Saturday, May 19th

Güncelleme:05:44:50 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler C. Dağlı HAREKETİN ÖNÜNDE YER ALMAK

HAREKETİN ÖNÜNDE YER ALMAK

Tekelci sermaye egemenliği bugüne dek, işçi sınıfı ve emekçi halk kitlelerinden kaynaklı, sürekli saldırıya uğradı. Saldırılar hem ekonomik, hem politik alanda gelişiyor. Burjuva mevzileri döven eylem bombardımanı giderek daha yoğun ve şiddetli olmaya başladı. Bunlar henüz sonuç alıcı yumruklar değil, asıl belirleyici olanlar önümüzde.

Türkiye ve Kürdistan işçi sınıf ve halklarıyla, burjuvazi ve onun devleti arasında olan çatışmalardır. Çatışmaları yaratan koşullar ve nedenler varlığını sürdürdüğüne, sorunlar daha da büyüdüğüne göre yeni ve daha etkin çatışmaların oluşması aynı şekilde kaçınılmazdır. Emekçi kitlelerin bilincinin keskinleşmesi ve artan devrimci kararlılığı nedeniyle de önümüzdeki büyük kavga önlenemez. Burjuvazi bugüne dek olanları önleyebildi mi? Oysa ki, kitlelerin gelişen devrimci hareketini ezmek için, faşist devlet terörü sınırsızca uygulandı. Fakat hiçbir sonuç alınmadı. Yüzbinlerin 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmasını durdurabildi mi? Milyonların Newroz'a akmasını engelleyebildi mi? Alevilerin çok büyük güçler halinde sokağa çıkmasına karşı koyabildi mi? Bugüne değin önleyemedi, bundan sonra da önleyemez. Egemenler ne yaparlarsa yapsınlar, kitleler devrim yolunda ilerlemeye kesin kararlılar.

Bu topraklarda işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların günlük mücadeleleri bütün zamanlarda sert, şiddetli ve çatışma içinde geçmiştir. Emekçilerin ekonomik haklar ve demokratik kazanımlar için giriştiği her eylem, burjuvazinin son derece şiddetli ve vahşi saldırılarına uğramıştır. Emekçi hareketi devamlı düşman saldırıları altında yürümek zorunda kalmıştır. İşçi sınıfının toplumsal kurtuluş mücadelesi, Kürt halkının ulusal, sınıfsal (toplumsal) kurtuluş mücadelesi, öncekileri aşan burjuva saldırılarıyla karşılaşmıştır. Burjuvazinin egemenliğine, kapitalist düzene karşı gelişen her devrimci eylem karşısında burjuva kudurganlığı en üst düzeye çıkmıştır. Şimdiye kadar sürüp gelen savaşımın çok daha ileri düzeye çıktığı yeni bir döneme girilmiştir. Asıl büyük gök gürültüsü bundan sonra.

Politik olayların gidişi ve sınıf mücadelesinin gelişimi bu yönde. Tekelci sermaye ve faşist devlete karşı gelişen olaylarda belirgin bir artış var. Olayların devrimci biçimde gelişmesi yeni bir durum değil, öteden beri yaşanan bir gerçekliktir. Devrimci mücadele öyle gösterilmeye çalışıldığı gibi sınırlı, cılız, gelip geçici değil ; genel, güçlü ve süreklilik gösteriyor. Politik alanda ve pratik mücadele sahasında olup bitenler, sınıflar savaşımının hangi düzeye çıktığına dair bize kesin bir düşünce veriyor. Teorik, politik ve pratik mücadele donanımı nedeniyle işçi sınıfı, büyük kapışmaya daha ileri düzeyde giriyor. Sadece genel devrimci sınıf niteliği nedeniyle değil, daima canlı tuttuğu devrimci mücadele gelenekleri nedeniyle sonuç alıcı bir atak içine girmiş bulunuyor.
Leninist Parti'nin işçi-emekçi kitlelerin içinde güçlenmesi, ideolojik, politik etkisinin artmasının anlamı, burjuva toplumun büyük alt-üst oluşlara sahne olacağıdır. Gerçek proleter devrimci partinin etki alanının genişlemesi ve emekçilerin en ileri kesimlerini çekmesi, ezilen ve sömürülenlerin burjuva sistemin ötesine geçmek istediğini, bu yönde bir cesarete ve militanlığa sahip olduklarını açıklıyor. Emekçi kitlelerin Leninist Parti'nin önderliğinde hareket etmesi, sınıflar savaşımının son ve tayin edici etaba girmesi demektir. Süreç bu yönde boyutlanıyor.

Burjuvazi gelişen devrimci süreci tersine çevirecek durumda değil. Tüm politikası ve pratiğiyle devrimci süreci keskinleştirmekten, devrimci bunalımı derinleştirmekten başka bir şey yapmıyor. Emek-sermaye çatışması zorunlu olarak çok daha ileri noktaya doğru gider. Halk kitlelerinin en temel sorunları çözülmedi. Çözülmediği gibi gitgide büyüyor. Burjuva sistemin kendi gelişmesi sorunun çözümünün, varolan toplumun yerini yeni ve daha ileri bir topluma bırakarak bulunabileceğini kanıtlıyor. Bu yöndeki düşünce ve bilinç yığınlar içinde yayılıyor. Devrimci proletarya partisinin düşüncelerinin, sosyalizm fikirlerinin daha fazla taraf bulması bunu gösteriyor.

İşçi sınıfının ve diğer emekçi kitlelerin mücadelesi yalnızca düşünsel bakımdan değil, aynı zamanda pratik olarak da devrimci bir doğrultuda gelişmiştir. Mücadele devrimci hareketin, süreklilik kazanan çalışması sonucu gerçek anlamda devrimci mücadele biçimini almıştır. Sınıflar mücadelesinin geldiği momentte esas sorun, mücadeleyi, emeğin iktidarını gerçekleştirmek hedefiyle yoğunlaştırmak ve yönlendirmektir. Büyük devrimci kavganın ertelenemez, ivedi ve kesin hedefi bu olmalıdır.

Kitlelere, kurtuluş hedefleri doğrultusunda bir bilinç berraklığı kazandıran marksizm-leninizmdir, sınıfın devrimci partisidir. Hareket devrimci marksizme dayanarak bugünkü ileri noktaya geldi. Buradan hedefine devrimci komünist çizgiyi izleyerek varacaktır. Küçük burjuva çevreler yüreksizce reformist ve oportünist bir zeminde hareket edip, burjuvaziyle uzlaşma içine girerken devrimci marksist parti olan Leninist Parti, yüreklice devrimci bir temelden hareket etti. Burjuva düzenle kurdukları kölece ilişkiyi koparmayı göze alamayanlar iktidara yürüyemezler. İktidar hedefi

yönünde yürüyenler, her şart altında proleter devrimci bir çizgi takip eden gerçek devrimci güçlerdir.

Devrim hedefinin gerçek olması için nesnel gelişmeler ve sınıf savaşımı, her kez bize yeni olanaklar sunmaktadır. Ortaya çıkan koşulları ve olanakları iyi değerlendirmeliyiz. Tekelci kapitalist düzenin içine girdiği büyük çöküş, yıkıcı ve derin bunalım, ortaya çıkan devrimci politik durum, işçi sınıfı, yoksul köylülük ve diğer emekçilerin aynı egemen sömürücü güce karşı ortak hareket etmesinin ve kaynaşmasının koşullarını yaratmıştır. Sözünü ettiğimiz koşullar emekçilerin tekelci sermayeye karşı mücadele birliğinin ön koşullarıdır. Halk kitlelerinin, işçi sınıfının önderliğinde ve etrafında toparlanmasının koşullarının oluşması, devrimin gerçek koşullarını oluşturur. Proleter komünistlerin görevi, devrimin koşullarını devrime dönüştürmektir.

Devrimci yükselişin hızlandığı, yığınsal savaşımın arttığı, sınıf mücadelesinin yeni bir döneme girdiği -son ve tayin edici kavga- bu süreçte proletaryanın savaşan partisinin, öncü müfrezesinin rolünün ve öneminin öne çıktığı çok açıktır. Çünkü sorun eylem halindeki yığınlara iktidar hedefini -yakın bir hedef- gösterme, bu yönde yönlendirme, kısacası hareketi teorik, politik, pratik olarak başarıya götürme sorunudur. Yığınlar koşulların etkisiyle kendiliğinden ayaklanıp, devrim başlatsa da, devrimin zafere ulaşması ancak politik öncünün önderliğinde gerçekleşebilir.

Devrim mücadelesi büyük bir atakta, devrim dalgası durmadan yükseliyor; devrim gün gün büyüyor. Burada can alıcı sorun, mücadelenin neresinde yer alacağındır. -Evet, asıl sorun mücadelenin önünde mi, yoksa gerisinde mi yer alacağındır- Proletaryanın öncü partisi hareketin önünde yer almak için çaba göstermelidir. Hareketin başarısı buna bağlı olduğuna göre devrimci yükselişin önünde olmak bir ölüm-kalım sorunudur.

Yükselen, kabaran devrim dalgası herkesi kendine çekiyor ve etkiliyor. Devrim dalgası reformist ve oportünist hareketleri de etkiliyor ve harekete geçmelerini sağlıyor. Ama onlar, gelişen devrimci hareketin ardından sürükleniyorlar. Süratle gelişen devrimci hareketi karşılayacak stratejiye, taktiğe, politikaya ve yeteneğe sahip değiller. Devrimci yükselişin doğru bir çözümlemesini yapamayan, bu yükselişte bir devrimin gelmekte olduğunu göremeyen bir politik hareket, kitlelere önderlik edemez. Kitleler her gün sermaye ve devletle çatışma içinde, çatışmalar durmadan yayılıyor ve sertleşiyor. Daha küçük çatışmalar giderek yerini daha büyük çatışmalara bırakıyor. Daha büyük çatışmalarda etkin olmak, son ve kesin savaşımda sonucu belirlemek için bugünkü çatışmalarda önemli bir rol oynamak gerekiyor. Savaşımın sonraki etaplarında yer almak bugünkü etapta başarılı olmaya bağlıdır. Buradan da apaçık olarak anlaşılacağı gibi bugün hareketin önünde yer almak, emekçi sınıfın geleceği için yaşamsaldır.

Kitlelerin mücadelesine önderlik etmek, her şeyden önce, onlarla sıkı bir ilişki içinde olmayı gerektirir. Kitlelerin her mücadelesinde yer almak, dürüst, mücadeleci yığın önderlerini partili mücadeleye kazanmak ertelenemez, ivedi devrimci görevdir. Leninistler bu yönde belli bir yol aldılar ve her tarafa yetişmeye çalışıyorlar. Fakat koşullar daha fazlasını istiyor. Bu durumda sınırlı ilişkilerle yetinilemez. Dışımızdaki gelişmelere ve sınıf mücadelesinin yeni dönemine yanıt verecek bir çalışma tarzı zorunludur. İşte o zaman son ve belirleyici mücadelede zafer proletaryanın olacaktır.