Emekçiler,
Bugün yine alanlardayız. Bugüne kadar olduğu gibi bugün de haklarımızı sokakta alacağımızın bilincinde olarak pek çok bedeli göze alarak bir araya geldik. Masa başında atılan imzaların sokaklarda kazanılanlardan başka bir şey olmadığını mücadelemizin deneyimleriyle öğrendik.
Öğrendiğimiz başka şeyler de var. Sınıf mücadelesinin taraf olmak olduğunu ve emekçilerin çıkarları ile sermayenin çıkarları arasında uzlaşmaz çelişkiler olduğunu öğrendik. Sınıflar mücadelesi her iki taraftan sadece birinin kazanımıyla sonuçlanır. İş yasaları dediğimiz yasaların her bir maddesi için ağır bedeller ödenmiştir.
KESK böyle bir bilincin ürünüdür. Onu diğer kamu sendikalarından ayıran gücünü herhangi bir sermaye grubundan değil emekçilerin kararlılığından alıyor olmasıdır. Emekçi mücadelesi her ne kadar "tarafsızlık" maskesi altında burjuva çıkarların yanına doğru itilmeye çalışılsa da devrimci bir mücadeledir. Uzlaşmacı sendikacılık bizi tarafsızlığa davet ederken karşı tarafların ellerini güçlendirip emekçilerin elini zayıflatmakta, güven kaybetmektedir. Kamu-Sen'le birlikte eylem kararında özellikle vurgulanan uyarı KESK'in tavizinden başka bir şey değildir.
"Eylem ve etkinliklerde grevin talepleriyle ilgili dövizler kurum imzalarıyla taşınacak, parti ve kurum bayrakları açılmayacaktır."
Kamu-Sen genel başkanı karşı devrimci duruşunu her yerde hiçbir çekince duymaksızın gösterdiği halde KESK, içindeki devrimci kimliği ezmeye, yok saymaya, saklamaya çalışıyor. Kamu-Sen genel başkanının son birkaç açıklamasına bakmak bunun için yeterlidir.
Oysa KESK'li emekçiler bu yüzü çok yakından tanırlar. İlk devlet sendikası olan Kamu-Sen kurulduğunda MHP hükumeti baştaydı. Kadrolaşma hızla yayılıyor, KESK üyeleri her an başka bir saldırıyla karşı karşıya kalıyorlardı. Sürülenlerimiz oldu, dövülenlerimiz, tehdit edilenlerimiz, ceza alanlarımız ve daha pek çokları...
Kamu-Sen içinde bugün bulunan, belki de bulunduğu yerin sınıfsal niteliğinin bilincinde olmayan kamu emekçileri, burada tartışma konusu değildir. Karşı devrimci olmayan, açıkça sınıf düşmanı olmayan her emekçiye saflarımızda yer var. Bizimle birlikte sınıftan yana tavır koyanlarla kol kola yürürüz.
Söz konusu olan, KESK'in, gücünün devrimci duruşundan kaynaklandığının farkında olmaması ve karşı-devrimci bir sendikayı meşrulaştırmasıdır. KESK'li emekçiler tüm bedelleri göze alarak, hangi hükumet başa gelirse gelsin emekçi sınıftan yana tavırlarından vazgeçmediler. Gelip geçici olanın, çıkar birliklerinin, kendi günlük çıkarlarının peşinden gitmediler. Bugün KESK'e üye olanlar da aynı tarafı seçmiş olanlardır.
KESK'te örgütlenmenin geçmişte suç olarak görüldüğü, tutuklu KESK'lilerin daha yeni tahliye oldukları, pek çok hayatın mücadelede kaybedildiği bir sendikanın bugünkü yönetimi gelecekte de başına geleceklerin bundan farklı olmayacağını bilmelidir. Geriye çekilmek, kimliğini gizlemek KESK'e hiçbir şey kazandırmayacağı gibi onu diğerleriyle aynılaştırır. Devlet sendikalarına üye olup günlük çıkarlarını sağlayacak bir emekçi neden onunla aynı olan KESK'e üye olup bedellere göğüs gersin ki!
Sınıf sendikacılığı ile uzlaşmacı sendikacılık arasındaki fark budur. Biri mücadele ettikçe, bedelleri göze aldıkça büyür ve güçlenir; diğeri için için eriyerek zayıflar ve küçülür.
KESK devrimciler tarafından kuruldu. Onun devrimcileşmesinin de, sınıfı ileri taşımasının da yolu, işçi sınıfının evrensel yasalarına bağlılığındadır.
KESK'deki, uzlaşmacı-reformist sendikal anlayışa karşı Devrimci Emekçi Komitelerinde örgütlenip sendikalarımıza ve mücadelemize sahip çıkalım.
BÜTÜN İKTİDAR EMEĞİN OLACAK! İKTİDAR DIŞINDA HERŞEY HİÇBİR ŞEYDİR!
Devrimci Emekçi Komiteleri
DEK




