Komünistlerin verdikleri devrimci mücadelenin konusu bugünkü toplumdur. Bugünkü topluma karşı savaşılmadan, bu savaş kazanılmadan geleceğin toplumuna bir adım bile yaklaşamayız. Komünistlerin politik çizgileri, taktikleri, eylemleri eski toplumsal düzeni yıkmaya yöneliktir.
İşçi sınıfı her gün, her an burjuvaziye karşı vermek zorunda olduğu savaşıma ve günün gereklerine göre örgütlenir. Ancak sınıf savaşımının gereksinimlerine yanıt veren örgütlenmeyle mücadeleyi sonucuna götürebilir.
Var olan toplumsal düzen, proletaryanın devrimci sınıf savaşımıyla, savaşım araçlarıyla ortadan kaldırılır. İşçi komite ve konseyleriyle çeşitli devrimci yığın örgütleri bu türden savaşım araçlarıdır.
Emekçi halk kitlelerinin, burjuvaziye karşı mücadele yürüten araçları; eylemde, savaşımda oluşurlar. Başkaldıran halkın organlarıdır ve kitlelerin yaratıcılıklarının ürünüdür. 1871'de devrimle kurulan Paris Komünü, Rusya'da 1905'te oluşumu gerçekleşen, daha sonra 1917 Şubat Devrimi'nde önemli bir rol oynayan ve 1917 Ekim'inde bütün iktidarı alan Sovyetler, 1919-20'de İtalya'da ortaya çıkan Fabrika Konseyleri, işçi sınıfının mücadele organlarıdır, savaşım araçlarıdır. Bu yüzyılın başlarında Latin Amerika'da boy gösteren Riqueteros'lar ile Kürdistan'da şimdi örgütlenen Komün, Halk Meclisleri ve Türkiye işçi ve emekçileri tarafından örülen komite-konseyler ve diğer devrimci yığın örgütlenmeleri isyan eden, ayaklanan kitlelerin mücadele organlarıdır.
Bu örgütsel biçimler çıktıkları her ülkede, emekçi kitlelerin, kendi kurtuluşlarını kendi mücadeleleriyle sağlayacağının bilincine vardıklarının bir göstergesi olmuştur.
Egemen olana karşı kıyasıya bir savaşa girmeden, savaşım organlarını oluşturmadan, isteklerini kabul ettiremeyeceğini her sınıf bilinçli işçi bilir. Emekçiler, burjuvazi üzerinde ciddi bir baskı gücü oldularsa, bunun da ötesinde, kendi kurtuluşları yönünde bir ilerleme sağladılarsa bu, verilen zorlu mücadeleyle gerçekleşmiştir.
Proletaryanın sınıf mücadele araçları, egemen olana, burjuvaziye karşı başkaldırı sırasında, devrimci mücadele sürecinde ortaya çıkarlar. Devrimci koşullar sona erdiğinde, etkinliklerini, çalışmalarını eskisi gibi sürdüremeseler de, geri çekilseler de, yeni bir devrimci yükselişte, yeniden ortaya çıkar ve mücadelede etkin rol oynarlar. Emekçilerin savaşım araçlarının varlığı savaşıma sıkı sıkıya bağlıdır.
Sınıf savaşımı, proletaryanın devrimci iktidarı almasıyla en yüksek noktasına çıkar ve yeni koşullarda yeni durumun karakterine uygun olarak devam eder.
İktidar bir araçtır, bir savaşım aracıdır; sınıfların kaldırılması için işçi sınıfının başvurduğu bir araçtır. Amaç sınıfların ortadan kaldırılmasıdır.
Kapitalist sınıf egemenliğine karşı yürütülen savaşım içinde ortaya çıkan, savaşım sırasında güçlenen ve kendisi de verilen savaşımı güçlendiren ve ileriye taşıyan sınıf savaşımı araçları, devrim hedefiyle hareket etmezlerse, burjuva güçlerin etkisine girmekten, giderek yozlaşmaktan ve kapitalistlerin oyuncağı olmaktan kurtulamazlar.
Burjuvazinin etkisine giren kitle organları, toplumsal ve politik güçleri ellerinde toplayan kapitalist sınıfa karşı bir savaşım aracı olmaktan çıkıp yığınları düzene bağlayan araçlara dönüşürler. Resmi dünyaya karşı halkın başkaldırı organları değil, resmi dünyanın halk üzerinde etkisini sağlayan yoz organlar haline gelirler.
Devrimci mücadelenin ilerlemesini sağlayan araçlar olmaktan çıkıp, emekçilerin mücadelesinin engeli durumuna gelirler.
Kapitalizmin baskısı, saldırıları ve şiddeti iyice yoğunlaştı, sistemin krizi ve yıkımı derinleştikçe, daha da yoğunlaşacaktır. Sömürücü sınıf bu amaçla devlet iktidarını sürekli güçlendiriyor. Sömürücü sınıfın örgütlü gücü olan iktidarının görevi, toplumun esas çoğunluğunu oluşturan ezilen ve sömürülen yığınları, sömürücü sınıfa boyun eğdirmektir. Bu nedenle burjuvazinin baskılarına karşı mücadele, sermayeye karşı mücadeleden ayrılamaz. Burjuvazinin politik baskılarını ve sermayenin emek üzerindeki despotluğunu ortadan kaldırmak, sermayeyi yürürlükten kaldıracak bir devrimi gerektirir. Bu devrimin zaferi ise yığınların devrimci savaşımı ve savaşım araçlarını her yönden güçlendirmesine bağlıdır. Burjuvaziye karşı mücadelede bunun dışında bir yol önermek, kapitalizmin yaşamının biraz daha uzamasına hizmet etmektir.
Toplumun, sermayenin zorbalığı ve egemenliği altında mı kalacağı, yoksa bu mücadelenin emeğin iktidarıyla mı sonuçlanacağı, şiddetlenen ve derinleşen savaşımın sonucuna bağlıdır. İşçi sınıfı, geniş halk yığınlarıyla birlikte hareket ederek mücadeleyi kazanmalı ve politik üstünlüğü ele geçirmelidir. İşçi sınıfının örgütlenmesi ve halk yığınlarıyla gireceği ittifakın, birliğin amacı sömürücü sınıfa karşı verilen savaşımı kazanmak içindir.
İçinden gerçek devrimci partiyi, devrimci komünist partisini çıkaran işçi sınıfı, bu savaşı kazanabilir. Sermayeye, sermayenin baskılarına karşı yıllarca mücadele veren halk yığınları, proletaryanın önderliğinde hareket ederek bu savaşımı kazanabilir.
İşçi sınıfı savaşımı tek başına kazanamaz. Burjuvazinin üzerinde zafer kazanmak için ezilen ve sömürülen kitlelerin geniş kesiminin desteği gerekiyor. Proletarya en geniş kitle desteğini, kapitalizmin onların üzerindeki baskısına karşı çıkarak yanında bulabilir. Proletarya, halk yığınlarına pratik olarak önderlik etmelidir. Pratik önderlik, buradan somut görevler üstlenerek ve sokakta onların yanında yerini alarak başlar. Bu yöndeki çabalar uzun bir dönemi kaplar. Fakat bugüne dek yapılanlar, büyük halk yığınlarını yanına çekmeye, onlarla tam bir kaynaşma ve birlikte hareket etmek için yeterli değildir. İşçi sınıfının eylem kapasitesini, mücadele kararlılığını ve örgütlenme yeteneğini, savaşımı ve savaşım araçlarını örgütleme becerisini en üst düzeye çıkararak bu görevi başarabilir.
İşçi sınıfının diğer halk kitlelerine öncülüğünün diğer bir koşulu, kendi birliğini sağlamasıdır. İşçilerin birliği, pratiğe, eyleme, mücadeleye dayanmalıdır. Birlik, işçilerin sermayeye karşı mücadelede güçlü konuma gelmeleri demektir. Ortak çıkarları ve kolektif gelecekleri açısından yaşamsal bir önemi olduğu içindir ki, işçiler birliğe, mücadele birliğine büyük bir rol biçerler. İşçiler halkın diğer güçlerinden tamamen ayrı örgütlenmelidir. Halk kitleleriyle çeşitli noktalarda ortak platformlara, güç ve eylem birliklerine, kendi örgütlülüğüyle katılmalıdır. İşçi hareketi, içinde yer aldığı geniş birliklerin, hareketlerin içinde erimemeli ve bağımsız sınıfı örgütlüğünü, bağımsız sınıf çizgisini korumalıdır. Proletaryanın bağımsız örgütlenmesi ve bağımsız sınıf çizgisi halk hareketinin ateşleyicisi, örgütleyicisi ve sürükleyici gücüdür.
Toplumun yeni bir temelde, yeniden örgütlenmesi, son derece devrimci bir görevdir. Önkoşulu burjuva egemenliği alaşağı edilmesi olan bir görev. Görevin başarıya ulaşması bir dizi eylemi, altüst oluşu gerektirir. Bu görevin yerine getirilmesinin ne denli zorlu, sancılı ve ısrarlı, inatçı bir mücadeleyi gerektirdiği, şimdiye dek verilen büyük sınıf mücadelesinden anlaşılmaktadır.
Sınıf savaşımını en üst biçimlere çıkarmak için bilinçli bir çaba içinde olmadan; sendikaların, reformistlerin ve diğer uzlaşmacı sosyalistlerin rutin duruma gelen, sadece günü kurtarmaya yönelik biçimde sürdürülen etkisiz, durumu değiştirmeyecek gösteriler, basın açıklamaları ve diğer edilgen etkinliklerle bir devrim gerçekleşmez.
Devrimin koşullarını devrime dönüştürmek, çatışmalarla, eylemlerle, isyan ve ayaklanmalarla dolu devrimci bir süreçtir. Devrimci dönüşüm tam bir devrimci anlayışla yapılmalıdır.
C.DAĞLI






