Saturday, May 19th

Güncelleme:05:44:50 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler C. Dağlı İKTİDAR SORUNU

İKTİDAR SORUNU

 

Bugün işçi sınıfının hareketinin en önemli sorunu, küçük-burjuva uzlaşmacı hareketlerin emekçi kitlelerin dikkatini mücadelenin ikincil sorunlarına çekmiş olmalarıdır. Bu bir sorundur ve aşılması gerekir. Kitlelerin dikkati ikincil ve önemsiz sorunlara değil, sürmekte olan savaşımın asıl sorununa, tayin edici olana, iktidar sorununa çekilmedikçe, proletaryanın tam kurtuluşu hedefi, bir ütopyaya dönüşür.

Emekçi kitlelerin bakış açısı, günlük mücadelenin önemsiz sorunlarının içinde köreltiliyor. Küçük- burjuva reformist ve oportünist platformlar, devrimci bir perspektiften yoksundurlar. Uğruna dövüşülecek politik hedefler, günlük sorunların çözümüyle sınırlı tutulunca, kitlelerin gerçek enerjisi de tam olarak açığa çıkarılamıyor. Emekçi kitleler, devrimci hedefler için tam kurtuluş için dünyanın altını üstüne getirirler. Yani devrimci politik hedefler, kitlelerin enerjisini ve gücünü tam anlamıyla harekete geçirir.

Canlı, dinamik, coşkulu, devrimci kitlelerin hareketi, iktidarın ele geçirilmesine yönlendirilmezse, canlılığını ve heyecanını yitirmesi kaçınılmaz olur. Küçük burjuva uzlaşmacı hareketler, emekçilerin çabalarını ve enerjisini düzen-içi sorunlarla çevreleyerek, kitle hareketini felç etmek için elinden gelen her şeyi yapıyorlar. Burjuvazinin aşırı muhalefet kanadı olma politikasını bir çizgi haline getirdiler. Kitleler mücadeleyi yükselttikçe, onlar da tempolarını artıracaklardır, ancak izledikleri muhalefet çizgisi, onlara hep referans olacaktır. Devrimci mücadele, ancak bu uzlaşma içinde hareket eden çevrelerin dışında gelişebilir.

Emeğin iktidarının kurulması somut bir hedeftir. Devrimle iktidarın alınması bir görev olarak kitlelerin önüne konmadıkça, emekçiler kapitalizmin baskısı ve sömürüsünden kurtulma koşullarına kavuşamazlar. Tersine, düzen içinde boş yere zaman yitirmekten ve burjuvazinin bu durumdan yararlanıp, sarsılan egemenliğini ve konumunu güçlendirmekten başka bir sonuca yol açmaz. Anayasa tartışmaları, iktidar hedefi olmayan küçük burjuva sol hareketin, nasıl burjuvazinin peşine takıldıklarının açık bir örneğidir.

Sınıf savaşımının çok şiddetlendiği, sistemin bunalımının son derece derin olduğu, devrimci hareketin yükseliş içinde olduğu koşullarda, egemenler, egemenliklerini ve ayrıcalıklarını korumak için bazı ödünler vermeyi kabul edebilirler. Yapılan anayasa tartışmaları da burjuvazinin ezilen ve sömürülen kitleleri devrim hedefinden vazgeçirmek için başvurduğu bir yöntemdir. Küçük burjuva sosyalistleri de, sermayenin egemenliğinin pekişmesi anlamına gelen bu tartışmalara büyük bir hevesle katılım sağlıyorlar. Onlar bu tartışmaları “toplumsal uzlaşma” için bir fırsat olarak görüyorlar. Gerçekte ise kitlelerin dikkatini anayasa tartışmalarına yöneltmek, emekçileri devrimden uzaklaştırmayı amaçlayan burjuvazinin çabalarına hizmet etmek anlamına gelir. Devrim ve devrimle iktidara gelme yakın bir hedefken, bu somut hedefi gerçekleştirme görevini kitlelerin önüne koymak yerine, anayasa tartışmaları gibi önemsiz günlük sorunlarla uğraşmak burjuvaziye açık bir destek demektir.

Devrimci işçiler, burjuvazinin, düzenin içinde bulunduğu derin ve yıkıcı bunalımında, kurtulmak için vereceği ödünlere aldanmadan, bütün iktidarı almak için savaşmalıdır. Böylesine devrimci bir süreçte, tam iktidar uğruna mücadelenin belirleyici olduğu bir dönemde, iktidar dışında hiçbir şey, onun amaçlarına yanıt veremez. Leninist Parti ısrarla bunu vurguluyor ve savunuyor. Küçük burjuva sosyalist hareket ise, iktidar mücadelesini uzak geleceğin bir sorunu olarak gördüğü için, iktidar dışında her günlük kazanımı her şey olarak görüyor. Böylece sonuna dek oportünizm bataklığına batmış oluyorlar.

Nesnel koşullar, kapitalizmin uzlaşmaz iç çelişkileri, emekçi sınıfı gitgide eylemlere, çatışmaya ve ayaklanmalara itiyor. Yani nesnel durum, kitlelerin sermaye egemenliğine karşı harekete geçmesinde devrimci bir rol oynuyor. Uzlaşmacı küçük burjuva hareketler ise; ayaklanmış, devrimcileşmiş, devrime yönelen kitleleri, bu hedeften uzaklaştırıp, tekrar burjuva boyunduruğuna almak için gerici bir çaba içinde. Sınıf mücadelesinin gereklerine yanıt veremedikleri ve gelişmeye ayak uyduramadıkları gibi, aynı zamanda işçi sınıfının devrimci sınıf savaşımının karşısına geçmiş durumdalar. Devrimci mücadeleyi sonuna dek götürmek isteyen devrimci marksistlere düşmanlıklarının nedeni bu.

Kitleleri devrime yönelten elbete yalnız nesnel gelişmeler değildir. İnsanların bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve devrimci mücadeleye katılması da, onları devrime yöneltir. Emekçi halkların devrimci eylemleri her gün yeni bir boyut kazanıyor. Tekel işçilerinin eylemleri etrafında oluşan hareket olsun, Newroz sırasında oluşan milyonların hareketi olsun, tam bir patlamadır. Her ciddi eylem ve hareket, kitlelerin gücünü ve enerjisini daha geniş bir şekilde ortaya çıkarıyor. Yapılan bu eylemler, öyle sıradan, basit birer etkinlik olarak görülemez. Yapılan devrimci kitle eylemleri, tarih yapan bir etkinlik olarak görülmeli. Bu topraklarda halkların sokak gösterileri, çatışmaları ve politik hareketleri sıradan bir yaklaşımla başka ülkelerle karşılaştırılmamalı. Burada yapılan eylemler, son derece devrimci nitelikli eylemlerdir. Bu kadar ağır faşist terör altında, hiç eksik olmayan katliam ve saldırılara rağmen gerçekleşen kitle eylemlerinin devrimci anlamı iyi kavranmalı. İktidar bu devrimci eylemlerden ve devrimci kitlelerden çok uzaklarda değildir.

Bütün nesnel ve öznel gelişmeler, devrimi gündeme getirmiştir. Milyonları sokağa çeken, toplumun devrimci dönüşümü hedefidir. Kitleler kendi öz pratiğinden biliyorlar ki, yalnızca bir devrim kendi özlemlerine yanıt verebilir, insanca bir yaşamı gerçekleştirebilir. Devrim sınıf mücadelesinin en yüksek düzeye çıkmasıdır. Devrim iktidar sorununu çözer. Ve sınıf mücadelesi, iktidarın emekçilerin eline geçmesinden sonra yeni koşullarda ve yeni biçimde devam eder. Ancak bu kez politik üstünlük işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin eline geçmiştir. Kitleler özlemlerini ve istemlerini gerçekleştirecek koşullara sahiptir artık. Emekçi sınıf iktidara gelmeden, politik özgürlüğün gerçekleşmeyeceği açıktır. Eylemden eyleme giden kitlelerin özgürlük özlemleri doğru kavranmalıdır. Devrimle iktidara gelmeyi hedeflemeyenler, geniş kitlelerin özlemlerine ve yönelimine ters düşerler. Halen kitlelerin eylemlerine önayak olanlar, aynı konumlarını artık sürdüremezler. Çünkü kitleler iktidar olmak için yoğun olarak devrimci eylemlere yöneliyorlar.

Latin Amerika, iktidarı hedefleyen devrimci halkaların iktidara gelişlerin canlı bir örneğidir. Orada devrimci kitleler burjuvazinin egemenliğini yıkma kararlılığını, ısrarını ve sonuç alıcı örneğini ortaya koydular. Mistik bir anlayışla iktidar sorununun çözümünü belirsiz bir geleceğe ertelemediler. Günlük politik mücadelenin güncel temel hedefi olarak gördüler. Kendilerini muhalefet anlayışına mahkum etmediler. Ayaklanarak, çatışarak, silaha sarılarak aldılar iktidarı. Burjuva egemenliği sınırları içinde kalacak şekilde kendilerini aldatmadılar. Tayin edici savaşı iktidar etrafında verdiler. Tamamen devrimci bir anlayışla hareket ederek iktidarı aldılar. Latin Amerika halklarının tarihsel hareketinin devrimci anlamı ve önemi doğru kavranmalı.

İktidar sorununa yalnızca proletaryanın enternasyonal sınıf savaşımının deneyimleri açısından değil, aynı zamanda bu topraklarda yürütülen güncel sınıf mücadelesinin deneyimi bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Sınıf mücadelesinin tüm deneyimi ve güncel olarak süren varlığı, sınıflar savaşımının gelip iktidar, sorununa dayandığını gösteriyor. Çatışmaların sertleşmesi ve şiddetlenmesi de bu nedenledir. Kitleler artık eski toplumda oyalanmak değil, toplumun devrimci dönüşümünü istiyor. Toplumun dönüşümünü sağlayacak araç ise emekçi halkın eline geçmiş olan devrimci bir iktidardır. İktidar sorunu güncel sınıf mücadelesinin, güncel devrimin can alıcı sorunudur.

İktidar sorununu çözecek olan, sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesi ise bulunduğumuz yerde on yıllardır son derece sancılı ve şiddetli biçimde sürüyor. İşçi sınıfı, emekçi kitleler ve ezilen halklar bu mücadele içinde ayağa kalktı. Devrimci hareket bu gün geniş kitleleri harekete geçirebiliyor. Devrimci mücadele milyonların mücadelesine dönüştü. Kitlelerin devrimci mücadelesi, iktidar mücadelesi küçük burjuva hareketlerin reformist ve oportünist politikaları yüzünden boş yere heba edilemez. Devrimin olanaklarını bir devrime (iktidarın ele geçirilmesine) çevirmek için devrimin tüm güçleri harekete geçirilmelidir. Devrimci durum devrime dönüştürülmeli.

C.DAĞLI