İşçiler, emekçiler;
Özelleştirme, taşeron sistemi, sendikasızlaştırma, esnek çalışma, kıdem tazminatlarının kaldırılma isteği, 4C'li kölece çalışma ve yaşama koşulları, mezarda emeklilik hakkı, işte sermaye sınıfının bizlere dayattığı yaşam hakkı. İşçiler, emekçiler;
Üretilebilir bütün güzelliklerin ve zenginliklerin temelinde emek var, emekçi var, biz varız. Demiri de, kömürü de yeraltından çıkaran biz, ama bizleri kölece yaşama koşullarında açlık ve yoksulluk içinde yaşama mahkûm eden, iş cinayetlerinde katleden, işçi katliamlarını gerçekleştiren, bundan servet kazanan ve sefa süren onlar. Onlara bu olanağı sunan egemeni oldukları kapitalist sistemdir. Kapitalizm emekçiyi öldürüyor, sermayeciyi güldürüyor.
İşçiler, emekçiler;
"Krizi fırsata dönüştürmek". İşte sermaye sınıfının temel sloganı. Onlar, insanları kitleler halinde açlıktan, yetersiz beslenmeden ve önlenebilir hastalıklardan öldürüyor. Onlar hep krizi fırsata dönüştürmeyi, işçi giderlerini en aza indirmeyi düşünürler. Zonguldak maden işçisi 30 sınıf kardeşimizin katliama uğratılmasının temel nedeni işte bu sermayenin azami miktardaki kar amacındandır. Sermaye sahipleri ve onların temsilcileri olan hükümetleri, tıpkı timsahın yavrusunu yerken zevkten gözyaşı dökmesine benzer sahte gözyaşı döküyorlar. Onların bu ikiyüzlü ve alçakça gözyaşları bizi aldatmamalıdır.
İşçiler, emekçiler;
İçinde yaşadığımız toplumsal sistem kapitalist bir cumhuriyettir. Bütün kötülükler bu kapitalist cumhuriyetten kaynaklanıyor. Bu kapitalist cumhuriyeti yıkmadan, demokratik halk devrimini gerçekleştirmeden, halk iktidarını kurmadan işçiler, emekçiler asla özgür olamaz, mutlu bir hayat yaşayamaz. Çünkü kapitalist cumhuriyet sermayenin egemenliğini temel alır, ona hayat verirken bizleri hayattan kovar.
İşçiler, emekçiler;
Sermaye sınıfı ve onun temsilcileri kapitalist gelişmenin sonuna gelindiğini biliyorlar ve ona göre önlemler alıyorlar. Sermaye sınıfı kendi yıkımını geciktirebilmek için işçi sınıfını ve emekçileri yıkıma uğratmak istiyor. Onun için onu örgütsüz ve öncüsüz bırakmak istiyor. Çünkü artık ne sermaye sınıfının işçi sınıfına sunabileceği görece refah (sus payı) vere bilir ne de işçi sınıfının sermaye sınıfı ile uzlaşabileceği ekonomik, sosyal bir zemin var. İşte bu nedenle kavga kaçınılmazdır ve söyleyebiliriz ki, sınıf savaşımının yeni ve tayin edici bir evresindeyiz. Ya kanlı kavgalı bir savaş, devrim ve özgürlük ya teslimiyet ve ölüm.
İşçiler, emekçiler;
Bu kavgayı kazanabiliriz, kazanmalıyız. Bunun için ideolojik, politik ve örgütsel olarak bağımsız sınıf ideolojimize, sınıf politikamıza ve sınıf örgütlerimize sahip olmalıyız. İşçiler, emekçiler;
Tekel işçileri sermayenin başkenti Ankara'nın göbeğinde sermayenin kalbi olan Meclis'ine birkaç yüz metre mesafedeki 78 gün süren Sakarya Meydan Muharebesi, 4C başkaldırısı burjuvazinin yüreğini ağzına getirirken, işçi sınıfına güç ve moral verdi. Tekel işçilerinin başkaldırısıyla sistemin dışına yönelen bu ayaklanmayı hükümet sistem içine çekebilmek için her yolu denedi, her hileye başvurdu. Önce işçileri tehdit etti, sökmeyince hukuk aldatmacasına başvurdular. Ve kendi denetimlerindeki işbirlikçi burjuva sendikacılarla 26 Mayıs'ta "Genel Grev" kararı alarak işçileri ikna tiler ve 78 gün süren Ankara kuşatması doğrudan sendikal bürokrasinin isteğiyle sona erdi.
İşçiler, emekçiler;
26 Mayıs "Genel Grev" kararı bir aldatmacadır. Bu kararın alelacele alınması, Ankara'nın göbeğindeki başkaldırının bir an önce sonlandırılması, işçi sınıfının arkadan hançerlemek içindi. İşçilerin birleşerek üretimden gelen güçlerini kullanma isteği işçilerin mücadele birliğine duydukları özlemin bir ifadesidir. Sosyal reformistlerin, oportünistlerin de bir koro halinde "Genel Grev" sloganlarını yükseltmelerine burjuva sendikacılar da sahip çıkarak işçi sınıfının en etkili silahı olan genel grev silahıyla işçi sınıfını vurmak ve onu kötürüm bırakmak için "Genel Grev" kararı aldılar. Ve aslında 4 Şubat'ta bunun ne menem bir genel grev olduğu görüldü.
İşçiler, emekçiler;
Genel grev işçi sınıfının partisinin öncülüğünde kendi iktidarını kurmak için devrim ve iktidar hedefiyle harekete geçtiği koşullarda silahlı halk ayaklanmasıyla birlikte ele alınması gereken bir taktiktir.
İşçiler, emekçiler;
Burjuva sendikacılar, sosyal reformistler ve oportünistler "Genel Grev" taktiğini öne sürerken ya cahilliklerini gösteriyorlar ya da işçi sınıfına olan ihanetlerini.
İşçiler, emekçiler;
Kapitalist sistemin bize sunduğu kırıntılar için kölece çalışma koşullarını ve kitlesel ölümleri reddetmeliyiz. Kendi kurtuluşumuzu ifade eden sosyalizme varabilmek için direnme taktiğinden saldırı taktiğine yönelmeliyiz. Bunun için işçi sınıfının, emekçilerin söz ve karar sahibi olduğu, kendi geleceğini özgürce belirlediği kendi öz sınıf ve kitle örgütlerimiz olan komite ve konseylerde örgütlenelim, 26 Mayıs'ta üretimden gelen gücümüze dayanarak devrim ve iktidar mücadelesini yükseltelim.
Yaşasın İşçilerin, Emekçilerin Mücadele Birliği!
İşçiler, Emekçiler Birleşin, Sosyalizm İçin Savaşın!
DİK (Devrimci işçi Komiteleri)
DEK (Devrimci Emekçi Komiteleri)




