28 Aralık 2011 Kürt halkının özgürlük savaşında bir dönüm noktası olmalıdır; olacaktır. Faşist devletin yaptığı hunharca katliam üzerinde fazla söz söylemeye gerek yok. Kürt halkı, Türkiye işçi sınıfı, emekçi güçleri, devrimci güçler sözün bittiği noktadalar.
Söze gerek yok, ağıt yakmanın anlamı yok. Faşist devletin anladığı dilden konuşma zamanıdır. Özgürlük savaşını bir devrimle taçlandırmak, bu zulüm devletinden, bu sömürü düzeninden, Kürt ve Türk halklarına acı, gözyaşı ve kandan başka verecek bir şeyi olmayan bu sistemden tümden kurtulmak için harekete geçmenin zamanıdır.
Toprağa düşen, bombalarla yakılarak katledilen Kürt halkının evlatlarına yapılacak en büyük haksızlık onların ardından gözyaşı dökmek, ağıt yakmak, devlete lanet yağdırmakla yetinmektir. Devlet ve hükümet bu katliam kararını zaten lanetlenmeyi göze alarak vermişlerdir. Lanetlenmek, eyleme dökülmedikçe öfkeyi üzerine çekmek ne devlet için ne de egemen sınıf için bir anlam ifade eder. Bunun onlar üzerinde toz zerresi ağırlığında olsun caydırıcı etkisi yoktur. Bunu bir kez daha görmüş olduk.
Kürt halkının öfkesi büyük. Devrimci güçlerin öfkesi büyük. Türkiye emekçi sınıflarının öfkesi büyük. Bu yıkıcı bir öfkedir, harekete geçtiğinde eyleme dönüştüğünde ne faşist devlet ne de bu zulüm düzeni bu öfke karşısında ayakta durabilir.
Öfkeyi kimse yatıştırmaya kalkışmamalı. Katliamın yarattığı kini kimse işi yargıya, “adil yargılama, soruşturma” aldatmacasıyla dindirmeye kalkışmamalı. Şimdi “adil yargı, tarafsız soruşturma” vb üzerine edilecek sözler sadece bir gevezelik olarak kalmayacak fakat Kürt halkını, Türkiye emekçi sınıflarını aldatmanın da en aşağılık yöntemi olacaktır.
Faşist, katliamcı devletin ve egemen sınıfın beklentisi, sürecin bu biçime evrilmesi, Kürt halkının bir beklentiye sokularak içindeki öfke ve kinin zamanla dinmesidir. Bütün örgütlü politik güçler bu konuda en büyük hassasiyeti göstererek buna izin vermemeliler. Sorumluluk büyük, herkes Kürt halkının kurtuluşuna bağlılık sorumluluğuyla hareket etmek durumundadır.
Öfke büyük ve yıkıcı. Bu, toprağa düşenlerin, hunharca katledilenlerin canlarıyla yarattıkları devrimci enerjidir. Bu enerjinin açığa çıkarılması hem Kürt halkının özgürlük davasına hem de toprağa düşenlerimizin anısına karşı sorumluluktur. Herkes bu sorumlulukla hareket etmek, sorumluluğunu yerine getirmek durumundadır.
Kimse bu öfke ve kinin Meclis koridorlarında, soruşturma komisyonlarında, savcıların dosya klasörleri arasında soğutulmasına, eritilmesine, dindirilmesine, kaybedilmesine yol açacak taleplerde bulunmamalıdır. Kürt halkı buna izin vermeyecektir.
Kürt halkında, Türkiye emekçi sınıflarında öfke ve kin ne kadar büyük ise, egemen sınıf katlarında, devlette, hükümette korku ve panik de o kadar büyüktür. Onlar attıkları adımın yol açtığı devrimci enerjinin büyüklüğü karşısında şaşkınlık ve korku içindeler.
Korkularını gerçeğe dönüştürelim! “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız” şiarını gerçeğe dönüştürelim! Bunun koşulları var! Bunu başardığımızda ölenlerimiz yok yere ölmüş olmayacaklar. Kürt halkı, Uludere Kaymakamı ve devlet yetkililerine karşı ortaya koydukları tutumla buna hazır olduğunu gösterdi.
Leninist güçler her zaman olduğu gibi, bu süreçte de tüm güçleriyle Kürt halkının yanında olmalılar. Süreç, bir pratik adımın bir düzine programa bedel olduğu, sözün yerini eyleme bıraktığı, her şeyin bir noktada odaklaştığı, bir noktada yoğunlaştığı dönemdir.
Bütün Leninistler, dönemin bu özelliğine uygun hareket etmenin tarihi sorumluluğu altındalar.
Zafer bu sorumlulukla hareket edenlerin, sorumluluğunu tam anlamıyla ve hakkıyla yerine getirenlerin olacaktır!
Faşizm Döktüğü Kanda Boğulacak!
TKEP/L Merkez Komitesi



