhumuzdadır, ya da hiç bir yerde" diyen önderlerimizin bir 6 Mayıs günü haykırdığı sloganlar bu toprakların meydanlarında, eylem alanlarında yankılanmaya devam ediyor.
Biz bir kez daha '71 devrimci kopuşunun, emekçi halklarımızın bu üç yiğit önderinin faşizm tarafından darağaçlarında katedilişlerinin 38. yılında saygıyla anıyoruz.
Öğrenci Gençlik;
Devrimci irade, atılganlık, militan duruş bu üç yiğit devrimcide somutlanarak izlerini takip eden binlerce devrimciye esin kaynağı oldu. Onlar uzlaşmazlığın, mücadele kararlılığının, olanaksızlık ve güçsüzlükler karşısında boyun bükmemenin isimleri oldular.
Ama Denizleri salt bu yönleri ile anmak, hatırlamak ve kavramak şüphesiz büyük bir eksiklik olurdu. Evet onlar militandılar! Evet onlar , gençlik eylemlerinin, sokak savaşlarının, ABD büyük elçisi Comer'in arabasını ateşe veren eylemcilerin önderleriydiler!
Onlar "okul duvarlarını" aşan bir 68' gençliğinin işçi direnişlerine ve köylü işgallerine koşturan devrimcileriydiler!
Ama aynı zamanda onlar parlamentarizme, reformizme karşı ideolojik mücadelenin, karşı koyuşun ve örgütsel ayrışmanın birer önderiydiler. Tarihe '71 devrimci kopuşu olarak geçen bir ileri atılışın duyurusunu şehirlere, dağlara, üniversitelere, bugünlere taşıdılar Devrimci hareketimizin yolunu takip ettiği bir kavganın nasıl verileceğini net ve duru bir anlatımla, yaşamlarıyla ortaya koydular. Bilinç, yürek ve silaha dayanan bir mücadeleydi bu.
Filistin topraklarında işgale karşı verilen bir mücadelede, "kamplardan, feda birliklerine" varan bir enternasyonalizmin militan neferleriydiler. Onlar artık Filistin halkının da "Denizleri"ydi! Artlarından kavgalarını Filistin kamplarına taşıyacak olan yoldaşları, Filistin kamplarında Deniz'in yoldaşları diye tanıtacaktı.
Köylüler konuşacaktı onları. Antep'in, Malatya'nın yoksul köylüleri... Köylüler bu yiğit devrimcileri ve onların ideallerini bağırlarına basacaklardı.
ODTÜ'nün gizli geçitleri, yurtları, odaları, Denizleri barındıracak, öğrencileri önderleri için amansız bir kavgaya tutuşacaktı.
Burjuvazinin icazeti altına girmeyen bu yol, zora dayalı devrim anlayışını temel alıyordu.
Denizler Gibi Olmak, Denizler Gibi Savaşmaktır!
Denizlerin yolundan yürümek, onun mücadele anlayışına sahip çıkmak ve devam ettirmek demektir. Denizler, parlamentarizmden kopuşun adıdır. Deniz gibi olmak, yasalcılığı, parlamentarizmi, sosyal reformizmi elinin tersiyle itmektir. Denizleri anmak, onların ideallerini kuşanmak Marksizm-Leninizmi rehber edinmek, Kürt ve Türk halklarının mücadele birliğini savunmaktır. Deniz olmak, devrim mücadelesini büyütmek, geliştirmek ve zafere ulaştırmak için kavgaya katılmak demektir.
Devrimci Öğrenci Birliği, tüm öğrenci gençliği 6 Mayıs günü Denizlerin yanı başında olmaya çağırıyor. İsimlerini haykıracağız! Sloganları dillerimizde olacak, bayrakları ellerimizde! 1 Mayıs’ın coşkusunu Denizlere, önderlerimize taşıyacağız. Onlarla paylaşacağız. Onlarla birlikte devrime yürüyeceğiz!
Şimdi Deniz Olunmalı! Şimdi Denizleri tarihsel anlamından soyutlamadan, geçmişi unutmadan, gelenekten geleceğe yürüyen bir anlayışla, sokaklarda, kavganın içinde Deniz olunmalı!
Devrim Ya Ruhumuzdadır Ya Da Hiçbir Yerde!
Deniz, Yusuf, İnan Savaşa Devam!
DEVRİMCİ ÖĞRENCİ BİRLİĞİ (DÖB)




