11 Ekim 2008 tarihinde bir araya gelen devrimci emekçiler bir hazırlık konferansı yaptı. Konferansta şu konular ele alındı:
DURUM DEĞERLENDİRMESİ
1-Emperyalist-kapitalist sistem tarihinin en derin bunalımını yaşıyor. Kapitalizm gelişmesinin son sınırlarına dayanmış durumda.
Doğayı ve insanlığı yıkımın eşiğine getiren kapitalizm ömrünü uzatabilmek için dünya işçi sınıfına ve ezilen halklara karşı 3. Dünya Savaşını başlatmış durumda. Dünya halkları ayakta. Emekçi sınıfların kurtuluşunun koşulları tüm dünyada olgunlaşmış durumda. Kapitalizme ancak devrimle son verilebilir. Mücadeleyi devrimci bir çizgiye oturmak gerekiyor. Aksi takdirde çürümenin doruğundaki sistem kendisiyle beraber devrimci güçleri de çürütecek. Gelinen aşamada devrimci öznenin önemi artmıştır.
2-Türkiye tekelci kapitalizmi yaşadığı ekonomik-politik bunalımın derinleşmesiyle temellerinden sarsılıyor. Bağrında taşıdığı çelişkilerle Türkiye devrime en yakın ülkelerden biri haline geldi. Temelde emek-sermaye çelişkisi olmakla beraber, bu çelişkinin etrafına kümelenmiş, bu çelişkiyi etkileyen ve bu çelişkiden etkilenen sayısız çelişki var. Bu çelişkilerin başında ise ulusal sorun ve demokrasi sorunu var. Her iki sorun da faşist devletin varlığı ile çatışma içinde.
Durumundan memnun olmayan kitleler eyleme geçiyor. Türkiye ve Kürdistan'da uzun yıllardır bir iç savaş ve devrimci durum yaşanıyor. Emekçi sınıfların en temel istemleri için yaptıkları eylemler faşist devletin baskı ve zoruyla karşılaşıyor. Kürt halkının özgürlük savaşını her kanla boğma girişimi sonuçsuz kalıyor. Kürt halkı her seferinde daha büyük bir güçle ayağa kalkıyor.
Türkiye burjuva toplumu tam bir çürüme ve yıkım içindedir. Bu düzenin emekçilere kan ve gözyaşmdan başka verecek hiçbir şeyi yok. Emekçi sınıfları ancak bir devrim kurtarabilir.
3-Emekçi hareketi bugünkü düzeyiyle tarihsel rolünü oynamaktan uzak. Emekçi hareketinde şu an egemen olan anlayış devrimci değil sendikalist anlayıştır. Bu dar sınırları aşmadan, bırakın devrimi gerçekleştirmeyi, en temel hakları dahi elde etmek olası değildir. KESK'e yıllardır hakim olan anlayış reformizmdir. KESK sendikal bürokrasisiyle, sendikalist anlayışıyla tam bir çürüme içinde. Emekçilerin en temel istemleri için dahi kararlı bir mücadele vermekten aciz durumda.
Diğer devrimci hareketler de lafta sendikalizmi mahkum etse de. sendikalizmin karşısına çıkardıkları devrimci sendikalizmle özel olarak sendikalizm çerçevelerini aşamıyorlar.
DEK'İN MÜCADELE PERSFEKTİFİ
Emekçilerin sınıf mücadelesinin üç biçimi (ekonomik, politik, ideolojik) bir bütünlük oluşturur. Emekçiler bu bütünlüğe dayanırsa burjuvaziyi yenecek duruma gelirler.
Sınıf mücadelesinin bu gerçeğine karşın, mücadeleyi esas olarak ekonomik-sendikal alanda tutmak isteyen ekonomist-sendikalist anlayışlar halen varlığını koruyor. Devrimci emekçiler ekonomik mücadeleyi reddetmez. Ekonomizme karşı çıkarlar. Ekonomizm emekçilerin kurtuluşunu geleceğe erteleyen, emekçileri kırıntılar için dövüşmeye çağıran bir burjuva düşüncesidir. Emekçilerin kurtuluşu ancak kapitalizmin yıkılmasıyla ve sosyalizmin kurulmasıyla mümkündür. Bunun ön koşulu ise iktidann ele geçirilmesidir. Toplumsal kurtuluş, politik kurtuluşla başlar. Amaç emekçilerin ekonomik kurtuluşudur. Politik iktidar mücadelesi bu amaca ulaşmada bir araçtır. Sosyalizm emekçilerin kurtuluşudur. Sosyalizme ancak politik mücadeleyle varılır.
Ekonomik mücadeleden politik mücadeleye geçiş zorunluluğu emekçi sınıfın uzun süren sınıf savaşımı deneyiminden çıkmıştır. Emekçi kitleler, burjuvaziye karşı verdikleri ekonomik mücadelede genelde yenilmek zorundaydılar, çünkü politik güç burjuvazinin elindeydi. Şurada burada belli kazanımlar elde edildiyse de burjuvazi uygun anı bulduğunda politik gücüne yaslanarak bu hakları gasp etmiştir. İşte bu deneyimden ötürüdür ki, emekçiler, burjuvaziden politik olarak ayrı ve ona karşı örgütlenmiş ve harekete geçmişlerdir.
Mücadelenin diğer bir biçimi ideolojik mücadeledir. Kapitalist toplumda iki tür ideoloji vardır. Burjuva ideolojisi, sosyalist ideoloji. Bunlarm ortası yoktur. Sosyalist ideolojiden her uzaklaşma bir burjuva ideolojisine yaklaştırır. Mücadelenin bu yönü en az ekonomik ve politik mücadele kadar önemlidir. Bu mücadeledeki her zayıflık harekete kararsızlık ve kafa kanşıklığı taşır.
DEK emekçi hareketindeki mücadelesinde mücadelenin bu üç biçimini de kullanır.
DEK'NİN SENDİKALAR KARŞISINDAKİ TAVRI
DEK sendikalara karşı kurulmamıştır. Sendikalara da karşı değildir. Sendikalar emekçi sınıfların en eski mücadele organlarıdır, emekçilerin mücadelesinde gerekli örgütlerdir. DEK'in karşı olduğu sendikalara hakim olan reformist ve sendikalist anlayışlardır. Gerçek sınıf sendikacılığı yalnızca emeğin korunmasını değil, emeğin kurtuluşunu da hedefler. Sosyal-reformist bir çizgiye sahip olan sol hareketlerin ve sendikaların sınıf sendikacılığından anladıkları, emeğin korunmasıyla sınırlı bir sendikal mücadeledir.
Sendikalar, örgütsel olarak bağımsız örgütlerdir. Burjuvazi bu "bağımsızlığı" çarpıtır. Sendikaların ideolojik ve politik olarak da işçi sınıfı partisinden bağımsız olmasını ister. Buradaki amaç, sendikaları işçi sınıfının partisinden uzak tutmak, onları burjuvazinin ve burjuva partilerin etkisi ve himayesi altma almaktır.
Emekçilerin temel ekonomik ve toplumsal sorunları kapitalist sistem içinde çözülmez. Sınıf sendikaları sosyalizmi hedeflediklerini açıkça ilan etmelidir. Bizim sınıf sendikacılığından anladığımız budur.
Ne yazık ki Türkiye'deki sendikalar bu anlayıştan çok uzak. Bırakı emeğin kurtuluşunu hedeflemeyi, emeğin korunması mücadelesini bile doğru düzgün yürütemiyorlar. Devlet güdümünde kurulan sendikalar ise hem emekçi sınıfların elini kolunu bağlıyor hem de burjuva sınıfın etkisini emekçiler içinde yayıyor.
Durum böyle de olsa, DEK yukarıda anlattığımız mücadele perspektifiyle sendikalar içerisinde çalışmalarını yürütür. Sendikaları sınıf sendikacılığı anlayışına getirmek için mücadele eder. Ancak DEK kendini sendika içi mücadeleyle sınırlamaz.
DEK, emekçilerin kurtuluşunu hedefler. Bu perspektifle çalışmalarını yürütür.
DEK'NİN HEDEFLERİ
DEK, emekçilerin kendi güç örgütlenmeleri olarak, üzerinde yaşadığımız topraklarda kapitalist sömürüye son vermek için kurulmuştur.
DEK, ilk hedefi emekçileri, kapitalizme karşı kendi bünyesinde örgütlemektir. DEK politik kurtuluş (özgürlük) kazanılmadan ekonomik kurtuluşun kazanılamayacağı öncülünden hareket ederek mücadelesinin en başına iktidar mücadelesini koyar. DEK ayrıca, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı için, Kürt ve Türk Haklarının mücadele birliği için, Devrimci tutsakların özgürleştirilmesi için, Grevli-Toplu sözleşmeli sendika hakkı için, Çalışma koşullarının düzeltilmesi için, Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması için, Sendikal bürokrasiye karşı demokratik merkeziyetçilik için mücadele eder.
Devrimci Emekçi Komiteleri (DEK)




